Ne dedi Mustafa Akıncı: CB AKINCI “Araçların nereye ineceği, nereden kalkacağı, nasıl koordine edileceği, bunun siyaseten ne anlama gelip gelmediğinin böylesi büyük bir felaket karşısında, benim gözümde hiçbir anlamı yoktur.”
İnanın benim gözümde de yoktur.
Bir lenger suyu istememek için binbir manevra yapanlar, bir lenger suyu olup dökmeyen de benim gözümde aynıdır.
Eksik olsun sizin egemenlik kavganız…
Son 48 saat yaşadıklarımız bize gösteriyor ki…
Bu adada “barış” kazanmayacak…
Bu adada “hoşgörü” kazanmayacak.
Bu adada asla ve asla “özne” olmayacak Kıbrıs Türkü…
Türkiye ve Güney Kıbrıs istediği gibi kavga edecek…
İstediği gibi kapris yapacak…
Biz de oradan oraya sürükleneceğiz…
Neden mi?
Ciğerimiz yanıyor…
Gidip görünce daha da kötü oluyor insan…
Dün gidip gördük.
Oradaki çabayı…
Sağa sola koşuşturanları…
Yangını ağlayarak izleyenleri…
Ölen arkadaşlarının acısını içine gömerek elinde hortum, çapa, kürek koşuşan itfaiyecileri…
Fransız orada…
İsrailli orada…
İngilizi orada…
BM askerleri de orada…
Ne kalıyor geriye?
Biz…
Biz yokuz…
Bu adanın bütününde hakkı olan bizler, yangını uzaktan seyrediyoruz…
Bir de “yangın” üzerinden egemenlik kavgası yapanları…
Sizin egemenliğiniz batsın…
Anastasiades ve ekibine sesleniyorum…
Sizin egemenliğiniz batsın…
Mevlut Çavuşoğlu’na sesleniyorum.
Sizin de egemenliğiniz batsın.
Efendim, “Baf’a inmezseniz, yangına müdahale edemezsiniz” diyor Rum koordinasyon ekibi.
Ama efendim…
“Baf’a inersek bu şart olur. Rumların egemenliğini tanımak olur. Bu nedenle yardım etmiyoruz…”
Hay edeni de edecek olanı da eşek govcalasın.
Yanıyor be…
Yanıyor yahu…
Oluk oluk yanıyor…
Doğa sizin egemenliğinizi tanımaz.
Ağaçlar sizin egemenliğinizi bilmez…
Yanıyor olan, yanıyor cayır cayır…
Nasıl olacak?
Rum tarafı diyor ki:
“Bizim amacımız koordinasyonu sağlamak. Kuzeyden sürekli su taşıyan bir uçağı, helikopteri nasıl koordine edeceğiz. Hava sahasını nasıl koordine edeceğiz.”
Bu açıdan bakıldığı zaman, haksız mı?
Değil.
“Baf’a Türkiye uçağı enmez…”
Nere da enmez…
Fenerbahçe Larnaka’dan geldi…
Trabzonspor Limasol’dan…
Karşıyaka da Baf’a gitti.
Nere enmez…
Amaç yardım ise, Türkiye uçakları her yere ener.
Enerim…
Yardımı da yaparım…
Sonra “egemenlik tartışırım…”
Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamaları, “atın önüne arabayı koymaktan” başka nedir?
Şu bir gerçek…
“Türkiye samimiyetle yardım etmek istiyorsa, Fransa gibi, İsrail, İngiliz ekibi gibi, koordinasyon dahil olacak…”
Olmak istemedi mi?
Benim için gerisi “sidik yarışıdır” kusura bakmayın…
Rumlar da mamur etti…
Ha…
Kimse zannetmesin ki, Türkiye’nin tavrını eleştirirken, Rum tarafının koordine ısrarını haklı buluyorum.
Eğer…
Rumlar da “yahu etsin da nasıl ederse etsin” dese…
Ortak bir telsiz hattı ile her şey hallolurdu…
Ama dediğim gibi…
Biz neredeyiz?
Oh canıma değsin…
Gönüllü gençlerimiz çapalarını kuşandılar, Güney’e geçtiler…
Yardım ettiler ya da edemediler ama…
Niyet ortaya koydular…
Bir de…
Çiftçiler Birliği Başkanı Hüseyin çavuş aradı…
“Gardaş traktörlerimiz hazır. Orası bizim aldığımız yağmur için hayat damarı… Canımız yanıyor… Tırmığı Dakar… Sürer gideriz…” dedi.
Bu da bana yetti.
Siz egemenlik kavgası yapadurun…
Çözümsüzlüğü çözüm olarak görenler de “aha yardım bile istemezler” diye zil takıp oynasın…
Canı bu ada için atanlar…
Hesapsız bu adayı sevenler…
Vatan bilenler…
Güney’e yardıma koşuyor…
Yardıma koşmaya hazırlanıyor.
En azından oturup maraz ediyor.
“Biz” buradayız işte…
Sizin egemenliik algılamalarınızı da karşılıklı eşek tepsin…
Yanıyor Trodos…
Bir lenger suyu olup da dökmeyen da, “başından aşağı döküp, rahatlasın” deyim da…
Ağır olmasın…
































