Ünlü düşünür Konfüçyüs Usta; “Eğer söz mükemmelse her şeyi vuzuhla görür. Kulak mükemmelse vuzuhla işitir. Eğer burun mükemmelse en ince kokuyu hisseder. Dil mükemmelse her lezzeti tadar. Beyin mükemmelse en yüksek bilgiyi kavrar. Bilgi mükemmelse insan en yüksek mertebeye ulaşır” diyerek mükemmel performansa atıfta bulunmuş. E rap sanatçısı Pitbull da bu mükemmel kalite konusunda; “Make party like a rock star (Bir rok yıldızı gibi parti yap)… Look like a movie star (Bir film yıldızı gibi görün)… Live like a pop star (Bir pop yıldızı gibi yaşa)… Play like an all-star (Bir yıldız basketçi gibi oyna)… Kiss like a porn star (Bir porno yıldızı gibi öp)… Baby I’m a superstar (Ve bebeğim ben bir süper yıldızım)” demişti Superstar adlı şarkısında. İşte burda da ‘toplam kalite yönetimi’ çatısı mükemmellik mesajları yer alıyor. E ama mâlum; ‘Mükemmeliyetçilik’ iki ucu keskin bir kılıç gibidir. Kişi hem en yüksek standartlara ulaşması hem de asla hata yapmaması gerektiğine inanır. Bu ilk bakışta olumlu bir özellik gibi görünse de aslında erişilmesi mümkün olmayan bir konuma umutsuzca erişme çabası anlamına gelir. Mükemmeliyetçilik genellikle en iyiyi yapma çabasıya karıştırılır. Oysa sağlıklı bir şekilde elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmakla mükemmeliyetçilik arasında fark vardır. En iyiyi başarmak için çaba gösterenler başarılı olmak ya da hedeflerine ulaşmak için gösterdikleri bu çabadan zevk alırlar. Mükemmeliyetçi kişiler ise hiçbir zaman ve koşulda hata yapılmaması gerektiğine inandıklarından kendilerinden ve yaptıklarından sürekli kuşku duyup, kaygı içinde yaşarlar. E sporda durum ne? Mükemmelliyetçilikten uzak bi’şekilde mükemmele yakın bir performans için n’apmalıyız? Efsane Fergie (Sir Alex Ferguson) bi’söyleşide; “Mükemmel takım performansı için takım oyuncuları birbirleri için ellerinden gelenin en iyisini yapmak zorundalar. İyi bir takımın temelinde birbirinizin güçlü ve zayıf yönlerini bilmek yatar. Bir maçta sekiz oyuncunuz iyi oynarsa kazanma şansınızın yüksek olduğununu düşünürüm. Bazen bir ya da iki oyuncunun yükünü çekmek zorunda kalabilirsiniz. Modern sporda bir oyuncudan sezon boyunca 50 maçta yüzde 100 performans sergilemesini istemek ya da beklemek imkânsızdır; formda olmadığı ve kötü oynadığı maçlar olacak. Bu gibi durumlarda birlikte hareket edebilmek takım çalışmasının temelidir” demiş. Ustayla hemfikiriz! Takım olmak süreç ister, özveri ister. Yok öyle ‘takımdaşlık’ ağızlarıyla birbirini yemeler, arkadan adam temizlemeler! Unutulmasın ki arkadan her kuyu kazan kürekçinin arkasında başka bir kürekçi vardır. O yüzden her daim ‘hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için’ felsefesiyle engellere meydan okumalıyız. Takım içi olumsuz zihinsel geviş getirmeler, takımın ahengini bozacaktır. Bu yüzden lugatınızda ‘keşke’ yerine ‘bundan sonra’ olmalıdır. E bu zihinsel süreçle beraber fiziksel süreç de harekete geçmeli. Her zincir ne kadar güçlüdür? Tabii ki de en zayıf halkası kadar güçlüdür. Örneğin futbolda sayı yapan temel özellikler ne? Biraz kuvvet, biraz esneklik, biraz dayanıklılık, biraz koordinasyon biraz da süret değil midir! İşte, bunları birer halka kabul edersek ne kadar iyi olursak olalım ‘zincir’ ordan kopacaktır. Yazımızı yine Fergie ile bitirelim; “Taraftarı karşınıza almayın. Yapabileceğinizin en iyisini yapın. Başarı bir yolculuktur. Bu yolda ilerlerken her daim taraftarı kazanın. Yaptığınız işten keyif almaya bakın. Takım arkadaşlarınızla ‘bir’ olun. Bireysel olarak bir hiçsiniz ama takımdaş olarak çoksunuz. Bu yüzden takım arkadaşınızla çok iyi geçinmeye bakın. Tünelin sonunda şampiyonluk gelecektir” diye buyurmuş. Usta haklı. Herkesin bi’zayıf halkası vardır. Mühim olan orda yardım elini uzatacak bir takım arkadaşı eli yaratmaktır. Nokta…

Önceki Haber
Sonraki Haber

























