Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Ekonomiye dikkat! (Olası Türk-Rum ticari ilişkileri)

Çözüm konusunda o kadar çok abartılı ve tahmini “müjdeler”  veriliyor ki en azılı “çözümsüzlük canavarı” olsanız ipekler gibi açılır pamuklar gibi yumuşar ve  “bir an evvel  çözüm olsun da nasıl olursa olsun”  dersiniz! Tabi insanların hayatlarını salt çözüme endekslerseniz “umut”  pompalamak da cabası oluyor. Nitekim:
*Çözümden sonra refah ve mutluluk gelecek.
*Her iki halk da turizm ve ekonomi yönünden büyük kazanımlar elde edecek.
*Rum-Türk işbirliği gelişecek ticari ortaklıklar artacak  işsizlik düşecek.
*İnşaat sektörü her iki yakada da yeniden patlayacak.
*Doğu Akdeniz’den çıkacak gazdan   iki federe kanat da yararlanacak,  TC’den akacak su paylaşılacak.
*Vesselamı kelam çözüm oldukta özellikle Türk tarafı AB’ye üye olurken dünyaya açılacak.
*Ortak eğitim,  ortak sağlık, ortak deniz ve hava ulaşımları,  ortak para  derken Kıbrıs adasının sıcak kanlı  Akdeniz insanları refah ve saadetten çıldıracak…
ACABA?  Öyle mi olacak? Kaldı ki tüm “kötümserliğimizle soralım: “Çözüm olacak mı ki böylesi pembe rüyalar göre!” Fakat olursa eğer işte o yukarıda yazdıklarımız da olmalı, en azından  “her iki yakada da barışçı ve hakçasına paylaşımlarla yetkilerde buluşulacak bir Federal Devlet oluşmalı.”
Doğrusu gözümüz korkuyor ama! Çünkü  8 yüz bin kişilik Rum toplumu ile  liderliğinin ve de Kilisesinin  Türk halkına bu kadar bonkörce bir yaklaşımda bulunacağını sanmıyoruz.  Sanmadığımız bir başka sorun da Türk ve Rum ekonomik ilişkilerinin “siyasi organlardan”  oluşmadığı,  liberal piyasa kurallarının işleyeceği dolayısıyla kıyasıya rekabetlerin yaşanacağıdır. Ki bizim gibi geçmişi yaşayanlar bilirler:  Bu adada hiçbir devrede Rum’un üzerine çıkacak bir ekonomik üstünlüğün toplumu olmadıktı. Tam aksine Rum’un sadece işçi ve komisyoncusu olduktu…
Şimdi durumlar değişti diyebiliriz  de o değişimi yaratanların Türkiye’nin payandaları sayesinde ayakta durduklarını söylemeye hiç gerek yoktur! Eğer çözüm halinde Türkiye’yi altımızdan çekerlerse bilin ki bu adada, Rum’un mali ve ekonomik rekabetinin altında olsak olsak eskiden de olduğu gibi yine Rum sermayedarları ile patronlarının işçi ve komisyoncusu oluruz…
      **********      Büyük sorun kapıya dayandı: (Mülk mübadelesi ve tazminatlar olayı!)
Önce  bir daha hatırlatalım ki meramımız iyi anlaşılsın.
1974’ten hemen sonra: “Büyük sorun büyük oranda bizim olmayan Kuzey’e sahiplik koymamızdı. Ancak bir büyük sorun da Türk halkının Güney’de bıraktığı mülküydü. Bakın onlar ne yaptı biz ne yaptık.    Onlar Türk mallarının kullanımlarını devlet denetimine aldılar. İstimlâkların bedelini bile Bankalara yatırdılar. Çok uzun yıllar “tahsisleri” kaldırmadılar tapu vermediler. Hâlâ da öyle devam ediyorlar. Faraza, bu gün Güney’den mülkümüzü talep etsek  tek taşımıza kadar hesabını kitabını hem de hukuka uygun olarak vermeye hazırdırlar.
Gelelim Kuzey’e:  Güney’den elli altmış bin Türk göçmen geldiydi. Bu yurttaşlarımızı rehabilite etmek kolay olmadı. Çoğu “köylerde” ikamet etmek yerine kentleri tercih etti. Hatta tarım kesimindekiler bile. Mesela uzun süre  “biz bağdan ne anlarız”   diyerek Güzelyurt’un  narenciye bahçelerine sahip çıkmadılardı.
“Gelen göçmenlere ev toprak dağıtımı öncelikli olacak tüm sorunları çözülmeden Kuzey’deki hiçbir kişiye “tahsis” ötesinde mülk edinme, tapulama yapılmayacaktı.” Oysa TC’den kaydırılan nüfus da dahil  sınırsız ve hesapsız üstelik siyasi yönden popülizmi de çalıştırarak Kuzey’i yağma Hasan’ın böreği kabilinden  dağıtmakla kalmadık, Rum malları üzerinden rant ekonomisi de yarattık!  Hâlâ  devam ediyor!
Arada vurgulayalım. “Puanlar”  icat ettik. Sanki darphanede bastığımız paramızmış gibi bu puanlarla Rum malı alıp Rum malı sattık!  Bu nedenle memlekette  “Puanları” tedavüle sokup arsa spekülasyonlarında kullanan  insanlar türedi!
Kısaca Rum mülkünü sadece ganimetlemedik.  Bir gün hesabını veremeyeceğimiz  “illegal”  uygulamada harcadık ki işte şimdi o hesap günü geliyor:
YUMURTA KAPIYA DAYANDI: Geçtiğimiz gün Güney’deki bir Rum Taşınmaz Mal Komisyonu’nun kendisine olan  94 milyon sterlinlik borcundan dolayı Mahkemede açtığı davayı kazandı ve biri Maliye diğeri Tarım Bakanlığına ait iki arabaya haciz   koydurttu…
Bugüne kadar tazminatları Türkiye ödüyordu. (200 milyon sterlin ödediği söyleniyor.) Fakat “artık malı elinde tutan ödesin”  diyerek topu  KKTC kalesine attı! O Rum’un alacağı olan 94 milyon sterlin davası da  öncesi 12 dava gibi penaltıdan  yediğimiz  gollerden biri!  Korkumuz olmaya ki bu haciz davaları devam eder.
BİZE KORSAN DEVLET DİYENLER: Öte yandan bizi tanımayan, “korsan devlet” diyen Güney Rum Yönetimi’nden bir Rum Kuzey’e geliyor dava açıyor,  haciz çıkartıp iki bakanın arabasına el koydurtuyor! Ortada ne “çözüm” var  ne de  mal mübadelesine yönelik her hangi bir karar var! Ama maşallah mahkemelerimiz çalışıyor kararlar alıyor… Ve memlekette tıs çıkmıyor! Çünkü herkes şu veya bu şekilde bir yerinden Kuzey’deki Rum malına bulaşmış!  Suçlu kimse kalksın dense bir memleketin insanı  ayağa dikilecek!
HACİZ OLAYI EMSAL TEŞKİL EDER Mİ?  Neden etmesin.  Kapıyı açacak anahtarı Rum’un eline  verirseniz tabi ki açıp girer.  Zaten Güney 100 bin Rum’un Kuzey’e dönmesini istiyor,  Maraş’tan Güzelyurt’a kadar talebi var… Bunların üzerine bir de GYÖ’ler diyerek mesela AB’nin “birincil hukuku”  olması gereken yasal yükümlülükleri de dikerseniz çözüme hiç gerek yok, herkes 1974’ten öncesi malına dönsün dersiniz olur biter!
     **********
Kısaca takıldığım:  (Bilmemek üzerine!)

Gazeteler eskiden elle dizilen harflerle basılırdı. Ne yapılırsa yapılsın sayfa düzeninde arada boşluklar kalırdı. O boşlukları doldurmak için de mesela şöyle bir haber konurdu:
“ZİYA RIZKI NE DEDİ?  Pazar gün oynanacak Çetinkaya Amonia maçı için fikri sorulan Ziya Rızkı (Allah rahmet eylesin)  bu maçın neticesini ben bile bilemem” dedi!”
TALAT NE DEDİ? Yeni kurulacak Hükümette kimlerin hangi Bakanlıkla görevlendirileceği  sorusuna Talat şu cevabı verdi:  “Ben bile  bilmiyorum!”