Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe YazarlarıSürmanşet

Eğitim adına iki önemli çalışma

Covid-19 virüsü tüm dünyayı olduğu gibi KKTC’yi de derinden etkiledi. Yalnız ekonomiye değil, eğitime de ciddi darbeler vurdu. İlk ve ortaöğretimde 4 Ocak’tan beri ülkede yüz yüze eğitim yok. Okullarda eğitim online olarak devam edilmeye çalışılıyor. Bu süreçte aileler çocuklarının eğitimi ile daha yakından ilgilenmek zorunda kaldı. Sosyal medyada yüzlerce paylaşım gördüm ki, aileler online eğitimin zorluğundan bahsediyor. Hem çocukların hem de ailelerin yaşadığı sıkıntılar dile getiriliyor. Bunun yanında bu süreçte ailelerde şu görüş de ağırlık kazandı; “Öğretmenlik çok zor iş, biz evdeki kendi çocuğumuzu idare edemezken, öğretmenler 30 kişilik sınıfı nasıl idare eder, nasıl ders yaparlar”. Buna benzer cümleleri hem arkadaşlarımdan duydum hem de sosyal medyadan çok fazlaca gördüm. Yalnız bu sadece KKTC’ye mahsus bir durum değildir. Bu pandemi sürecinde dünyada da benzer bir durum vardı. Bu konu ile ilgili bugünlerde çokça makale bulmanız mümkündür.

Sonuç itibarı ile KKTC’de online ağır aksak devam etmekte ancak aileler bir an önce yüz yüze eğitime geçilmesinden yana. Hal böyle iken gözler elbette ki ülkedeki vaka sayısına çevriliyor. Elbette vakalarda bir düşüş var ancak bu düşüş okulların açılmasına yetip yetmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.

Ülkede bunlar yaşanırken, pandemi sürecindeki eğitimimiz ile ilgili son günlerde iki araştırma/çalışma dikkatimi çekti. Birincisi sevgili dostum Salih Sarpten’in başkanı olduğu Kıbrıs Eğitim Araştırmaları Birliği’nin hazırladığı “2020 Eğitim Raporu” ve bu raporda yer alan “Yeni Tip Koronavirüs (COVID-19) Salgınının Kuzey Kıbrıs Eğitimine Etkilerinin İncelenmesi” isimli çalışma, ikincisi de yine bir başka dostum Girne 19 Mayıs TMK Müdürü Ziya Tüzel’in öncülüğünde okulda yapılan bir çalışma ülke eğitimine ışık tutacak nitelikte…

Tüm bu çalışmalar ayrıca bize Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın organizasyon şaması içerisinde “Araştırma-Geliştirme Dairesi’nin” eksikliğini de hatırlatıyor.

Yukarda bahsettiğim bu iki araştırmadan bazı önemli notları sizlerle paylaşmak istiyorum. Kıbrıs Eğitim Araştırmaları Birliği’nin yaptığı çalışmada ilk ve ortaöğretimde görev yapan 729 öğretmene uygulanan ankette; öğretmenlerin %61.73’ü Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın kriz yönetimi performansı ile ilgili olarak “Kriz yönetimine dair planlı bir süreci/prosedürü yoktur ve bu nedenle kriz kötü yönetilmiştir” şeklinde görüş belirtmiştir.

Öğretmenler “Pandemi, Eğitim Sisteminin Hangi Boyutunda Daha Çok Olumsuz Etki Yarattı?” şeklindeki soruya çok sayıda cevap vermişler ancak en çok olumsuzluğun “Uzaktan eğitim uygulamalarına erişme imkanı olan ve olmayan öğrencilerin bilgi ve beceri düzeyleri arasındaki farkın açılması” yönünde olduğunu dile getirmişlerdir.

Girne 19 Mayıs TMK’nin öğrenciler arasında yaptığı çalışmada da dikkat çekici sonuçlara ulaşmak mümkün… 492 öğrencinin katıldığı ankette “Moodle ve Zoom ders bağlantıları göz önünde bulundurulduğunda, uzaktan eğitim etkili bir öğrenme modeli midir?” sorusuna öğrencilerin sadece %15.7’si evet demiştir.

Yine benzer bir şekilde “uzaktan eğitime devam etmek istiyor musunuz?” şeklindeki soruya da öğrencilerin %21.3’ü evet demiştir.

Bir de aslında KKTC bağlamında genelleme yapabileceğimiz bir sonuç dikkatimi çekti. Öğrencilerin %62’si “evinizde sizden başka kaç kişi uzaktan eğitim görmektedir?” sorusuna “bir ve üzeri” cevabını vermiştir. Bu da gösteriyor ki uzaktan eğitim sürecinde bir evde bilgisayar/tablet gibi cihazların birden fazla olması gerekmektedir.

Tüm bu bilimsel veriler aslında bize nasıl bir yol izlememiz gerektiğini gösteriyor. Tabii ki bu verileri kullanma becerisini gösterebilirsek.

Eğitim ciddi bir iştir, planlı ve bilimsel olmak zorundadır.