Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ercan’dan Lefkoşa’ya… Turizmin utancı

“Bölünmüş yol”…

“New Jorsey Korkuluğu…”
Dedikçe, siyasetçinin kolları kabarıyor, ağzı doluyor…
Antalya’daydım…
Pazar sabah 07.30’da adaya döndüm…

Uçağın kapısı açıldı…
İçime bir huzur doldu…
“Oh be memleket kokusu gibi yok”… dedim…
Sıraya girdim…
İşlemimi yaptım…
10- 15 dakika kadar valizimi bekledim…
Sonra dışarıya çıktım, aracıma bindim…
Ödeme noktalarını da geçtim…
Her şey yolunda…
Ercan’ın önündeki çemberi geçer geçmez…
Bir pis koku…
İğrenç bir koku doldu ciğerime, kapattım aracın camını…

Sonra refüj arasına takıldı gözüm…
Hemen gözlerimi kapattım…
Sapsarı otlar bürümüş orayı…
Sonra o yolda geçenleri düşündüm…
Büyük büyük otellerin müşterileri, her gün yüzlerce…
Sonra da sordum, “Yahu protokol geçmiyor mu buradan?”
İmajımız budur işte…
“Mutsuzluğun resmi” ile karşılıyoruz her gün binlerce insanı…
Ercan’ın içindeki değişim, dışına yansımamış…

Ve refüje bakmamak için kapadığımda gözümü, bir hayal canlandı…
Rengarenk çiçekler…
Refüjden yola sarkıyor…
Belli aralıklarda turunç ağaçları…
Mis gibi narenciye kokusu…
Sonra tekrar açtım…
Şaka mı bu?
Bir refüjün bakımını yapamadık…
Bazı belediyelere ait girişler dışında, çiçek görmeniz mümkün değil…
Ve Ercan’dan Yonca Kavşağı’na… Oradan Lefkoşa’ya yeşil yok…
Zaten “çiçek istemesin” diye, çemberleri de beton yığınına çevirmişiz bir çok noktada…
Ve soruyorum:

Turizm Bakanlığı…
Karayolları dairesi…
Turizm şirketleri…
Otel sahipleri…
Ercan’ın yeni işletmecileri…
Değirmenlik Belediyesi…

Bu yola hanginiz talip olacak?
Turizmin bu ayıbını hanginiz ortadan kaldıracak?
Bu yol, hepimizin ayıbıdır…
Refüj leş gibi…
Pislik bir görüntü…
Üstüne dereden gelen lağım kokusu…
İstanbul Atatürk Havaalanı’na girerken…
Ankara Esenboğa Havaalanı’na girerken ya da çıkarken ne görüyorsunuz?
Ercan’a giderken ve gelirken ne görüyorsunuz?
Gerçekten utanç duydum…
Bu ayıp, hızla artan turist sayısı ile daha da üzücü bir hal alıyor…
Yazık…
Büyük büyük işlere dalan, büyük adamlar, bu gibi küçük işleri umursamıyor bile…

***
Hep kuyruk hep kuyruk…

Güney’e geçiş kapıları, özellikle Lefkoşa’da tam bir eziyete döndü…
Bir kuyruk Kermiya’da, diğer kuyruk Arasta’da…
Ama özellikle araş geçişlerinde, eziyet daha da büyüyor…
Önce personel sıkıntısı dendi…
Polislerin yerine, sivil görevliler kapılarda göreve başladı.
Ancak, “güvenlik” öne sürülerek, bu kez de uygulamalar değişti.
Bu da ciddi zaman alıyor.
Zaman demek, kuyruk demek…
Kermiya’da, araç kapıya gelmeden işlem yapılmıyor…
Araç gelecek…
Aracı da polis değil, geçiş işlemini yapan memur görecek…
Kuyrukta bekle…

Sonra güneye geçerken, Elinde bir kalem, bir kağıtla sadece plakanı yazsınlar, elindeki kimlik KKTC ya da Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ait olsun, sadece baksınlar ve geç…
Bu hal, hal değil…
Görevlinin de, vatandaşın da mutsuz olduğu bir yöntem, sınır kapılarında milleti çıldırtıyor…