Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Ekonomi

Emre Değirmencioğlu’ndan Günlük Ekonomi Yorumu

emre-degirmenciogluClinton’un ABD seçiminde ipi göğüsleyeceği beklentisi küresel mali piyasalarda risk alma iştahını yükseltiyor

 

Yurtdışı kaynaklı iyimser havaya Borsa Istanbul dün eşlik etmek isterken, kur cephesinde ise 3,18 ile yeni zirveler maalesef görüldü

 

Artan politik ve jeopolitik risklerin yanısıra yatırım ortamının bozulması da negatif havayı destekliyor

 

Yatırımcı algısında yaşanan bozulma ve güven ortamında meydana gelen erozyon nedeniyle kısa vadede iyimser olmak maalesef kolay değil

 

Türkiye’nin süratle politik ortamda normalleşmeye gitmesi gerekiyor aksi takdirde kur cephesinde yükseliş eğilimli seyrin devam edebileceğini düşünüyoruz

 

ABD seçimlerinin sonucuna yönelik olası senaryo analizlerimizi ekte bulabilirsiniz

 

Ø  Piyasa Özeti ve Yorumu

 

Geride bıraktığımız hafta anketlerde öne geçen Trump nedeniyle adeta karalar bağlayan ve satıcılı bir görünüme bürünen küresel mali piyasalar, FBI’nın Clinton aleyhine e-mail skandalı olarak bilinen davayı tabir caize geri çekmesi ve Clinton’un suçsuz olduğunu açıklaması ile ibre yeniden Clinton cephesinde işaret etmek suretiyle küresel piyasaların çehresini topyekün değiştirdi. Demokrat aday Clinton’un seçim maratonunu kazanabileceğine ilişkin yeni anketlerin hemen hemen hepsinin % 2-3 oranında farka işaret etmesi ile dün küresel hisse senedi endeksleri günü değer kazancıyla tamamlarken, doların da kayıplarını büyük ölçüde telafi ettiğini gördük. Söylemleri ve tutarsız tavırları nedeniyle kestirilemeyen biri olan Trump’ın kazanması durumunda Beyaz Saray’ın dört yıllık yeni patronun olacağı ve nasıl bir politika izleyeceği bilinmediğinden, piyasalar cephesinde Trump’a yönelik ciddi bir antipati olduğunu söylemek gerekiyor. Göreceli olarak daha iyi bir aday olarak görülen Clinton’un ise Obama’nın izlediği politikaları devam ettireceği tahmin edildiğinden (öngörülebilirlik) piyasa fiyatlaması da aynen bu yönde oldu. Dün küresel borsa endeksleri günü yeşillerde tamamlarken, sıkıntılı bir süreçten geçen Türk mali piyasaları da yurtdışı iyimserliğe belli ölçüde katılabildi. Borsa Istanbul günü % 2 yükselişle tamamlarken, gelişmekte olan ülke para birimlerinin bir çoğunun değer kazandığı günde, Türk Lirası içerde temel faktör olan belirsizlik nedeniyle günü negatif ayrışarak hatta dolar karşısında 3,18 seviyesini test ederek tüm zamanların zirvesinden tamamladı. Tahvil cephesinde ise 2 yıl ve 10 yıl vadeli tahvillerin faizlerinin yükseldiğine rastlıyoruz. Özetle, dünya dün Clinton’un kazanacağını fiyatlarken, biz bu ralliye pek ayak uyduramadık.

 

Bugün gün ABD’de seçim günü. ABD cephesindeki seçim yöntemi bizdekinden farklı. Detaylarda okuyucuları sıkmak istemesem de, ABD seçimleri biraz bizimkinden farklı. ABD genelinde diğer adaya göre daha fazla oy alan kişinin illaki başkan seçileceği anlamına gelmiyor. Kuvvetle muhtemel, sabaha karşı daha net bir tablo ile karşı karşıya kalacağız. Piyasa gözlüğüyle yaklaşıldığında, Clinton’un kazanması durumunda doların değer kazanacağı, EUR, Sterlin ve Yen’in değer kaybedeceği, hisse senedi piyasalarında sınırlı yükselişlerin olacağı, riskden korunma enstrümanı olarak görülen altının değer kaybedeceğini düşünüyoruz. Haliyle piyasaların Clinton yönünde olduğu düşünülürse, Clinton’un kazanması önceden fiyatlandığı için etkisinin de sınırlı kalmasını veya uzun soluklu olmamasını bekleyebiliriz. Öte yandan Trump kazanırsa, işte o zaman beklentinin gerçekleşmemesi nedeniyle tıpkı Brexit’te olduğu üzere, piyasaların sert bir fiyatlama dalgası ile karşı karşıya kalacağını düşünüyoruz. Böyle bir durumda, risk iştahının büyük ölçüde azalması ile hisse senedi piyasalarının % 4-5 civarında gerileyebileceği, EUR, Sterlin ve YEN’in değer kazanacağı, altının ise sert bir hareket ile yükseleceğini düşünüyoruz. Türk Lirası’nı gelişmekte olan ülke para birimlerinde negatif ayrıştığı düşünülürse, Trump’ın kazanması durumunda, TL’nin daha da zayıflayabileceğini öngörüyoruz.

 

Yukarda ne kadar yazarsak yazalım, yatırımcı açısından Türkiye’de USD/TL; KKTC’de ise GBP/TL kurunun gidişatı yatırımcının barometresini tutuyor. Manşetlerde de veya son dönemlerde de sıklıkla ifade etmeye çalıştığımız üzere, bir birini besleyen bir süreç misali, negatif hava katlanarak korunmaya devam ediyor. Bir tarafta iç siyasi gündemin yeniden alevlenmesi, sınır cephesinde cereyan eden jeopolitik riskler, kurun kendi dinamikleri içerisinde yükselmesinden rahatsızlık duymayan yeni ekonomi yönetimi (düşük faiz, yüksek kur, ihracat avantajı) bir noktaya kadar anlamlı olsa da, her gün bir para biriminin yeni rekorlar kırması da, dün bültenimizde grafiksel olarak gösterdiğimiz üzere 211 milyar dolara rekor borcu olan reel sektör için ilave kırılganlıklar yaratıyor. Diğer taraftan, 100 birim ihracat için kabaca 60 birim ithalat yapan bir ekonomide kurun yükselişinin cari açık ve enflasyonla savaşa sekte vurabileceği beklentisi de piyasaları olumsuz etkiliyor. Yatırım yapılabilir yegane notumuz olan Fitch’in de Türkiye’yi spekülatif cetvele alması durumunda, yurtdışı finansmana ulaşmak hem nispeten güçleşecek hem de pahalılaşacaktır. 2017 senesinde birçok kez sandığa gidilebileceği beklentisi ve önünü göremeyen üretici veya tüketicinin de frene basması durumunda, zaten bozulan büyüme dinamiklerinin daha da bozulabileceği, TL’nin bu süreçten daha da fazla zarar alarak çıkma ihtimalinin de artmaya hatta fiyatlanmaya başladığını görüyoruz. Kar topu misali artan negatif beklentiler nedeniyle, politik cephede sükunetin sağlanmaması durumunda, kurun kuzeye doğru giden hatta teknik analiz ile 3,27-3,28 aralığına işaret eden yolculuğunun hız kesmeden devam etme ihtimali her geçen gün artıyor. Umarım ben yanılıyorumdur.