Bakanlar Kurulu yeni kısıtlama kararları açıkladı.
Başbakan’ın Sağlık Üst Kurulu’nun önerilerini ele alacaklarını açıklarken “Dengeler, dengeler” dediği engeller sanırım toplantının uzamasına neden oldu ve hekimlerin anında verdiği tepkiye bakarsanız, yerel bulaşı önlemesi mümkün olmayan kararlar çıktı.
Onlar ne karar alırsa alsın, korku ve panik o dereceye geldi ki, ekonominin geneli bir kez daha beline kazmayı yiyecek… Birçok işletme yine kapanacak, insanlar tüketimlerini yine kısacak, işsizlik yeniden artacak.
Şimdi bugünden kapanma günlerine doğru bir geriye dönüp bakalım.,,
Niye alındı bu kısıtlama kararları? Niye ekonomiyi darbeleyecek yeni kararlar almak zorunda kaldılar? Sorumlusu kim bunun?
Eğer bu hükümet 1 Temmuz’da açılma kararı vermeden önce, ona buna ayrıcalık yapma derdine düşmeden, yapılması gerekeni yapmış olsaydı, bugün kapıdan ne kadar virüslü girerse girsin, kapanmaya gerek olmayacaktı. Testleri çıkana kadar kontrolde tutulmuş olsalar, en azından maske kararı denetlense, yerel bulaşa sebebiyet verilmeyecekti.
Zaten bugün yeni kapanma kararlarının alınmasının sebebi, yerel bulaşın artması değil mi?
Kimin sebep olduğu ortada.
O halde fazla gevezeliğe gerek yok.
Kamu sağlığını hiçe saydıkları, sağlık sisteminde taş üstüne taş koymadıkları gibi, ekonomiyi de baltalayan bizzat hükümetin kendisidir…
Suçluyu başka yerde aramasınlar. Öyle her mikrofon bulduklarında “başarılıyız” falan da demesinler.
Hem sağlığı hem ekonomiyi bir güzel bitirdiler…
“Dünyada da böyle” gerekçesine sarılıyorlar sık sık. Hiçbiri sökmez. 80 gün “0” vaka yaşanan bir küçücük memleket burası. Kolaydı, çok kolaydı. Kapıdan geleni karantinaya koysaydınız ne hastane dolup taşacaktı ne de ekonomi bir kez daha felç olacaktı. Hem de tam kılcal damarlarından canlanmaya başlamışken. “Daha sıkı denetim” miş…. Niye daha önce yapmadınız “daha sıkı denetim”i? Canımız tehlikeye girsin diye mi beklediniz? Niye polisin yanında yerel yönetimlere yani zabıtalara denetim yetkisi vermediniz?
Başarıysa, başarılısınız.
Kamu sağlığını tehdit altına sokma, insanları bir kez daha işsiz, parasız bırakma konusunda. Yaşadığımız korku ve paniği saymıyorum bile.
“Başarısızlık” dediğinizde, “siyaset yapıyorsunuz” demeyi biliyorlar. Neresi siyasiydi bu uyarıların, bu eleştirilerin? Önlemleri almayarak ona buna yaranacaksınız diye asıl siyaseti siz yaptınız.
Haydi bu güzel başarılarınızın tadını çıkarın şimdi…
Başbakan sürekli “radikal kararlardan” bahsediyor ya, dün sosyal medyada bir mesaj okudum, çok hoşuma gitti. Bir arkadaş, sanırım hem de hükümet yanlısı biri, bezmiş artık, “Ben size sandıkta göstereceğim radikal kararı” diyordu.
YERİN KULAĞI VAR
“ÖNCE SAĞLIK” MI, YOKSA “ÖNCE OY” MU?: Bilim Kurulu adı üstünde ülkenin sağlık sorunlarına çare üretmek temel görevi. Yaptıkları önerilerin de mahkeme kararınca uygulanması gerekir. Ama bizim efendiler kendi kurdukları kurulu bile tanımıyorlar. Alınan kararların öneri niteliğinde olduğu ve son kararı Bakanlar Kurulu’nun vereceğini söylüyorlar. Toplumdan gelen haklı tepkileri ise “abartı” olarak değerlendiriyorlar. Bizim için “önce sağlık” diyorlar ama, onlar için gerçek olan “önce oy”…
HANGİ BAŞARI?: “Mart’tan beri çok önemli ve başarılı işlere imza attık” diyor Sayın Başbakan. Çıkın ve Mart’tan beri o başarılarınızı bir bir anlatın ve sizi haksız yere eleştirenlerin ağzının payını verin diyeceğim ama, ortada başarı değil, yıkımdan başka bir şey yok. Otorite yerlerde sürünüyor. Hiç sıkılmadan “Erdoğan’ın talimatı ile 100 yataklı pandemi hastanesi yapıyoruz” dediniz. Yani talimat almasaydınız onu bile yapacağınız yoktu. Durum ortadayken hangi başarıdan bahsediyorsunuz? İnanın neyin kafasını yaşadığınızı çözemiyoruz…
SONUNDA ERHÜRMAN DA PATLADI: CTP Genel Başkanı ve cumhurbaşkanlığı adayı Tufan Erhürman da sonunda patladı. Aylarca iş birliği önerdi, yıkıcı muhalefetten kaçındı, sonunda o da patladı, “Hükümet derhal istifa etmelidir, kriz hükümeti kurulmalıdır” dedi. Hele vakaların katlanarak artmasından ve hükümetin içi boş kararlarından sonra artık sözünün gereğini yaparak, hükümeti istifaya zorlayacak yöntemleri deneyecek diye düşünüyorum…
ERTELEDİNİZ, ÇÜNKÜ HAZIR DEĞİLDİNİZ: Eğitim Bakanı birkaç gün önce çıkıp ortaokul ve liselerin 14 Eylül’de yüz yüze eğitime açacaklarını, her türlü önlemi aldıklarını gerine gerine söylemedi mi? Ne oldu da açılışı 1 Ekim’e ertelediniz? Hani salgın konusunda okullarda her türlü önlemi almıştınız? Ama haklısınız bu ilk çark edişiniz, tükürdüğünüzü yalamanız değil, hep yapıyorsunuz. Niye ertelediniz söyleyeyim mi? Çünkü okullarda ne önlem aldınız, ne de hazırlık yaptınız da ondan. Kaç öğretmene PCR testi yaptınız ve sonuçları ne oldu çıkın ve açıklayın. Vaz geçin artık toplumun zekasıyla oynamaktan, kimse aptal değildir…
BAL GİBİ YEREL BULAŞ: Sağlık Bakanı “temaslı”yı ayrı, yerel vakayı ayrı açıklıyor da kızıyoruz ya, Başbakan tv’de üstüne “vura vura” açıklığa kavuşturdu. Pozitif vakaların karantinaya alınan temaslıları bunlar. Yani, yerel bulaş. Panik büyümesin endişesiyle yaptıkları bir tinyozluk. Onlar nasıl açıklarsa açıklasın, siz yine bu iki kategoriyi toplayın, o işte “resmi” yerel vaka sayısıdır. Bakın ben demiyorum, hükümet ortağı partinin milletvekili, konunun uzmanı Jale Refik Rogers ne diyor; “açıklanan yerel vakalar, buzdağının görünen yüzüdür”… Pandemi hekimi çığlık atıyor, “yerel vakalar 40 40 geliyor”…
GERÇEKTEN BAŞARDINIZ: Neyi mi? Tasarruf yapmayarak bizi susuz bıraktınız ya. Ne zaman patladıydı bu boru? 10 Ocak 2020. Bugün artık son damlaya ulaşınca, nihayet Belediyeler çaresiz dönüşümlü su verileceğini açıklamaya başladılar. Oysa bundan 9 ay önce, Tarım Bakanlığı tüm Belediyelere “suyu dönüşümlü vereceksiniz” deyip, tasarruf kararı açıklamış olsaydı, emin olun, daha en az bir yıl yetecek suyumuz kalırdı. Medyada bizler söyledik, meslek kuruluşları söyledi, o tasarruf kararını Tarım Bakanı bir türlü almadı. Kuyular kurudu, baraj bitti, artık yapacak bir şey yok. Ne vizyon ne planlama; ne başarı ama…
YÜZDE 22’Sİ MÜHÜRLENDİ: Girne Belediyesi 49 işyerini denetlemiş, 11 tanesini mühürlemiş. Oran korkunç. Açıldık iyi güzel de sırf iş yapsınlar diye her şeye göz yumulacağını sandı galiba arkadaşlar. Kayıtsız, kaçak, sağlıksız. Düşünün böyle denetimler ülkenin her yerinde ve sıklıkla yapılsa, ne sonuçlar çıkardı. Devlet görünür olsa, buna cesaret edemeyecekler…

FOTO GÜNDEM: Kim arar, kim sorar devleti… Bu adam bu şekilde kilometrelerce yol gitti, ben de arkasında. Ona bu cesareti veren ne olabilir?
































