Köşe Yazarları

En iyisini Trump bilir

Ortada fol yok, yumurta yokken Amerika Cumhurbaşkanı Donald Trump öyle bir Trumplık yaptı ki bölgemizin kana bulanmasına yol açabilir. Ciddi bir gerekçe göstermeden, beş ayrı ülkeyle birlikte İran’la yaptıkları anlaşmayı berhava etti.

Bir Batılı diplomat kendi açısından durumu şöyle özetledi: “İç politika gaileleriyle Amerika – AB ilişkilerini sıkıntıya soktu”. Onlar bir yolunu bulur  ilişkilerini tekrar düzeltirler. Ama Orta Doğu’da bir savaş çıkarsa oradaki halklar on-onbeş sene sıkıntılı bir hayat sürmek durumunda kalırlar. Trump’ın hiç umurunda değil.

İran’la yapılan anlaşmadan çekileceğini açıkladığı konuşmasını CNN televizyonundan baştan sona izledim. Zaten 10 dakika civarında süren bir konuşmaydı. Herhangi bir uzun konuşmasına da şahit olmuş değilim. Yarı kapalı yarı açık gözlerle yaptığı konuşma, bana dersini ezberlemiş bir öğrencinin tek düze bir sesle hocasına sınav sorusunu “dır-dır” yanıtlamasını andırdı. Adamın mimikleri de son derece antipatik.

İran’la yapılan anlaşmanın temelden çürük olduğunu ve asla kabul edilemez olduğunu ileri sürüyor. Barack Obama ve John Kerry ikilisi ile Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya liderleri bunun yapılabilecek en iyi anlaşma olduğunu söylüyorlarsa Trump’ın söylediklerine inanmak için ya önyargılı olmak gerekir ya da safdil.

Trump, İran’ı sahtekârlık yapmakla suçluyor. Ona göre, İran’daki mollalar, denetçileri atlatıp “dünyanın ürettiği en korkunç silâha sahip olmak” için çaba sarfediyorlar. Bunu kanıtlamak için de Netenyahu’nun birkaç hafta önce yaptığı sunumda söylediklerini tekrarlıyor. Burada üzerinde durulması gereken birkaç nokta var:

Birincisi, AB liderleri Trump’ı yumuşatmak için anlaşmada herhangi bir aksaklık varsa anlaşma ortadan kaldırılmadan müzakereler yoluyla eksiklikler giderilebilir görüşünü savundular. Ancak İran’ın anlaşmaya aykırı işler yaptığını inkâr ettiler.

İkincisi, denetimleri yapan Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren bağımsız “Uluslar arası Atom Enerjisi Kurumu” (IAEA) İran’ın anlaşmaya sadık kaldığını vurguluyor.

Üçüncüsü, Amerikalı istihbarat uzmanları, Netenyahu’nun yaptığı sunumun 2003-2005 yıllarındaki bilgilere dayandığını söylüyorlar. 2014 yılından beri  bu tür faaliyetler gözlemlenmiyormuş. Anlayacağınız, şıracının şahidi bozacı imiş.

Dördüncüsü, dünya alem İsrail’in nükleer silâh sahibi olduğunu biliyor. Bir tek  Trump’ın bundan haberi yok. İran’ı, Kuzey Kore’yi o “korkunç silâhlardan” arındırmaya çalışıyor, onları tehdit ediyor ama İsrail konusunda tek bir kelime etmiyor. Evet, İran ve Kore nükleer silâhlara sahip olmasın ama İsrail de olmasın.

Anlaşma, İran’ı teröristleri desteklemekten alıkoyamamış. Anlaşma zaten o amaç için yapılmamıştı ki.

Trump her ağzını açtığında güçlünün dilini kullanıyor ve tafra satıyor. Birilerinin, onun önüne kesik bir kol atıp “İşte diyetin. Ne halt edeceksen et” demesi gerekir. Bir de bol bol yalan söylüyor.

Yapılan bir araştırma göstermiştir ki seçimlerden önceki propaganda sürecinde Trump’ın söylediklerinin %70’i yalan veya yanlıştı. Sadece %4’ü baştan sona doğruydu. % 11’inde de doğrular yanlışlardan çoktu. Geriye kalan %15’te de yanlışlar doğrulardan fazlaydı.

Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü’nda yapılan bir bitirme projesinde, günümüzde hemen hemen tüm politikacıların yalan söylediği ama hiçbirinin Trump kadar yalan söylemediği saptanmıştır. Trump’ın günde en az bir yalan söylediği vurgulandı.

Birkaç hafta önce New York Times gaztesinde okuduğum bir haberde Cumhurbaşkanı olduktan sonra Trump’ın 1,100 küsur yalan söylediği ileri sürülmüştü. Adam “yalan-yanlış makinesi”.

Berkeley’deki Californiya Üniversitesi’nin olan Kamu Politikaları Profesörü Robert Reich, Trump’ı şöyle tanımlıyor: “Bencil, alıngan, hırçın, yalancı, narsist ve palavracı”.

Avrupalı liderler İran’la yapılan anlaşmayı sürdüreceklerini açıkladılar ama inanmayın. Sürdüremeyecekler. Çünkü Trump onları da tehdit etti. İranla iş yapacak olan şirketler de cezalandırılacakmış. İran’ın kara gözü, kara kaşı için hiçbir Batılı şirket Amerika ile sürtüşmeyi göze alamaz. Rusya zaten yaptırım altındadır. Açıkça karşı çıkarsa şaşırmam. Çin bir süre bekleyecek. Amerka’yla beklenen ticaret savaşı devreye girerse o da ağırlığını İran’dan yana koyacak ve piyasadaki fiyatın altında olması muhtemel İran petrolünü satın almaya devam edecektir.

Yaptırımlar ne getirirse getirsin İran’ı kara ve karanlık günler bekliyor. Reformistler mevzi kaybedecek, buna karşılık şahinler ve kartallar bu çekişmeden kârlı çıkacak. Zaten güçlü olan Devrim Muhafızları daha da güçlenecek. Saldırılar aşırıları güçlendirir.

Avrupalı şirketler İran’la iş yapamaz olunca İran da anlaşmadan çekilecek. Ve büyük bir ihtimalle Amerika’ya inat atom bombası imal etme işlerine girişecek. Al parayı, git kadıya.

Trump resmen kurt rolünü oynuyor. Suyun üst başında bulunmasına rağmen suyunu bulandırıyor gerekçesiyle kuzuyu parçalamak istiyor. Ne var ki bilerek veya bilmeyerek koca Amerika’yı yalnızlaştırıyor.

Bu konuda açıkça Amerika’yı destekleyen iki ülke var. Biri İsrail öteki de Suudi Arabistan. Bunların ikisi de İran’la dolaylı bir savaş halinde. Suudi Arabistan, İran’ın Yemen’de desteklediği Şii kökenli Husi’lerle, İsaril ise İran’ın desteklediği Lübnan ve Süriye’deki Şii kökenli Hizbullah milisleriyle başları dertte.

Unutmamak gerekir ki Amerika, şu sıralarda en az okuyan, hatta ve hatta kendisini iyi tanıyan insanlardan öğrendiğimize göre “hiç okumayan bir lider” tarafından yönetiliyor.




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı