Hani dün demiştik ya, Ercan konusunun tüm yönlerini içeren bir hükümet politikası oluşmalıdır diye, işte bunun gerekliliğini ortaya koyan bir açıklama da, Taşyapı’nın dışladığı Terminal Yapı şirketinden geldi…
“İhaleyi ortaklığımız aldıktan sonra Ercan havaalanının İşletme Haklarının devrini almak üzere kurulmuş olan T&T şirketininin en başından başlanarak ihale şartnamesi, ekleri, şirket ana sözleşmesi ve tüzükleri dâhil ihale sürecinin tüm aşamalarının denetlenmesini istiyoruz. Ulaştırma Bakanı’nın da dile getirdiği gibi, Ercan'da her şey yasal mevzuat, ihale şartnamesi ve tüzüklere uygun bir şekilde yürümesi sağlanana kadar gerekirse kayyum atanmasını istiyoruz".
Ya bu sözleşme devam edecek, ya da iptal edilecek. Denetimin sadece inşaat, uluslararası kurallar v.s açısından yapılması artık yeterli değil. Çünkü iyi niyet ortadan kalkmış durumda. Zaten böyle bir ihale, iyi niyetle falan yürümez. Yasalarla, kurallarla yürür. Şu ana kadar da devletimizin ve özellikle sözleşmeyi hazırlayanların maşallah bunlara fazlaca takıldığını söyleyemiyoruz…
Hepsinden de önemlisi, sözleşme; ihale şartnamesine bile uymuyor. Terminal Yapı’nın denetlensin dediği de bu. Adam kafasına göre ortağı, ortaklıktan atıyor, sözleşmede bunun bir yaptırımı yok… Yine aynı şeyi söylüyorum; sanki bu sözleşmenin içinde, birileri yararlansın diye özel boşluklar bırakılmış gibi…
Terminal Yapı, dış hizmet alımıyla gerçekleştirilmesi düşünülen denetime de açıklık getiriyor ve yapılacak denetimin Uluslararası Sivil Havacılık Sözleşmelerinin gereği olduğunu vurguluyor.
Haydi Bakanlar Kurulu, elden gidenlere bir yenisini daha ekleyenlerden olmak istemiyorsanız, acele toplanın ve bir politika belirleyin. Yazık oluyor…
OKUR UYARIYOR
KONU: 13. MAAŞ ve KIBRIS TÜRK’ünün İFLAH OLMAZ YAPISI… 13. MAAŞ'ın ne zaman alıncağı yerine; bu MEMUR odaklı ülkenin sürdürülemez ekonomisinin ne zaman düzeltileceğini de bir sorgulayabilsek… Ve bu memur ODAKLI yapımızın tümden yanlış olduğunu görebilsek… Eğer bu şekildeki bir memur oranıyla devam ederse; KKTC'nin hiçbir zaman kendi ayakları üzerinde DURAMAYACAĞINI bir anlayabilsek…!!!! HALK POLİTİKACI'nın YALAKASI… POLİTİKACI HALK'ın YALAKASI… Memleketin geleceğini düşünen yoktur… Tek düşündükleri GÜZELYURT ve MARAŞ'ı verip daha da memur refahı yaşayabilmek… Onun yerine; MARAŞ ve GÜZELYURT ile nasıl para kazanabilirim mantığını oturtamayan ACİZ mantığa acıyorum… Plansız bir şekilde Yabancı’ya (ki Yahudi ve Rus ağırlıklıdır) sorgusuz sualsiz ve kontrolsüz bir biçimde; Hiçbir planlama olmadan mal satan ve sattıran zihniyetlere acıyorum… Acıyorum herkese… Kimse kusura bakmasın… 40 yaşına gelip ANA-BABA parasıyla geçinen ÇOCUK RUHLU BÜYÜKLER'e acıyorum… Saat 2.30 (3.30 olsun değil çünkü 2.30'da daireler boşalır) olsun da çocukları alıp DENİZ'e gitme mantığına acıyorum… Tek düşüncenin pazar gün KEBAP yapabilme umuduyla geçtiği haftalara acıyorum… Hepinize acıyorum… 🙂 Aytaç Ali BAKLACI
YERİN KULAĞI VAR
SU KRİZİNDE SONA GELİNDİ:
Arap saçına dönen su krizinde mutlu sona yaklaşıldı. Bu hafta içerisinde Türkiye ile su konusunda yaşanan krizin tatlıya bağlanacağı ve sorunun sonlandırılacağı yönünde gelişmeler var. Krizin, her iki tarafı da memnun edecek bir şekilde çözüleceği, tarafların suyun hem yönetimi, hem işletmesi konusunda mutabakata vardıkları belirtiliyor. Keşke bu sorun bu kadar uzamasaydı ve ilk günden bu krizi topluma yaşatmasalardı…
TEK PARTİ YERİNE…:
Tuğrul Türkeş, açık yüreklilikle bir cümle kurmuş; “Kıbrıs’taki koalisyonu bozma niyetimiz asla yoktur. Müzakerelerin olduğu bir safhada belki de tek parti yerine iki büyük partinin güçlü bir koalisyonla KKTC’yi yönetiyor olması bizim memnuniyet kaynağımızdır”… İşaret ettiği bu paranoya maalesef bizde var. Kendi yönetsel beceriksizliklerimizi Türkiye’ye yükleriz. Asimile edecek, hükümeti bozacak, şu bu… Mesele ortada; kolaycılık mı desem, paranoya mı…
BAŞKA ŞANSI YOK:
Su ve Türkiye’yle imzalanması beklenen ekonomik protokol konusunda UBP’den farklı düşünmediklerini belirten Serdar Denktaş, olası bir koalisyon için yeşil ışık yaktı. Zaten başka şansı da kalmadı. Partinin içi cadı kazanına döndü, milletvekilleri Denktaş’ı koltuktan etmek için fırsat kolluyorlar. Denktaş’ın bu krizi aşmak için tek şansı, partisini hükümete taşımaktır. Yoksa gelecek, kendisi için pek parlak görünmüyor…
NASIL ÖDEYECEK:
13. maaşları ödemekte zorlanan hükümet, iki hafta sonra Şubat ayı maaşlarıyla birlikte %4.3 hayat pahalılığını da ödemek zorunda kalacak. Bu da maaşlara 10-12 milyon bir fazlalık getirecek. Herhalde önümüzdeki bir iki ay, Maliye açısından oldukça sıkıntılı geçecek. Ne diyelim, Allah Maliye Bakanı Özgür’ün yardımcısı olsun, işi oldukça zor…
BESKİ BİTTİ Mİ:
Su yönetimi konusunda kurulan BESKİ’de ayrılıklar, artık su yüzüne çıktı. UBP’li belediyelerden sonra, CTP’li belediyeler de bu işin olmayacağını görerek, BESKİ’ye verdikleri desteği geri çekmeye hazırlanıyorlar. Zaten kurulduğu günden berdir kamuoyunda da gerken desteği görmeyen ve toplumda yeterli güveni sağlayamayan BESKİ çatısı altında, sadece Gönyeli ve Lefkoşa belediyeleri kalırsa hiç şaşırmayın…
TOPLUMSAL AYIP:
Dün, Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın dördüncü ölüm yıldönümüydü. Bir kez daha Denktaş için yapılması planlanan ve yarışmaya çıkılan anıt projesi de kaynak sıkıntısı nedeniyle, bir türlü hayata geçirilemiyor. Denktaş’ın fikirlerine katılır veya katılmazsınız ama, Kıbrıs Türk mücadele tarihinde önemli bir yeri olan birisi için, bir anıt mezar yapmaktan aciziz… Bu da toplum olarak hepimizin ayıbı…
ZİRVEDEKİLER
Mustafa Akıncı: Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ölüm yıldönümünde en güzel cümleyi Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı kurmuş; “Rauf Raif Denktaş çalkantılı bir konjonktürde adadan silinme tehdidiyle karşı karşıya bırakılan Kıbrıslı Türklere siyasal önderlik yapmış önemli bir kişilikti… Denktaş’ın müzakerelerde elde ettiği uzlaşı ve kazanımlardan yararlanıyoruz…” Kısa ve öz…
DİPTEKİLER
Cılkı Çıkan Bürokrasi: Piyangolar Dairesi’nde yolsuzluk… Yine çalkantılar, yine linç merakı, yine şov merakı… Yeni Müdür eskisini, eskisi de yenisini suçluyor. Benim bildiğim eskiden resmi açıklamaları müdürler, müsteşarlar değil, siyasiler yapardı. Durun be kardeşim, hem konu denetime gitmiş zaten, bekleyin, konuşmayın. Tuttuğunuz koltukları babanızın evinden getirmediniz. Devletin de bir ciddiyeti var. Bu ne…
































