Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

ERCİYES’İN DORUKLARINDA KIBRIS

“İşte Kıbrıs Türkü’nün misyonerleri” diye geçirdim içimden.

Gökyüzüne bir kandil gibi asılmış dolunay vardı ve şehirde bir baştan bir başa dualar aksediyordu.
Yeşil şerefeli minarelerden durmaksızın ilahiler yükseliyordu.
Tam karşımızda tüm heybetiyle Erciyes.
Hala doruklarında karlar var.
“100 kilometreyi aşkın pistiyle ve 10 bin yatağa yaklaşan tesisleriyle Davos’la yarışacak bir ortam yaratıyoruz” dediğinde vali, hepimizin dudağına müstehzi bir gülümseme yerleşti.
“Davos ile yarışmak” büyük bir iddia…
Aklımızdan geçenleri okumuş gibi “Daha 3 sene öncesi 300 yataklı basit bir kayak merkeziydik” deyiverdi.
Şimdi ulaşım olması halinde Türkiye’yi ziyaret eden 35 milyon turistten ciddi pay alabileceklerini düşünüyorlar.


Kayseri…
Bir milyon nüfusu ile Anadolu’nun ortasına sıkışmış bir Anadolu Kaplanı.
Geleneksel tarım yeni yeni sanayiye dönüşmeye başladı. Fert başı milli gelir arttı.
Şimdilerde ise Kuzey Kıbrıs’la entegre bir turizm hamlesi yapmaya hazırlanıyorlar.
Yazlarda Kuzey Kıbrıs’a, kışlarda Kayseri Erciyes’e.
Şehirde mantar gibi çoğalan büyük AVM’ler, 5 yıldız kalitesinde hizmet veren ve dışarıdaki muhafazakar yapıya rağmen kendi dünyasal düzenlerini kuran oteller, birçoğumuzu kıskandıracak denli düzenli ve temiz bir kent hizmeti.
Kayseri, makus talihini turizmle kırmak istiyor.
KKTC’nin partneri olarak.
50 dakikada Kıbrıs’a ulaşıp Akdeniz ile buluşmak gerisin geriye Kıbrıs Türkü’nü Erciyeslerde misafir etmek.
Temmuz başı itibarıyla Borajet haftanın 3 günü Kayseri ile Ercan arasında uçmaya başlayacak.
Ve böylece bir hayalin temelleri atılmış olacak.

***

“İşte Kıbrıs Türkü’nün misyonerleri” diye geçirdim içimden.
40 dakikalık Ercan-Adana uçuşundan sonra 4 saatlik bir kara yolculuğuna maruz kalmanın yorgunluğu, surlarla çevrilmiş eski şehrin bir köşesine inşa edilen Hilton Oteli’nin konferans salonunu görür görmez bir nebze dağıldı.
Zaten otelin lobisinden itibaren en güzel sahillerimiz, tarihi yerlerimiz, otellerimiz ve yemeklerimiz sarıp sarmaladı bizi.
Konferans salonu profesyonel ellerin dizayn ettiği aşikar olan bir şıklıkta baştan aşağı Kıbrıs’la bezendi.
Mulihiya ayıklayan kadınlar, güneşin batımıyla kızıla bürünmüş Ayfilon ve tüm sempatikliğiyle Karpaz eşekleri.
Onlarca otelin muhteşem plajları ve Büyük Han’da kahve içen turistler.
Cumartesi günlerinin Büyük Han müdavimleri arasında olan Süleyman Ergüçlü ile Mehmet Moreket “Turistlerden bize yer kalmayacak” diye mırıldandılar.
Ama herkes bu Anadolu şehrinde Kıbrıs’ı yeniden yaşamanın mutluluğundaydı.
Akgünler Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Dimağ Çağıner, Borajet uçuşlarıyla birlikte yaratılacak turizm hareketliliğini anlattı yalın bir dille.
Onlarca turizm acentesi yetkilisi dikkatle dinlediler.
Vali, övgü dolu sözler söyledi bu operasyon için.
Ve ben “İşte Kıbrıs Türkü’nün turizm misyonerleri” diye geçirdim içimden.
Dünyanın her yerinde ve en zor noktalarında Kıbrıs’ı tanıtmak ve pazarlamak için olağanüstü bir gayret sarf ediyorlar.
Bu ülke eğer kalkınacaksa turizmiyle kalkınacak.
Boşuna “lokomotif sektör” denilmedi.
Eğer Kıbrıs Türkü kendi ayakları üzerinde duracak bir yapı kurabilecekse işte böyle olacak.
Adeta misyoner inanmışlığı ve çalışmalarıyla.