Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Elektrikte yeni strateji şart

Elektrikte yapılan zam toplumda büyük tepkilere yol açtı ve açmayı da sürdürüyor. Konu hakkında kamuoyunda ve basın camiasında yorumlar yapılmaya devam ediyor. Yorumların geneli haklı olarak elektrik zammının hem hane halkını, hem de üretim ve hizmet sektörlerini olumsuz etkileyeceği ve bu zamla genel anlamda ülkedeki hayat pahalılığının artacağı ve geçinmenin deha da zorlaşacağı noktasındadır. Bu tespitlerin hepsi de doğrudur. Ama kısa dönemde ülkenin elektriksiz kalması söz konusuydu. Kurumun yakıt alıp, üretim gerçekleştirmesi sıkıntıya girmişti. Kurum zararına üretim yapıyordu. Akaryakıt fiyatları 4 yılda %300 artarken ve dövizde önemli yükselişler olurken fiyat artışı maalesef kaçınılmaz olmuştu. Elektriğe 2 yıldan beri hiç artış yapılmaması da elektrik kurumunun mali yapısını olumsuz etkiledi. Benzin ve mazot fiyatları uluslararası fiyatlara, borsalara göre yükseltilip, düşürülürken elektrikte bunun yapılmaması sıkıntı yarattı.

Kurum, sattığı her kilowatt enerjide 8 kuruş zarar etmekteydi. Üretim maliyetinin altında satış yapan hiçbir kurum ayakta kalamaz. Zamdan sonra maliyetler ancak başa baş oldu.

Zamdan önceki tabloda, kurumun, nakit açığı nedeniyle Kamu Borç Yasası’na göre borçlanma limitinin %82’sini doldurmuş olması ve bilançolarının çıkmaması nedeniyle yeni borçlanmasına kamu borç yönetimi tarafından onay verilmesi de zor görülmekteydi. Ayrıca bankalar da, bu mali yapıda olan kuruma borç vermeye yanaşmamakta, veren bankalar da yüksek risk nedeniyle piyasanın üzerinde kredi faizi talep etmektedirler. Bu şekildeki borçlanmalar da kurumun finansman yapısını daha da bozmaktadır. Bunun yanında da yakıt alırken peşin veya kısa vadeli ödeme yapılmadığı, uzun vadeli alındığı için akaryakıt maliyetleri de %70-%80 oranında artmaktadır.

Yukarıda çizdiğim tablo çerçevesinde sürdürülebilir olmayan bir yapı ile karşı karşıyayız. Bunun için kısa, orta ve uzun vadede neler yapılması gerektiği konusunda bir program dahilinde bir eylem planı hazırlanmalıdır.
Uzmanlarla da yaptığım görüşmelerde yapılması gerekenleri kısa başlıklarla sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bu zamdan sonra kurumda idari ve yönetsel önlemler de alınmalıdır. Nitekim kuruma daha önce olmayan bir finans uzmanı istihdam edilmiştir. Bunun yanında toplumdan fedakarlık istenirken Kıb-Tek’teki kamu baremlerine göre %18 daha fazla olan maaş ve diğer muafiyet ve ek ödeneklerinde makul düzeylerde tekrardan düzenlenmesi gerekecektir. Bu durum hem maliyetleri azaltacak hem de topluma olumlu bir mesaj verilecektir.

KKTC Elektrik Kurumu’nda diğer bir önemli adım da, etkin bir şekilde tahsilat yapılabilmesi için akıllı sayaç uygulamasına geçişi sağlayacak bir yapının süratle oluşturulması olacaktır. Bu durum da borçların ödenmemesi halinde elektrik akımları otomatik olarak kesilebilecektir.

Kıb-Tek’in, mevcut alacaklarının tahsil edilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarının borçlarının ödenebilmesi için 10 yıla kadar, gerçek ve tüzel kişilere ait borçların da ödenebilmesi için 3 yıla kadar vade imkanları yaratılması önemli bir yapılandırmadır. Özellikle Belediyelerin yaklaşık 120 milyon, BRT’nin de yaklaşık 20 milyon borcu bulunduğunu düşünürsek taksitli ödeme bu kurumlara sağlanan olumlu bir açılım olacaktır.

Kıb-Tek’in finansal olarak zora girmesinin önemli bir sebebi de özellikle Belediyelerin kamu kuruluşlarının ve bazı özel sektör işletmelerinin birikmiş borçlarıdır. Ancak borç başka, maliyet başka kavramdır. Alacaklardan kaynaklanan Finansman ve dolaylı finansman giderlerinin maliyete etkisi 4 kuruştur. Maliyeti esas etkileyen unsur % 69 ile akaryakıt giderleridir
Fuel oil kullandığımız sürece ülkeye pahalı elektrik üretmeye devam edeceğiz.

Enerji Dairesi ve sektörü düzenleyecek ve denetleyecek Enerji üst Kurulu süratle oluşturulmalıdır. Arz çeşitliliği için yenilenebilir enerji (rüzgar, güneş) kullanımı özendirilmelidir. (Genel üretim içinde %15-%20 hedeflenmektedir)
Türkiye’den kablo ile elektrik getirilmesi projesi hayata geçirilebilecek en köklü çözüm olarak görülmektedir. KKTC’de elektrik üretim maliyeti kilowatt saati 55-60 kuruştur. Türkiye’den elektrik gelse bu rakam 25 kuruşlara gerileyebilecektir. Bu kablo projesinin denizaltı geçişi, iletim ve dağıtım ağlarının tamamlanması 3-4 yıl sürebilir. Bu süreç içinde biz de şu anki elektrik üretimimizi nasıl daha ucuza getirebiliriz diye düşünmemiz gerekmektedir. Türkiye’den elektrik gelse bile Kıb-Tek’in kapatılmasına gerek yoktur. Kıb-Tek üretim santralleri üretime her an hazır tutulmalıdır. Kablo sisteminde arıza veya bakım gerekirse mevcut santraller devreye girecektir. Çünkü her halükarda yedek sisteme de mutlaka ihtiyacımız olacaktır. Ayrıca kablo ile gelecek enerjinin, toplam üretimin %50-60 oranında olması düşünülmektedir. Kablo ile elektrik gelene kadar, mevcut üretim santrallerimizi (Kıb-Tek ve Aksa) de fuel oil yerine gazla çalışır bir duruma getirmek için projeler yapılabilir. Bunun mümkün olduğu uzmanlar tarafından teyit edilmektedir. Böylece daha çevreci ve biraz daha az maliyetli üretim santralleri devreye girmiş olacaktır. İlk yatırım harcamaları yüksek olan bir dönüşüm yatırımıdır. Şu anda KKTC’de elektrik üretiminin %50-%55’ini AKSA gerçekleştirmektedir. Bu süreç içinde maliyetler bize göre daha ucuz olursa Güney Kıbrıs’tan da elektrik satın alınabilir. Geçmişte biz de Rumlara elektrik satmıştık. Yeni Kıb-Tek Yönetimi gördüğüm kadarı ile yasanın kendilerine verdiği yetki ve verilere dayanarak yaptıkları çalışmalarla, kurumun mali açıdan daha da zarar görmemesi için yoğun bir çalışma halindedir, işleri kolay değildir, kendilerine başarılar diliyorum. Bu bilgiler ışığında sadece zam yapmak sorunu çözmez, yalnızca öteler. Enerjide arz güvenliğini sağlamak, ekonomik ve sosyal gelişmenin, ihtiyaç duyduğu enerjinin sürekli, güvenli ve en düşük maliyetle temin edilmesi ile halka ve ekonomiye ucuz elektrik sağlanması en önemli hedef olmalıdır. Önümüzdeki dönemlerde akaryakıt maliyetlerinin yüksekliği ve kurumun tahsilat sorunları nedeniyle tekrardan elektriğe zam yapılması konularını konuşmak ve tepki koymak istemiyorsak, toplumdaki herkes taşın altına elini koyarak yapılacak olan düzenleme, icraat ve projelere azami katkı, destek ve dayanışma sağlamalıdır.

Toplumsal uzlaşma için bir yerden başlamamız gerekiyorsa, o gün işte bugündür.