Dolar son zamanlarda tüm zamanların rekor yükselişini yaşarken enflasyonumuzda son zamanların rekor yükselişini yaşıyor. K.K.T.C.’nin Türk parasını kullanması ve toplam ithalatın %70’e yakın bölümü Türkiye Cumhuriyetinden olması dolaysıyla enflasyon ithal eden bir ülke durumundadır. K.K.T.C kendi yıllık toplam enflasyon rakamı içinde kendi payı aylık %3 civarındadır. Yani ithal enflasyona aylık %3’de biz yaratıyoruz. Dolayısıyla Türkiye’deki politikalar bizi direkt etkiliyor. Bu yüzden enflasyona da bakarken Türkiye’deki uygulamalara finansal ve ekonomik politikalara bakmak lazım gerek Türkiye Cumhuriyeti gerekse Kuzey Kıbrıs çift para düzeni içinde bulunan bir ekonomiye sahibiz. Yani hem yüksek miktarda döviz kullanıyoruz hem de milli paramız Türk lirası çift para düzeni içinde bulunan ekonomi maliyet enflasyonu yaratmaktadır. Bu ise kur artışlarından kaynaklanan bir unsur. O zaman faizlerin düşürülmesi önce kurları ardından da enflasyonu tırmandırır. Demek ki bizim yaşadığımız yüksek enflasyon kurların artışından dolayı yaratılan maliyet enflasyonudur. Bu bir hata yani faizlerin düşürülmesi ve Türk parasının daha fazla değersizleşmesinden dolayı Yabancı paralar karşısında değer kaybetmesi bugün yaşadığımız enflasyonun bir sebebi. Bu hata devam etmekte ve enflasyon kalıcı hale gelmektedir. Bu durum insanların fiyatların yükseleceğine karşı duydukları inanç sonucu ileride doğacak ihtiyaçları için bile şimdiden alıma geçmeleri sonucu talep de aynı zamanda artmış olmaktadır. Bu durum ise hem maliyet hem de talep kaynaklı enflasyon olmakta ve enflasyon kendi kendini besler bir hal almaktadır.
Enflasyon ithal eden bir ülke olarak biz ihracatçı ülkedeki programa baktığımda risk priminin gidişatına, faizlere, finansal politikaların önümüzdeki dönemde de enflasyonda düşüş sağlayacak bir politik yaklaşım görmüyorum. Aksine kur kaynaklı maliyet enflasyonuna talep yönlü katkı da olacağından enflasyonun düşmeyeceği aksine artma yönlü risklerin olduğu bir durum ortaya çıkacağı bir zamana gireceğiz.
Bize enflasyon ihraç eden Türkiye Cumhuriyetinin bu enflasyonist yapıyı tersine çevirmesi kısa süreli bir iş olmaktan çoktan çıkmıştır. Bu bir politikadır. Yani faizlerin artırılması talebin kısıtlanması Türk lirasının değer kazanması uzun ve zahmetli bir yol.
Her şeyden önce bunu istemek ve bilimin gerekliliğini yerine getirmek lazım. Bu gün itibariyle zaten 2023’de seçim olacağını da düşündüğümüzde özellikle negatif büyümeyle seçime gidebileceğini hiç düşünemiyorum. Fakat baz etkisiyle enflasyonun 2023 yılın da değişmesi propaganda açısından kullanılacak bir unsur olduğundan yüksek enflasyona devam, bizimde ithalatımız aynen devam.
































