Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Eğitim Şurası’nın önemi

 

Eğitim camiasının uzun süredir beklediği 5’inci Eğitim Şurası yarın başlıyor. Ben bu şuradan çok şey bekliyorum. Katılımcılar arasında öğretmenler, okul yöneticileri, sendika ve siyasi parti temsilcileri yanında üniversitelerden çok değerli akademisyenlerin varlığı şurada alınacak kararların kalitesini de olumlu etkileyeceğinin göstergesi… Eğer hükümet bu şurada alınacak olan tavsiye kararlarını uygulama cesareti gösterirse, eğitimde önemli adımların atılabileceğini düşünüyorum. “Geçmiş şuralarda alınan kararlar ne kadar uygulandı?” diye bir soru sorabilirsiniz. Bu soruya katılmamak elde değil. Önemli olan şura kararlarının yasal bir düzenleme ile güvence altına alınması ve uygulamada zorlayıcı bir yanının olması gerekmektedir. Aksi takdirde bu şura kararları da bundan önceki şura kararları gibi tozlu raflarda yerini alır.
5’inci Milli Eğitim Şurası’nda 11 komisyon görev yapacak. Mutlaka her komisyonun kendine göre önemi var ama ben birinci komisyon olan “Eğitim-Öğretim Yaklaşımları, Yönlendirme ve Genel Eğitim Sistemi” komisyonunun vereceği kararları, ortaya çıkaracağı sonuçları merakla bekliyorum.
Bu komisyon daha birçok soru gibi benim önemsediğim şu dört sorunun da cevaplarını arayacak.
1-Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’nin temel felsefesi, taşıdığı ulusal ve evrensel değerleri neler olmalıdır?
2-Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi hangi yaklaşım ve anlayışları taşımalıdır?
3-Eğitim sistemi içerisinde, öğrencilerin yönlendirmesi nasıl olmalı ve hangi özellikleri taşımalıdır?
4-Genel eğitim sistemi yapılanması, kademeler arasındaki geçiş süreçleri ve modeli nasıl olmalıdır?
Kanımca bu dört soruya bulunacak cevaplar ve önermeler, Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi’nin temel taşlarını oluşturacak. Yani eğitim sistemimizin temel felsefesi günümüz koşullarını göre yenilenmezse, ulusal ve evrensel değerler, çağın gereğine göre belirlenmezse önümüzdeki yıllarda ciddi sıkıntılar yaşayacağız.
Üçüncü soruda konu olan “yönlendirme” meselesi de çok önemli. Bizde doğru dürüst bir yönlendirme yapılamadığı için bugün ülkemizde ara eleman sıkıntısı yaşanırken, binlerce üniversite mezunu da işsiz durumdadır. Çağdaş toplumlarda %30 üniversiteye gidiş, %70 meslek okulları dağılımı yaşanırken, bizde bunun tam tersidir.
Dördüncü soruda bahsedilen “kademeler arası geçiş süreci ve modeli” de çok önemlidir. Ülkemizde kanayan bir yara haline gelen “kolej sınavı” bu kategoride ele alınacaktır. Bu soruna bir çare üretemediğimiz sürece, kanaya yara olmaya devam edecektir. Kademe geçişleri çoktan seçmeli sorularla yapılan bir sınavla gerçekleşen ülkemizdeki bu sistemi dünya yüzünde kullanan çok az devlet kaldı. Bu çağ dışı kalmış yöntemin mutlaka değişmesi gerekmektedir.
Daha önce de belirttiğim gibi bu şurada 11 komisyon bulunmaktadır. Bunlar arasında “Dil Eğitim Komisyonu” da önemsediğim komisyonlar arasındadır. Bu önemseme yalnızda “yabancı dil öğretimi” konusunda yaşadığımız sıkıntılardan dolayı değildir. Hiç bugüne kadar konuşmadığımız “Anadil Eğitimi” konusunda da ciddi sıkıntılar vardır. Bugün ortaöğretim kurumlarında okuma yazma bilmeyen öğrencilerin varlığından bahsedilmektedir. Türkçe olarak kendilerini doğru dürüst ifade edemeyen öğrenciler mevcuttur. Tüm bunlar dil eğitimi meselesinin de ciddiyetle ele alınması gerektiğini gösteriyor.
Esas mesele eğitimde eski anlayışların son bulduğu bir döneme giriyoruz. Eğitim sistemimiz reform istemektedir ve bunun gerçekleşmesi de kaçınılmazdır. Bundan dolayıdır ki bu eğitim şurasında alınacak kararlar dikkate alınmalıdır.
Uygulanmalıdır.