KıbrısManşet

En zoru özlem

Ülkenin dört bir yanında yükselen binalarda onların alın teri var. Onlar, kışın soğuğuna, yazın sıcağına aldırış etmeden, evlerinden kilometrelerce uzakta, ekmek parası için alın teri döken inşaat işçileri


ÖLÜM RİSKİ: İnşaat sektöründe iş gücünün büyük çoğunluğu yabancı. İş “kazalarının” en çok yaşandığı sektör, Türkiyeli ve Pakistanlı işçilerle dönüyor. Soğuk, sıcak demeden yerden metrelerce yüksekte çalışıyorlar. En büyük korkuları ise sakatlanma ve ölüm riski

 

ŞARTLAR ZOR: İnşaat işçileri için iş koşulları kadar yaşam koşulları da zorlu. Birçoğu, ülkelerindeki ailelerine para gönderebilmek için burada pek de sağlıklı olmayan pansiyonlarda ya da 5-10 kişi ile tek göz odada yaşam sürüyor

 

SILA ÖZLEMİ: Yabancı inşaat işçilerinin en büyük derdi ise sıla özlemi. Yaptıkları işin zorlukları ve riski bile gurbette olmak, aile, memleket özlemi kadar koymuyor onlara, sevdikleri hep burunlarında tütüyor

 

Havadis ekibi, Lefkoşa’daki inşaatları gezerek, çoğunluğu Türkiyeli ve Pakistanlı olan inşaat işçikleri ile konuştu, yaşadıkları zorlukları yerinde gözlemledi. Kışın soğuğuna, yazın sıcağına aldırış etmeden metrelerce yüksekte, bazen bir iskelede, bazen çatıda ter döküyorlar. İş zor ve riskli, ardı ardına çıkan iş kazarlı haberleri de onları tedirgin ediyor, ama en önemlisi sıla hasreti. Birçoğu evlerinden kilometrelerce uzakta ve yalnız. Kendileri ile yanı kaderi paylaşan arkadaşlarıyla yaşamı da paylaşıyorlar. Ya pansiyonlarda ya da tek göz odada 5-10 kişi bir arada yatıp kalkıyorlar. Bazıları ise aileleri ile birlikte düşmüş gurbete.

 

Murat Yayar: İş kazalarından tedirgin oluyoruz

Hatay’lı 41 yaşındaki Murat Yayar, 29 sene önce ekonomik zorluklar nedeni ile iş bulmak ve çalışmak için KKTC’ye geldi. 29 senedir inşaat sektöründe çalışan Yayar, bu sektörün zor bir sektör olduğunu söyledi. Yağmur, çamur ve 45 derece sıcak altında çalıştığı günler olduğunu vurgulayan Yayar, zor şartlarda çalıştıklarını kaydetti. Aldıkları maaşlarla özellikle son zamanlarda geçinmekte zorlandıklarını sözlerine ekleyen Yayar, 3 çocuğu olduğunu ifade etti. KKTC’de yaşanan iş kazalarına da değinen Yayar, her bir kaza haberi aldıklarında tedirginlikleri arttığını ve iş yaparken korktuklarını belirtti.

Kemal İri: Zor Şartlarda Çalışıyoruz

Kıbrıs’a işlemek için geldiğini söyleyen 40 yaşındaki Kemal İri, 15 sene var inşaatlarda çalışıyor. 5 çocuğu olan ve aldığı maaşla zar zor geçindiğini aktaran İri, hava şartları olumsuzken bile çalıştıkların, çalışmadığı günlerin yövmiyelerinden kesildiğini sözlerine ekledi. İş kazalarının endişe verici olduğunu, aldıkları her iş kazası haberinde yaptıkları işten korktuklarını, ama çalışırken güvenlik önlemleri alarak, dikkatli olduklarını kaydetti.

Ahmet Sanal:  Gurbette olmak zor

Türkiye’den yurdundan koparak para kazanmak için Kıbrıs’a gelen 40 yaşındaki Sanal, 1998 yılından beri  KKTC’ye gidip geliyor. 3 çocuk babası olan Sanal, inşaatlarda çalışmanın zor olduğunu ama Türkiye şartlarına göre maddi olarak daha iyi olduğunu kaydetti. Ağır işlerde çalıştıklarını, çok yorulup, çok fazla efor harcadıklarımı belirten Sanal, aldığı maaşla KKTC’de ailesi ile birlikte yaşayamadığını, bu nedenle ailesini memlekete göndermek zorunda kaldığını sözlerine ekledi. Aldıkları maaş ve yaşadıkları ekonomik kriz nedeni ile pansiyonda kalarak, sade yatak ücreti ödediğini vurgulayan Sanal, para biriktirmek amaçlı burada kaldığını, gurbette olmanın zor olduğunu ev para biriktirip mutlaka memleketine geri döneceğini söyledi.

Yaşanan iş kazalarını her duyduklarında endişelerinin arttığını aktaran Sanal, her kaza haberi ile tedbirleri daha fazla artırarak çalıştıklarını vurguladı.

Mustafa Sayar: Ekonomik açıdan hayat zor

Adaya 1987’de gelen 50 yaşındaki Sayar yaşına rağmen halen inşaatlara çalışıyor ve bu durumu zorunluluk olarak açıklıyor. İnşaatta çalışmanın zor olduğuna söyleyen Sayar, bazen yüksek binalarda yüksek iskelelerde çalıştıklarını tedbir aldıklarını ama yine de korktuklarını vurguladı. 4 çocuğu ve torunları olduğunu söyleyen Sayar, burada ailesi ile kaldığını belirtti. Kıbrıs’ta yaşamın ekonomik açıda zor olduğunu ev kirası, ve diğer masrafların hayatı zorlaştırdığının altını çizdi. İş kazalarına da değinen Sayar, sürekli yaşanan ve basına yansıyan iş kazalarının inşaatta çalışanlar için korkulu rüya olduğunu aktardı. “Emekçi kardeşlerimizin başına gelen bizimde başımıza gelebilir” diyen Sayar, çalışırken dikkatli olmaya çalıştıklarını vurguladı.

 

Hikmet Yayar: Ölüm riskimiz var

Ülkemize Hatay’dan gelen 1997’de gelen ve 36 yaşında olan Hikmet Yayar, uzun yıllardır inşaatlarda çalışıyor. Sektörde zorlukların çok fazla olduğuna değinen Yayar, kendileri için en büyük zorluğun ölüm riski olduğunu aktardı. İş kazaları nedeni ile korktuklarını, ama elden bir şey gelmediğini vurgulayan Yayar, mecburiyetten dolayı ve ekmek parası için bu işi yaptığını da ifade etti. 4 çocuğu olan Yayar, tek maaşla ev kirasını bile ödemekte zorlandıklarını sözlerine ekledi. “Eski bir evde oturuyoruz” diyen Yayar, o eve 150 sterlin verdiklerini de kaydetti. Kendi çalıştığı inşaatta tedbirlerin tam olduğunu da aktaran Yayar, bazı inşaatlarda tedbirlerin tam anlamı ile alınmadığını, usta başlarının ise işçilere çok bağırdığı için iş kazalarının yaşandığını vurguladı.

Ahmet Bayraktar: En zoru gurbette olmak

Çalışma amacı ile 2004’de ülkemize gelen 30 yaşındaki Ahmet Bayraktar hayat şartları nedeni ile küçük yaşlarda inşaatlarda çalışmaya başlamış. İnşaatta çalışan insanların en büyük ortak noktasının gurbet olduğuna dikkat çeken Bayraktar, kendisinin de gurbette olduğunu ve bunun piskolojik olarak zor olduğunu kaydetti. Türkiye’de inşaatlarda çalışmanın ekonomik açıdan daha zor olduğunu günlük 100 TL aldıklarını belirten Bayraktar, Suriyelilerin Türkiye’ye göç etmesiyle maaşların daha da düştüğünü vurguladı. KKTC’de ise 120-130 TL günlük çalıştıklarını söyleyen Bayraktar, yaptıkları işin ağır bir iş olduğunu bu miktarların yaptıkları işe göre az olduğunu ifade etti. Kıbrıs’da hayatın pahalı olduğunu vurgulayan Bayraktar, özellikle ev kiralarının çok yüksek olmasından yakındı. İş kazalarından etkilendiklerini belirten Bayraktar, çalışacakları inşaatta alınan önlemlerin önemli olduğunu, kendilerinin de bu önlemlere dikkat ettiklerini sözlerine ekledi. Öte yandan Bayraktar, yan inşaata birkaç işçinin iş kazası geçirdiğini aktararak, bu durumdan oldukça etkilendiklerini de belirtti.

 

Muhammet Halil: Zor bir hayat sürüyoruz

Pakistan’dan ülkemize 5 yıl önce gelen 30 yaşındaki Muhammet Halil geldiği günden bu yana hep inşaatlarda çalışmış. “İnşaatlarda çalışmak çok zor” diyor Halil. Gün boyu ağır işler yapıp eve gittiklerinde çok yorgun olduklarını ve 5 arkadaşı ile aynı oda içerisinde yaşadıklarını belirten Halil, bir odada kalabalık yaşamanın ise bambaşka zorlukları olduğunu anlatıyor. Aldıkları maaşların Pakistan şartlarına göre daha iyi olduğunu, bu nedenle zorluklara katlandıklarını aktaran Halil, zor şartlarda bir hayat sürdüklerini söyledi. İnşaatlarda ardı ardına yaşanan iş kazalarının kendilerini korkuttuğunu vurgulayan Halil, özellikle yüksekte çalıştıklarında korktuklarını aktardı. “Başka iş yapma imkanımız olsa yaparız” diyen Halil, birazda zorunluluktan dolayı bu işi yaptıklarını belirtti.

 

Zeki Ula: Eşimi ve çocuklarımı özlüyorum

Pakistanlı 34 yaşındaki Zeki Ula’da ekmek parası kazanabilmek için memleketinden kopuk Kıbrıs’a gelmiş. Ula, çocukları ve eşinin memlekette bırakarak bu ülkeye geldiğini ve onları çok özlediğini belirterek, burada ekmek parası için tek oda bir yerde kalabalık bir hayat sürdüğünü, iş kazalarından ise korktuğunu anlattı.

 

 

Eniz ORAKCIOĞLU

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı