Emlak sektörüne büyük darbe

6 Eylül 2012 Perşembe | 14:27
Emlak sektörüne büyük darbe

 

MAĞDUR SAYISI 2 BİN… KKTC’den ev alan yaklaşık 5 bin yabancı, hızla ülkeyi terk ediyor. Ortak kurulan internet sitesi aracılığı ile “KKTC emlak alımında tehlikeli bölge” ilan edildi. Koçanını alamayan birçok İngiliz evini satıp kaçıyor. Mağdur halkası içerisinde yüzlerce yurt dışında yaşayan Kıbrıslı Türk de var

EMLAK SEKTÖRÜNÜ ÇÖKERTTİ… Kuzey Kıbrıs’ta Daha Güzel Yaşam Derneği Başkanı Rahmi Özsan ve Genel Sekreter Malcolm Mitcheson, Havadis’e yaptığı açıklamada kısa sürede beş bin evin satıldığı KKTC’de, yanlış uygulamalar nedeniyle, bu alandaki potansiyelin yerle bir edildiği belirtildi

HIZLA KAÇIYOR… KKTC’den ev alan yabancılar, koçan sorunu, devletin mal alımına izin verecek kararları geciktirmesi ve bürokratik sıkıntılar nedeniyle hızla KKTC’den ayrılıyor. 2 bin kişinin müteahhitler ve bankalarla sorun yaşadığı belirtiliyor

Havadis-ÖZEL
Kuzey Kıbrıs’ta Daha Güzel Yaşam Derneği Başkanı Rahmi Özsan ve Genel Sekreter Malcolm Mitcheson, “daha yaşanabilir bir ülke” için adım atılmasını istedi.
Havadis Gazetesi’ni ziyaret ederek, Yazı İşleri Müdürü Hüseyin Ekmekçi ile görüşen Özsan ve Mitchelson, özellikle, adaya “huzur” için gelen yabancıların, emlak alımlarında yaşadıkları zorluklara dikkat çekti.
Yurt dışından gelerek KKTC’de emlak satın alan yabancı uyruklu yaklaşık 2 bin kişinin sorun yaşadığını belirten Mitcheson, “Sadece İngilizler değil, Kıbrıslı Türkler de sorun yaşıyor. KKTC’de yaşayan ve problem yaşayan Kıbrıslı Türkler yanında, İngiltere’den gelerek kendi vatanlarında emlak alan Kıbrıslı Türkler de bu sorunlarla boğuşuyor” dedi.
Rahmi Özsan, evini ödeyen birçok insanın, evini üzerine alamadığını belirtti. Ödemesini yapan yabancı vatandaşlara, “emlak alma izni” verilmemesi yanında, evi satanların da çeşitli sorunlar çıkardığını söyledi.

 

“Kuzey Kıbrıs en tehlikeli bölge”Kimi emlakin bankalara ipotek olduğu, kimi emlakin altyapısının tamamlanmadığını söyleyen Özsan, “Devlet de hızlı karar veremiyor. Bu konularda hızlı karar verilse, devletin de ciddi bir alacağı var. Bunu da anlamakta zorluk çekiyoruz” ifadesini kullandı.
Www.kkg2011.com adresindeki internet sitesinde, adadaki yabancıların yaşadığı sorunların dile getirildiğini anımsatan Mitcheson, “Burada birçok sorun dile getiriliyor. Bu sorunların herkes okuyor. Bu da KKTC’deki emlak satışını olumsuz etkiliyor. Kuzey Kıbrıs, Avrupalılar tarafından, emlak alımında en tehlikeli bölge ilan edildi. Bu, adaya gelen turistler üzerinde de olumsuz etkiler yapıyor” dedi.

“Sorunlar 2007’de başladı”
Bu noktada söze giren başkan Rahmi Özsan, yaşanan tartışmaların yeni emlak satışlarını da olumsuz etkilediğini belirtti. Özsan, “10 bine yakın inşaat boş bekliyor. Buradan emlak alan insanların eşleri, dostları, yakınları da adaya gelirdi. Emlak alımını tetikleyen bir unsurdu bu. Ancak şimdi aynı durum yok” diye konuştu.
Mitcheson, adaya hangi duygularla geldiklerini ise şöyle özetledi:
“Sıcak insanları bizleri etkiledi. Yozlaşmamış, bozulmamış bir ada. Hava ve iklim koşulları, bizim için bulunmaz bir nimet.
Örneğin ben İngiltere’deki her şeyimi sattım ve geldim. Emekli maaşımı da buraya yönlendirdim. Ben kişli olarak bir problem yaşamadım. Evimin koçanını aldım. Mutluyum.
Ama İngiltere’den gelerek burada ev alan yüzlerce vatandaşımız sorun yaşıyor. Ben bu nedenle sivil toplum kuruluşu içerisinde çalışma yapıyorum. Sorunlarımız 2007’den sonra başladı.”

 

“Yabancıyı üzen insanlık dışı tavırlar”Özsan, emlak alımının güvensiz bir ortama kaydığını ve bunu Başbakan İrsen Küçük’e aktardıklarını belirtti. Bu konuda, “üçüncü şahısları koruma altına alınması” konusunda kendilerine söz verdiğini anımsatan Özsan şöyle devam etti:
“Biz bu noktada muhalefet partilerini de ziyaret ettik. CTP bize bu konuda yardım edeceğini söyledi. Yasa önerisini de kendilerinin yapabileceğinden bahsetti.
Hükümet, bu konuda adım atmadı. Bankalardan korktuklarını düşünüyorum ben hükümetin. Düşünün ki, beş bin yabancı, 2003- 2007 arasında buradan emlak satın aldılar.
Bu insanlar, şimdi evlerini satıp kaçıyorlar. Daha ucuza evlerini satıp kaçıyorlar. Bu insanları üzen, sadece koçan alımlarında yaşadıkları sorunlar değil. Bu süreçlerdeki davranışlar da medeni değil. Hukuki kararlar da, alacak- verecek konularında da bu insanlar arada eziliyor.”

Mitcheson
Mitcheson, Başbakan İrsen Küçük’e bir mektup yazarak, sıkıntılarını anlattıklarını belirtti. İlk etapta, Başbakan’ın kendilerine teşekkür ettiğini belirten Mitcheson, “Ancak teşekkürü alsak da, herhangi bir adım atılmadı” dedi.
Mitcheson, KKTC’den emlak satışının Kuzey ülkeleri için bulunmaz bir nimet olduğunu belirterek, bu davranışlarla Kıbrıslı Türklerin kendi ekonomilerine zarar verdiğini belirtti.
Mitcheson şöyle devam etti:
“Kuzey Kıbrıs’ın her karış toprağı altın olacaktı. 2003’ten bugüne, şu anda beş bin olduğunu düşündüğümüz emlak satışı rahatlıkla 15 bini bulacaktı.
Beş bin kişiden yüzlercesi bırakıp kaçtı. Kanser olanlar var. Ölenler var. Düşünün ki, başka bir ülkeye geliyorsunuz, emlak satın alıyorsunuz. Burada ciddi harcamalar yapıyorsunuz.
Ama hiç bir yasa bu insanlarımızı korumuyor. Herkes bir bir bırakıp kaçıyor. Bu da etkileşim düşünüldüğünde, Kuzey Kıbrıs’a zarar veriyor.”
 

Derneğin önerileri

Mitcheson, kampanya çerçevesinde Başbakan İrsen Küçük’e hitaben kaleme alınan mektupta yer alan önerileri de şu şekilde sıraladı:

1) KKTC’deki tüm evler üzerindeki ipotek haciz işlemleri yeni yasalar çıkana ya da var olan yasalar ve prosedürler, detayları bu 8 maddelik öneride verildiği şekilde takviye edilene kadar durdurulmalıdır.
2) KKTC’de hukukun üstünlüğü hüküm sürmekte ve dolaylı herhangi bir hırsızlığa izin vermemektedir. KKTC yasalarını inkar etme veya mahkemeleri yanlış yönlendirmenin cezası ağır olmalıdır. Açıkça belirtmek gerekirse, KKTC Hükümeti anlaşmaların nihai garantörüdür ve şartlarını yerine getirme zorunluluğundadır.
3) İstenmeyen yabancılar ve hukukçuların bilgisine getirilmiş olan tahsis edilmiş araziler istisna tutulmak üzere, “satın alma izninin” süratli bir süreç olmalı ve anlaşmalar, sürecin bir parçası olarak kayıt altına alınmalı.
4) Ev alıcılarının iyi niyetle imzaladıkları anlaşmalar bağlayıcı olmalı ve mahkemeler tarafından kesinlikle itibar görmelidir.
5) Hükümet, Merkez Bankası’na, tüm bankalara KKTC İpotek Yasası 11/78’in bir alacaklı tarafından görmezden gelinemeyeceğini ve mahkemeler tarafından buna zorunlu kılınacaklarını bildirmesi talimatını vermelidir. Bu nedenle şüpheden arî olmak amacıyla her alacaklının teminat verilmiş her arazideki her evi araştırıp bildirmeli ve ayrıca ev satın alanlara ait olan herhangi bir anlaşma, alacaklıyı da bağlamalıdır.
6) Evler sahiplerinin elinden bilgileri haricinde veya hileli oyunlarla alınamaz. Bir arazi sahibi ya da alacaklı arazisine bir inşaat yapılmasına ya da arazisindeki bir evin satılmasına izin verirken satış anlaşmasını görmezden gelip ev satın alanların ellerindeki evleri gasbedemez; yukarıdaki 5’inci maddede olduğu gibi herhangi bir alacaklı aynı anlaşmalara bağlı olmalıdır.
7) Koçanlar, evi satın alanlar, anlaşmadaki kendi yükümlülüklerini yerine getirir getirmez evleri satın alanlara, herhangi bir alacaklı, arazi sahibi, inkişafçı ya da hukukçuya başka ödeme yapılmadan devredilmelidir.
8) Hükümet KKTC koçanlarının güvenli tapular olduğunu ve Türkiye’nin de nihai garantör olduğunu onaylamalı.
Bu öneriler İngiliz Sakinler Topluluğu (British Resident’s Society (BRS)) ve Şantajı Durdurun Hareketi yanında yüzerce bireyin onayını almıştır. Lütfen desteğinizi bu siteye kaydedin.