Köşe Yazarları

En Kutsal Değer






Dünyada,  milyonlarca araba tüketicisinin tercihi olan ve ülkemizde de gözde araba markaları arasında bulunan Toyota’nın  varisi Akio Toyoda’yla ilgili okuduğum mülakatta, son derece şaşırtıcı olmayan unsurlar başlığa çıkarılmıştı.

Mülakatı yapan gazete, “milyarlarca dolarlık şirketin tek sahibi konumundaki Akio Toyoda, kendi şirketine mülakatla girmiş” başlığını attı.



Halbuki, Akio istediği an şirketin başına oturabilir ve hem on binlerce çalışanı hem de milyarlarca doları yönetebilirdi.

Akio bunu yapmamış.

Ya ne yapmış?

Eğitimini tamamladıktan sonra, işe girmek için Toyota şirketine başvurmuş.

Giriş sınavında başarılı olmuş ve “stajyer” olarak işe başlamış.

Akio, yıllarca Toyota’nın çeşitli bölümlerinde çalışmış.

Müşteri hizmetleri servisinden, yeni üretilecek arabaların dizayn edildiği bölüme kadar her alanda görev yapmış. Şirket piramidini adım adım tırmanmış. Yani patronun oğlu olduğu için bir süre sonra şirketin tepesine oturmamış. Stajyerlikten asistanlığa oradan kıdemli memurluğa ve bölüm şefliğine yükselmiş.     Toplam 15 yıllık çalışma yaşamında son vardığı basamak ise genel müdür yardımcılığı olmuş.

Babasının fahri başkan ilan edilip emekliye ayrılmasıyla da Toyota şirketinin başına geçmiş.

Akio Toyoda şimdi, Amerika’nın dev araba üreticisi Generals Motor’la işbirliği yaparak kurduğu, dünyasal ölçekteki New United Motor Manufacturing şirketiyle dünya pazarında söz sahibi olmaya hazırlanıyormuş.

****

Akio Toyoda ile ilgili bu haber aklıma, eski Mısır Firavunu Ramses’in yaşamıyla ilgili okuduğum kitabı getirdi.

Ramses’in hayatını anlatan aynı isimli kitapta, Mısırlılar ile Hititliler savaşa tutuşmak üzeredir.

Kral Seti,  17 yaşındaki oğlu Ramses’i savaş ordusuna dahil etmez.

Ramses’in onuru kırılır. İstenmediği zannına kapılır ve babasının huzuruna çıkar.

Kral kararının kesin olduğunu söyler ve gerekçesini de açıklar:

-“Savaş ancak savaşçıların işidir. Sen henüz en basit savaş tekniklerini bile bilmiyorsun.”

Mısır ordusu  Hitit ülkesine hareket eder.

Prens Ramses’in orduda olmayışı halk tarafından garip karşılanır. Kulaktan kulağa yapılan konuşmalarda prens Ramses ayıplanır.

Genç prensin onuru kırılır ama babasının vermek istediği mesajı algılamakta gecikmez.

Derhal eğitim bölüğüne kaydını yaptırır ve askere alınacaklar arasına karışır.

Zorlu sınavları başarıyla tamamlar ve rütbesiz bir er olarak Mısır ordusuna dahil olur.

***

İşte size biri çağdaş diğeri ise binlerce yıl önce meydana gelmiş, neredeyse efsane olmuş iki öykü.

Oğul Akio ile oğul Ramses’in sıradışı olayları.

Halbuki  bizde olsa genç yaşta paşa paşa tahta otururlardı.

Hiçbir  zahmete katlanmadan sadece oğul olmanın nimetlerinden yararlanırlardı.

Emek harcamak ve üretmek insanın en kutsal değeridir.

İnsanlığın yarattığı ortak değer yargıları aslında binlerce yıl geçse de değişmiyor.

Biz, acaba bu değer yargılarının ne kadar yakınındayız?







Başa dön tuşu