Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Erdoğan’ın yapması gereken

Rencide olmuş.
Yemin billah ediyor, darbe yapma emrini kendisinin vermediğini söylüyor.
Yandaşlarının “muhterem hoca efendi” diye andığı, TC nüfus kaydında yazan ismiyle Fettullah Gülen.
Basit bir cami imamıyken, gözyaşları içinde hönkürerek, salya-sümük ağlayarak verdiği vaazlarla taraftar toplayan, sonra bu taraftarlarla birlikte onların deyimi ile “Gülen cemaatı” hukuksal deyimi ile Gülen tarikatı kuran kişi.
Atatürk tarikat ve tekkeleri kapattığında bunlardan yüzlerce vardı.
Ve her biri yeni kurulan cumhuriyet için ciddi bir tehdit idi.
Çünkü padişahlığın ve halifeliğin artığıydılar.
Eşit yurttaşlara, hukuka, demokrasiye ve çağdaş uygarlığa dayanan cumhuriyete inanmıyorlardı. Her fırsatta onu yok etmeye çalışıyorlardı.
Recep Tayip Erdoğan’a kadar doğru ya da yanlış yöntemlerle bu tarikatlarla mücadele edildi.
Erdoğan’dan sonra bu tarikatlar camilerden çıkıp yaşamın her alanını ele geçirmeye başladılar.
Basın, bankalar, şirketler, kurdukları okullar aracılığı ile yargı, asker ve bürokrasi.
Herkesin gözetmek zorunda kaldığı bir güç haline geldiler.
Erdoğan’ın bile.
Erdoğan, bunların düzenlediği ve yüz binlerce kişinin katıldığı toplantılara gidip nutuk attı.
“Hoca efendiye” övgüler düzmek zorunda kaldı.
Ta ki nereye kadar.
Erdoğan’ın elindeki gücü almaya çalışmalarına kadar.
Bunu yaptıkları an aralarında kavga başladı.
Kavganın son ve en rezil perdesine cuma akşamı tanık olduk.

***

Fetullah Gülen tarikatı gibi faaliyet gösteren onlarca tarikat vardır Türkiye’de.
Türkiye’yi şuan yönetenler, aynı kültürden geldikleri için buna ses çıkarmazlar ve hatta destek verirler.
Fakat bu durum Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine ve anayasasına aykırıdır.
Laiklik Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden biridir ve anayasanın temel maddelerindendir.
AK Partili Meclis başkanı “ben laikliğe inanmam” diyor.
Bir tarikat üyesi olması muhtemel bu şahıs hala TBMM başkanlığı yapabiliyor.
Ve Türkiye hızla sürükleniyor.
Atatürk’ün hayatı boyunca mücadele ettiği şeyhler, şıhlar ve tarikatların egemen olduğu bir düzene doğru sürükleniyor.
Bunların neye teşebbüs edebileceğini cuma akşamı hep birlikte gördük.

***
Son söz şudur ki cuma akşamı büyük bir felaket yaşandı. Bundan çıkarılacak ders ne olmalıdır?
Türkiye Cumhuriyeti kuruluş ilkelerine geri dönmelidir.
Çağdaş bir anayasa altında vatandaşların tümünün eşit olduğu, demokrasinin hakim olduğu, hukukun üstün olduğu din ile devlet ve hatta din ile muhtarlık işlerinin bile birbirine karıştırılmadığı bir yönetim oluşturulmalıdır.