Köşe Yazarları

Eğitim Bakanlığı’nın Suçu Yok, Benim Suçlu!


Okullar Pazartesi günü açıldı. Ertesi gün gazetelerin manşetlerinde “Eğitimin utanç günü”, “rezalet” gibi başlıklar vardı. İnşaat alanına dönen okullar mı istersiniz, 35-40 kişilik sınıflar mı? Öğretmensiz, müdürsüz okullar mı? Kitapsız açılan okullar mı? Otobüste unutulan çocuklar mı? Okullara kayıt olamayan çocuklar mı? İlk günden eyleme zorlanan sendikalar mı? Sosyal medyada uçuşan okul fotoğrafları mı? Daha neler neler! Saymakla bitmez.

Tüm bunlar yaşanırken Milli Eğitim ve Kültür Bakanımız da bir televizyon programında çıkıyor ve diyor ki “bu gazeteler çok abartıyor olayları, hem da eleştiri yapanlar her yıl fotokopi gibi eleştiri yapıyor”. İzlerken çok güldüm. Her yıl fotokopi gibi aynı hatalar, yanlışlıklar yapılırsan, eleştiriler de fotokopi gibi olur. Geçtiğimiz yıl da benzeri olaylar okullarda yine yaşanmıştı.

Sayın bakan daha önce de eleştiri yapanlara “kara propaganda” yapıyorlar demişti. Belli ki sayın bakan eleştiriden hoşlanmıyor. Ya da eğitimde her şeyin mükemmel olduğunu zannediyor. Zaten öğretim yılı başlamasından üç gün önce bütün kurmayları ile birlikte basın toplantısı düzenliyor ve neredeyse “her şey tamamdır, ufak tefek sorunlar var” diyor. Okullar açılınca durumun öyle olmadığı anlaşılıyor.

  • Birçok okulda öğretmen eksikliği var. Okullar 18 Eylül’de açıldı. Öğretmenlik sınavlarının sözlü olanı 22 Eylül’de yapıldı. Bu işler 18 Eylül’den önce bitirilmesinin önündeki engel ne? Okulların 18 Eylül’de çok önceden açılacağı bilinmiyor muydu? Bu sınavları ben mi erkene alayım?
  • Okullar kitapsız açıldı. Bir hafta geçti hala eksik kitap var? Bunun suçlusu ben miyim? Ben mi kitapları erken basayım?
  • Öğretmen nakilleri son günlere kadar tamamlanamadı. Yeni öğretmenler zamanında atanamadı. Sayın bakan diyor ki “dünyanın en karmaşık nakil sistemine sahibiz”. Bu kadar yıldır aynı nakil sistemi ile öğretmenler nakil edilmiyor muydu? Bu yıl niye böyle oldu acaba? Yasaya göre nakiller 1-15 Temmuz arası yapılmaz mı? Kaldı ki bu nakil sistemi karmaşıksa bu kadar zamandır niye değiştirmiyorsunuz? Nakil sistemini değiştirecek olan ben miyim?
  • Okullarda her yıl yapılan tadilatlar bu yıl da yaz döneminde bitirilemedi. Sayın bakan okullardaki tadilatların İhale Yasası’ndan kaynaklanan gecikmelerden dolayı olduğunu söyledi. Her yıl aynı laflar duyuyoruz. Bizim ülkeye pek uğramayan “planlama” diye bir şey var… Bu yapılmadığı için suçu yasaya atıyoruz. Kaldı ki bu ihale yasasını ben mi değiştireceğim? Değiştirsenize…
  • Özellikle şehir merkezlerindeki bazı okullarda sınıflar 35-40 kişilik. Gel da bu sınıflarda eğitim yap. Birkaç yıldır bu okullardaki öğrenci artışı bağıra bağıra geliyordu. Bu durumu görmezlikten gelen, planlamayan, çare üretmeyen, yeni okul yapmayan ben miyim?
  • 750 kişilik, 1100 kişilik ilkokullarımız var. Bu çocuklar bahçede yürürken bile birbirlerine çarparlar. Bırakınız oyun oynamayı, teneffüste kantine ve tuvalete gidecek vakti yok. Bu mudur çocuklara reva görülen eğitim ortamı? Yeni okul yapımının kararını ben mi alacağım?
  • Sayın eğitim bakanını geçtiğimiz gün televizyonda dört gözle ve iki kulağımla dinledim. Hayretler içinde kaldım. Şöyle bir ifadesi vardı: “Artık inşaat teknolojileri de değişti ve okullarda tedbir alınarak eğitim sürerken inşaatlar da yapılabilir” dedi. İnşaat teknolojisi değişmiş? Nesi değişti? Neredeyse her ay “inşaattan düştü, yaralandı veya öldü” haberlerini okuyoruz bu ülkede… Kaldı ki okulda “gür gür gür, car car car” inşaat devam edecek ve öğretmen de yan tarafta 35 kişi ile ders yapacak. Oldu sayın bakanım. Bir gün sizi de böyle bir sınıfta ders vermeye bekleriz.

Yapamadık, beceremedik, olmadı deyip bu toplumdan özür dilemek de bir erdemdir. “Yeni öğretim yılına istediğimiz gibi başlayamadık” demek bu kadar zor mu?

İlla bir gerekçe, illa bir suçlu aramak da neyin nesi…

Ben kabul ediyorum suçlu benim bunları yazdığım için…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı