“Ne Rum’a yama ne de TC’ye vilayet olma siyasetimiz var. Cenevre’de uzlaşma mümkün olmazsa KKTC demokratik, laik, özgür bir şekilde yoluna devam eder.”
…
Bu sözler Cenevre’ye giderken söylendi.
Vilayet milayet dendiğine göre, bir bilinen veya bilinmeyen var…
…
Metin Münir’in, Erdoğan’ın Kıbrıs’a bakış açısını ve gönlünde yatan aslanı ele alan yazısı sürpriz değil.
Fetihçi zihniyetin Kıbrıs’a olan bakış açısı birçok kez yazılmıştır.
Ancak yeni olan şey, KKTC’nin Türkiye’nin bir vilayet haline gelmesi yolunda Erdoğan’ın bu niyetini bazı Kıbrıslı Türk siyasi liderlerine söylemiş olmasıdır.
O zaman bazı siyasi liderlerin Cenevre’ye çözüm için gittiklerine dair yaptıkları açıklamalar,
Halka gerçekleri kamuflajdan başka bir şey olamaz eğer bunlar doğruysa…
…
1974 Temmuz’u bayağı ısınmıştı.
Komşuda bir şeyler kotarılıyordu ama kimse bunun farkında değildi.
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dibine kezzap suyu dökmeye hazırlanan EOKA B, darbe hazırlıklarını tamamlamak üzereydi…
…
O sabah,
Lefkoşa silah sesleri ile uyanmış,
Türk ahali sınır kapılarına dayanarak uzaktan-yakından gelen top ve silah seslerini dinlemekteydi.
Az sonra Samson radyoya çıkacak ve darbenin gerekçelerini açıklayacaktı…
…
Makarios devrilmiş ama kaçmasını becerebilmişti…
…
15 Temmuz’da gerçekleşen darbe, anayasal düzeni bozmaya yönelikti…
…
Neticede, Türkiye anayasal düzene darbe yapıldığı ve Enosis’e kapı açıldığı gerekçesi ile müdahale hakkını kullanmıştı…
…
Böylece haritanın kendisi, dağlar, ovalar, ağaçlar ve denizler ikiye bölünmüştü.
…
Güneyde darbeciler yenik düşünce,
Makarios da tekrar makamına gelmişti.
Görüşmeler başlayacak, doruk antlaşmalarına imza konacaktı.
Bütün mesele tekrardan anayasal düzeni yerli yerine oturtmaktı…
…
Olmadı.
Her şey birike birike günümüze kadar uzandı…
…
Ne hal ise, Türk tarafının (Başta TC) biriktirdiği her şey gün geldi aleyhine kullanıldı.
Hatta ne gariptir ki elde edilen her şey kendisine yetmedi…
…
Şimdi de yetmiyor.
Duyumlar ve yazılıp söylenenler doğru ise Kıbrıs’ın bütünü değil,
Bir yarısı fetihçi zihniyet tarafından “ilhak” edilmek isteniyor.
Mesele Başkanlığı pekiştirmek için bir kahramanlık hikayesi daha yaratmak(mış)…
…
1974 faşist darbesi Türkiye’ye müdahale hakkı tanımış,
Diğer garantörler kıllarını bile kıpırdatmamışlardı…
…
Denildiğine göre,
Zaten önceden kestirilmiş bir senaryoydu…
…
Ama fetihçi zihniyetin ilhaka kalkışması halinde,
Diğer garantör ülkeler yine mi kıllarını kıpırdatmayacaklar?
Müdahale hakların kullanmayacaklar mı?
Bu hesaba katıldı mı?
Yoksa bir senaryo daha mı var?
…
Şu Kıbrıs’ın çilesi…
…
Önce EOKA’cılar yapmıştı “ilhak” darbesini,
Memleketin bir yarısına.
Şimdi diğer yarısına,
Fetihçiler mi yapacak?
…
Bu zihniyete de Enosis’çi denebilir mi?
































