Köşe Yazarları

Elektrikte Planlı Algı Operasyonu Yapılıyor


Cenk Diler elektrik konusunda merak edilenleri sordu, Doç. Dr. Hasan Ulaş Altıok yanıtladı

 

Yatırım Değerlendirmesi ve Risk Analizi Uzmanı Doç. Dr. Hasan Ulaş Altıok, elektrik konusunda merak edildiğini düşündüğümüz sorularımızı yanıtladı. Bizim kanalımızla bir de çağrı yaptı; “iddialarımı çürütebilecek olan varsa buyursun”. İşte Altıok Hocam ile mülakatımız:

 

C.D : Yatırım Değerlendirmesi ve Risk Analizi uzmanı olduğunuzu biliyorum. Lütfen kısaca bunun bir tanımlamasını yapar mısınız? Bu mesleğin araştırma ve uygulama alanları nelerdir?

 

H.U.A : Projelerin, özellikle de ekonomik ömürleri uzun olan su, elektrik, yol, sağlık, eğitim, vs. gibi kamu sektörü projelerinin, fizibilite çalışmalarını farklı bakış açılarından inceliyor ve hazırlıyoruz. Diğer bir deyişle bir projenin yatırımcı açısından, ülke ekonomisinin tümü açısından ve de başta tüketiciler olmak üzere çalışanlar gibi, hazine gibi diğer paydaşlar açısından analizini yapıyoruz. Kısacası bir yatırımın “iyi” mi “kötü” mü olduğuna karar verebilmek adına teknik uzmanlardan elde ettiğimiz verileri de kullanarak gerekli çalışmaları yapıyoruz. Ayrıca uzun bir dönemin analizinden bahsettiğimiz için de yapılan çalışmalarda elde edilen sonuçların zaman içerisinde kullanılan parametrelerde oluşacak değişimlerden nasıl etkilenebileceğini, yani risklerin neler olduğunu, ve bu risklerin hangi yöntemlerle minimize edilebileceğinin hesaplarını içeren risk analizi yapıyoruz.

 

C.D : Hocam, Türkiye’den kablo ile elektrik getirmek teknik olarak mümkün mü? Mümkün ise bu yatırımın fizibilite çalışması yapıldı mı?

 

H.U.A : Mühendislik açısından soruyorsanız, evet mümkün. Konunun uzmanı mühendisler bunun teknik olarak mümkün olduğunu söylüyorlar. Kaldı ki dünyada deniz altından kablo ile elektrik ticaretinin yapıldığı çok sayıda örnek var. Yasal açıdan soruyorsanız, hayır mümkün görünmüyor. En azından en yetkili şahıslar (Başbakan ve Enerji Bakanı dahil) bile bunun Avrupa Elektrik İletim Sistemi Operatörleri Ağı (ENTSO-E) mevzuatına aykırı olduğunu defalarca belirtmişlerdir. Bu ağın gözlemci üyesi olan Türkiye’nin de bu mevzuata tabii olması nedeniyle, üye olmayan bir ülke ile (bu durumda KKTC ile) enterkonnekte olması uluslararası anlaşmalara göre mümkün görünmüyor.

Fizibilite çalışması yapıldı mı sorunuza gelince, maalesef TC ile KKTC arasında imzalanan 2010-12 Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü’ne de giren bu yatırım ile ilgili üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen herhangi bir ciddi, bilimsel ve tarafsız fizibilite çalışması yapılmamıştır. Başbakan Erhürman’ın deyişi ile ise konu “henüz fizibilite aşamasına dahi gelememiştir”.

 

C.D : Kablo ile elektrik getirilmesine, ideolojik nedenlerle mi yoksa teknik nedenlerle mi karşı çıkıyorsunuz? Daha doğrusu önce karşı mısınız onu cevaplandırıp sonra nedenlerine değininiz.

 

H.U.A : Kablo ile TC’den elektrik getirilmesine karşı olup olmadığımı ancak yapılacak bilimsel fizibilite çalışmaları neticesinde söyleyebilirim. Alternatif üretim modelleri ile karşılaştırıldığında daha ucuza gelebilecek, arz güvenliği sağlayacak, çevre dostu bir üretim modelini mümkün kılacak ve bizleri bağımlı yapmak yerine, bizlere alternatif enerji kaynağı sunarak bağımsız, kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomik yapıya katkı koyabilecek bir yatırıma karşı olmak pek iyi niyetli bir bakış açısı olmaz düşüncesindeyim. Ama öncellikle bu bahsettiklerimin çalışması yapılmalı ve gerekli sözleşmelerle konu ile ilgili belirsizlikler ortadan kaldırılmalıdır. Anlamakta zorluk çektiğim ortada hiçbir somut çalışma yok iken, bazılarının kablo ile elektrik getirme projesine gözü kapalı nasıl destek verdiğidir.

Bu arada belirtmeliyim ki 2015 yılında alanında iyi bir isme sahip Alman danışmanlık firması FICHTNER’e yaptırılan bir “ön-fizibilite” çalışması vardır. Bir ön-fizibilite çalışması olması nedeni ile bazı eksiklikleri olduğunu düşündüğüm bu çalışmaya göre de TC’den kablo ile elektrik getirme fizibil görünmemektedir.

 

C.D : Avrupa enterkonnekte ağına üye olmadan yani bağlanmadan, tek başına Türkiye’den getirilen kablonun bize (ekonomik) yararı olur mu? Neden?

 

H.U.A : Hayır olmaz, o zaman enterkonnekte olmayız. Öylesi bir durumda TC’de üretim yapan bir santrale bağlanmış oluruz ki bu da ülkemizde üretim yapan herhangi bir santralden elektrik almakla aynı anlama gelir. Böylesi bir durum hem Kıbrıslı Türkleri üretimden daha da kopararak bağımlılığı artırır hem de yatırımların kamu faydası hedefini bizim dışımızdaki yatırımcıların kar hedefine dönüştürür.

 

C.D : Kablo ile bağlanmak, mevcut üretim kapasitemize tamamen son vermeyi mi getirecek? Tartışmalara neden olan 4 santralin alımına gerek kalmayacak mı?

 

H.U.A : Bırakın kablo projesinin hayata geçmesini, siyasilerimizin hareket tarzına baktığımızda kablo projesinin hayat bulmama ihtimali ile bile ülkede yatırım yapılmasına karşıdırlar. Bu çok büyük bir hatadır ve kablo projesini gerekçe göstererek ve yıllardır da gerekli verimli yatırımı yapmayarak toplumun fahiş fiyatlardan elektrik tüketmesine neden olmaktadırlar. Her geçen gün ödenmekte olan yüksek tarifeler, ileride olası fizibil kablo projesini bile şimdiden faydalı olmaktan çıkarmıştır düşüncesindeyim. Kaldı ki kablo projesi hayat bulmuş olsa bile ülkede her hal ve şartta yatırım yapma gereksinimi olduğu yetkililer tarafından da defalarca dile getirilmiştir. Yatırımları ertelemek hem maliyetleri yüksek tutmakta hem de yakın gelecekte çok kötü şartlarda özel sektörle anlaşmalar yapma zorunluluğu yaratma riski taşımaktadır. Ülkemizdeki AKSA felaketi bunun en önemli ve çarpıcı örneğidir.

 

C.D : Çevre kirliliği bağlamında kabloyu nasıl değerlendirirsiniz? Karbondioksit maliyeti dünyada nasıl hesaplanıyor? Bu yönde bir avantajın olduğuna katılır mısınız?

 

H.U.A : Kablo ile elektrik getirmenin çevresel faydalarını belirleyebilmek için nasıl bir üretim sistemi ile karşılaştırdığınız önemlidir. Mevcut sistemde kullanılan yakıt ile karşılaştırdığınızda çevresel faydaları bizler açısından çok büyüktür. Ama üretimin yapılacağı yer açısından durumun tam olarak ne olacağını kestirebilmek zor. T.C’deki üretimin hangi tür teknoloji ile yapılacağına bakmak lazım. Karbondioksit salınımı konusuna gelince burada çok ciddi bir yanlış anlama olduğunu düşünüyorum. Karbondioksit salınımı ve dolayısı ile de bazı ülkelerde uygulanan karbon kredileri konusu üretim esnasında salınan karbondioksitin yerel değil ama tüm dünyaya zarar verdiği gerçeğinden yola çıkarak üretimin nerede yapıldığından bağımsız değerlendirilmesi gereken bir konudur. Yani KKTC’de üretim yapmayarak karbondioksit salınımını azalttığınızda bu tüm dünyayı etkileyen bir faktördür. Konuşulması gereken karbondioksit dışındaki zararlı maddeler konusudur ki, evet, mevcut teknoloji ile ciddi anlamda çevre kirliliği yaratılmaktadır. Kablo ile elektrik getirilmesi durumunda bunun en azından biz Kıbrıslılar için çevresel anlamda faydalı olacağı kesindir. Ancak, mevcut üretim modelimizi doğalgaza çevirmemiz durumunda kablo ile getirilecek elektriğin göreceli olan çevresel faydaları da ortadan kalkacaktır. Karşılaştırmayı hangi alternatifler arasında yapacağınız önemli. Yani aslında söylemeye çalıştığım kablo ile elektrik getirilmesi projesi tüm yönleri ile mevcut durumla değil ama “en iyi” alternatif durumla karşılaştırılmalıdır. Bilimsel bir fizibilite çalışmasından beklenen de budur.

 

C.D : Yerli ve yabancı bilim insanları ve siyasetçiler, kablo ile elektrik getirilirse, faturaların yarı yarıya azalacağından bahsediyorlar. Argümanları nedir? Sizce bu mümkün mü? Bize, ilkokul öğrencilerinin anlayacağı şekilde bu maliyeti hesaplar mısınız?

 

U.H.A : Öncelikle şunu söylemem lazım, bahsettiğiniz kişilerin yuvarlak ve gerçekleşmesi mümkün olmayacak bazı rakamlar dışında üzerinde tartışabileceğimiz hiçbir çalışmaları yoktur. En azından bizlerin ve kamuoyunun bilgisinde olan bilimsel çalışmaları yoktur. Varsa, sizin aracılığınızla bir çağrı da buradan yapalım, arzu ettikleri platformda kendileri ile tartışmaya, yaptıkları çalışmaları benim yaptıklarımla zenginleştirmeye ve topluma çok daha sağlıklı bilgiler sunmaya hazırım.

Rakamlara gelince, ben de “yarı fiyatına gelecek” dediklerini duydum bazı “bilim insanlarının”. Çok üzüldüm tabii ki. Bazı siyasilerimizin de saçma sapan rakamlar telaffuz ettiğini duymuştuk daha önce ama maalesef “siyasidir, söyler” diyerek gülüp geçmiştik. Ama şimdi “bilim insanlarının” böyle açıklamalar yapması çok talihsiz. Ya da planlı bir algı operasyonu ki bu çok daha tehlikeli. Neden yarı fiyatına olmaz? Daha önce de defalarca anlattım ama bir kez de buradan anlatmaya çalışayım.

Şu an resmi rakamlarla toplam maliyet 98 kuruş/kWs. Faturaların söylendiği gibi yarı yarıya azalabilmesi için bu rakamın 49 kuruş/kWs olması geriyor. Sanırım buraya kadar çok net. 98 kuruşun en az 30 kuruş kadarının üretim dışı (iletim, dağıtım, yatırım, vs.) maliyetleri içerdiği gerçeğinden yola çıkarsak, ve bu maliyetlerin kablo ile elektrik gelmesi durumunda da olacağını dikkate alırsak, şu an 68 kuruş (98 – 30) olan iletim maliyetinin 19 kuruş (49 – 30) olması gerekecek. Kablo ile TC’den elektrik alarak Kıbrıs’ta sistem maliyetini 19 kuruşa mal etmek ise imkansız. Neden mi? Gelin en basit şekli ile sistem maliyetinin bileşenlerine bakalım:

  1. TC satış fiyatı
  2. TC iletim maliyeti
  3. Kablo maliyeti
  4. Kablo bakım-onarım maliyeti
  5. Ülkede kurulu olarak beklemesi gereken yedek gücün maliyeti
  6. KIB-TEK çalışanlarının maaş giderleri
  7. Tüm talebin kablo ile karşılanamayacağı gerçeğinden yola çıkarak ülkede üretim yapacak teknolojinin sisteme yansıtacağı maliyet.

En basit şekli ile yukarıda belirtilen maddelerin maliyetinin 19 kuruş/kWh olacağını savunan kişileri dinlemeyi gerçekten çok isterim. Bunun mümkün olduğunu anladıklarında maalesef yarattıkları algı yüzünden geciktirdikleri verimli yatırımlardan mahrum bıraktıkları toplumun ödediği yüksek faturaların ne kadar acı verici bir durum olduğunu anlayacaklarını ümit ediyorum.

 

C.D : Peki, sizin çalışmalarınıza göre kablo ile elektrik getirilmesi durumunda tüketicinin ödeyeceği maliyet ne olacak? Ve sizin uzun zamandır bahsettiğiniz verimli yatırımların yapılması durumundaki maliyetin kablo ile elektrik getirilmesi durumundaki maliyetle karşılaştırmasını yapar mısınız?

 

H.U.A : Öncelikle şunu belirtmeliyim ki bu soruya net bir yanıt verebilmek için bütünlüklü bir fizibilite çalışmasına gerek vardır. Bu da masraflı ve zaman alan bir çalışmadır. Bu çalışma bir kişinin kolay kolay yapabileceği bir çalışma da değildir. Özellikle doğru veri toplama aşaması ve ileriye dönük projeksiyonların yapılma aşaması da maliyetli çalışmalardır. Benim yaptığım çalışmaya bir ön-fizibilite çalışması denebilir. İlgili alandaki mühendislerden, Ernerji Bakanlığı’ndan ve KIB-TEK’ten elde edebildiğim ayrıca da dünyada kullanılan ve ulaşabildiğim ikincil verilerle önümüzdeki 15 yıllık arz ve talebi içerecek şekilde yapmış olduğum çalışma sonucunda TC’den kablo ile elektrik getirilmesi durumunda şu an yaklaşık 12.5 dolar sent civarında olan kWs üretim maliyeti yaklaşık olarak aynı kalmaktadır. Buna kablonun yatırım maliyeti, aynı kapasite oranındaki yedek kurulu güç, alternative kaynaklarla toplam talebi karşılamak için kullanılacak sistem maliyetleri de dahildir. Çalışmada kullandığım veriler Nisan 2019 tarihli verilerdir. Sadece yakıt için son 15 yıllık yakıt fiyatlarındaki ortalama dikkate alınmıştır. TC’nin bize toptan elektrik satış fiyatı olarak ise son 15 yılın ortalaması olan 7 dolar sent kullanılmıştır.

Kablo projesine alternatif olarak çift yakıtla çalışan santraller ile doğal gazlı üretime geçmemiz durumunda ise bu rakam, tüm yatırım maliyetleri dahil, yaklaşık 8.5 dolar sent kWs civarındadır. Yani aradaki fark kWs başına yaklaşık 4 dolar senttir. Önümüzdeki 15 yıllık talep dikkate alındığında ve bu farkın bugünkü toplam değerinin yaklaşık 700,000,000 dolar olduğu görülmektedir. Yani kısacası kablo ile elektrik almak yerine doğal gaz ile elektrik üretebilecek verimli santrallere yatırım yaparak üretime geçersek, 15 yıl içerisinde yapacağımız tasarruf miktarının bugünkü değeri yaklaşık 700,000,000 dolardır.

 

C.D : Üçlü tarife sisteminin zam ile birlikte uygulanması akılları karıştırdı. Çoklu tarife tek başına uygulansaydı, düşünceniz ne olurdu?

 

H.U.A : Çoklu tarife sistemi dünyanın birçok ülkesinde kullanılan bir yöntemdir. Keşke bizde çok daha önceden uygulansaydı. Bu yöntemin çeşitli faydaları vardır. Öncelikle talebin belli saatlerde yoğunlaşmasını engelleyerek yani diğer bir deyişle talebi gün içerisine yayarak kapasite yatırım ihtiyacını azaltmakta ve böylelikle de kamu kaynaklarının daha verimli alanlarda kullanılmasına imkan sağlamaktadır. Enerji tasarrufu sağlayarak çok daha az yakıt tüketimi yapılmasına olanak sağlayarak hem mali giderlerin hem de çevre kirliliğinin azaltmasına katkı koymaktadır. Bir diğer önemli faydası ise tüketicilerin ve dar gelirli insanların tüketim alışkanlıklarını tarifenin en ucuz olduğu alanlara kaydırarak hem üretim maliyetlerinin düşmesine hem de toplum olarak daha ucuza elektrik tüketmesine olanak sağlamaktadır. Böylesi yararlı bir uygulamanın tartışma konusu olmasının nedeni yıllardır maliyetleri düşürecek doğru adımların atılmamasından dolayı yapılması kaçınılmaz olan zam ile birlikte uygulamaya geçmesidir. Yani aslında çok doğru bir karar olan çoklu tarifeye geçme zammın gölgesinde kalan bir uygulamaya dönüşmüştür. Çok teşekkür ediyorum.

 

C.D : Ben çok teşekkür ederim Hocam. Çağrımı yineliyorum. Hasan Ulaş Altıok Hocamın söylediklerini çürütecek olan görüşlere yer vermeye hazırım.

 

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı