Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

EDEP YA HU!…

Siyaset hiç bu kadar ayağa düşmedi. Hiç bu kadar sokak ağzıyla konuşan politikacı görmedik bugüne kadar…

Kurumlarıyla kavga eden, vatandaşla kavga eden, ağzına geleni söyleyen, onu bunu tehdit eden, bölücülük yapan kimseyi görmedik. Ha, belki bir tek hepimize “Allahın geri zekalıları” diyen Özgürgün hariç olabilir.

Nedir bu Erhan Arıklı’dan çektiğimiz?

Onun dilinde sigara söndürür, berikinin elini kolunu kırar, eleştirenleri köpeğe benzetir…

Şimdi de ihaleyi kazandığını söylediği firmanın belgeleri sahte çıkınca, bunu açığa çıkaranlara “canları cehenneme” diyor…

Bu devlet tanınmamış olabilir; dünya hukukunun dışında olabilir; ama her zaman için uluslararası hukukun da siyasi edep ve ahlakın da uygulayıcısı olmuştur. Devlet ciddiyeti hiçbir zaman tartışılmamıştır. Ne kendi halkı tarafından ne de başkaları tarafından…

Ne yazık ki bu son dönemde ortaya çıkan otorite yoksunluğu, hükümet üyesi olan birilerinin kendi psikolojik durumlarını pervasız bir şekilde dışa yansıtabilmesine de yol açtı.

Düşünün, devletliğimizin ilk günlerinden bu yana, taa Denktaş’ın Devlet Başkanlığı’ndan alın. Bir o insanlara bakın, bir de bugüne…

Devlet ciddiyetinin, devlet adamı saygınlığını ayaklar altına alınması bu kadar kolay mıdır?

Yakışmıyor….

 

CUMHURBAŞKANI’NA BAKIN…

Ersin Tatar başka alem…

Dokunulmazlığının kaldırılması için uğraştığı ama yargılanması için çaba göstermediği Özgürgün, şimdi üste çıkıp, kendini suçlayınca ateş olmuş. Başka haber yok muymuş yayınlayacak?

Memlekette siyasi maskaralıklar bitmiyor ki? Kim hangi gündeme baksın?

Kaçmış gitmiş, yıllardır havadan maaş çeken, arkasında açılamayan bir dava bırakan, aklanmamış bir vekil, kalkıp da cumhurbaşkanını suçlarsa bu dünyanın neresinde olsa haber olur…

Eleştirirken de içinde kalanı söylemiş. “Serdar Denktaş’ı bile Maliye Bakanı yaptı” diyor; “Ben bu kadar çalışırken” diye de devam ediyor. Bak sen! Meğer Özgürgün’ün UBP-DP hükümetinde Serdar Denktaş’ın yerine kendisi Maliye Bakanı olmak istermiş. Bunu hazmetmemiş belli ki…

Sonra, Kudret Özersay’ın 4’lü hükümetten ayrılması, kendinin Özersay’ı dürtüklemesiyle olmuş. Vaaay! Buna cevabı Özersay vermeli.

Şimdi de Özgürgün’ü başkaları dürtüyormuş!!!!

Sözlerinin arasında hükümete de laf sokmuş. “Hükümet programı varsa, buna göre hareket edilmeli. Popülizmin bir getirisi olmaz, önemli olan protokole ve sözleşmelere uymaktır” diyor. Saner-Tatar görüş ayrılığı haberlerini bir anlamda doğrulamış oluyor. Bir televizyonda, kamuoyunun gözü önünde.

Bütün bunları söyleyen bu ülkenin en üst makamında oturan biri. Bekleyin artık siz bu devlet yönetiminden hayrınıza bir iş çıksın da istikrar olsun.

Siyasetin artık cılkı çıktı…

Nerede o eski siyasetçiler, nerede o eski saygınlıklar. O eski siyasetçilere söylediklerimiz için onlardan bin kere özür dilemeliyiz, bugünleri gördükten sonra.

 

YERİN KULAĞI VAR

REZİLLİK DİZ BOYU:

Hala YDP milletvekili mi, değil mi bilemediğimiz Bertan Zaroğlu , DP milletvekili Serdar Denktaş’ın, Koral Çağman’ın istifası ile boşalan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koltuğuna kendisini önerdiğini açıkladı. Memleketin geldiği duruma bakar mısınız? Saner’in koltuk hırsı ülkeyi ne hale getirdi. Sizi bilemem ama, bu halk bu kadar rezilliği hak etmiyor…

 

HÜKÜMET DÜŞÜKTÜR:

Meclis, açılamadan kapandı. Yasal mı değil mi anlayamadık. Böyle bir durumun galiba İç Tüzük’te de yeri yok. Kimsenin aklına gelmemiştir, “ben hükümetim, ben çoğunluğum” diye ahkam kesenin Meclis’i toplayamayacağı. Bu hükümet düşüktür artık. Ekim’de hangi yüzle geri gelecekler o Meclis’e? Sanırım o güne kadar köprülerin altından çok sular akacak, ayaklarının altından da halılar gidecek…

 

NİYE DESTEKLENSİN Kİ:

Ersan Saner’in neden koltuğa yapıştığı, neden bir türlü istifa etmediği, neden seçime gitmediği konuşulurken, hep “birileri öyle istedi” yorumu yapılıyor. Ben her kim olursa olsun birini destekleyeceksem, önce bakarım “doğru bir karar mı” diye. Bu kadar kötü, bu kadar başarısız bir siyasi zihniyetin yönetimde kalmasını sağlamak doğru mudur? Ya da seçimde desteklemek? Üstelik halkına her türlü zoru yaşatan, tek bir doğru iş yapmayan bir grup ya da parti, halkın onayını alır mı? Yoksa kriter bu değil mi?

 

KİME ANLATTI:

Ersin Tatar, egemen eşitlik temelinde iki devletliliği BM ve AB hariç, tüm dünyaya başarılı bir şekilde anlattığını söylemiş. Tatar’a göre Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’ne üye ülkeler bu dünyanın devletleri değil. Kimmiş bu iki devletli çözümü anlattığı ve kabul gördüğü ülkeler. Azerbaycan mı, yoksa Pakistan mı? Onların da farkı yok.

 

KALİTESİZ AKARYAKIT GETİRTMİŞ:

Kıb-Tek kelimesini artık yazmak istemiyorum, bıkkınlık geldi ama rezaletler durmak bilmiyor. El-Sen’in son iddiası, Arıklı’nın son getirttiği kötü yakıt, filtrelerden kapkara duman çıkmasına sebep oluyor, santrallara zarar veriyormuş. Zaten batmış, borç içinde bir kurum, vatandaş gelip gidenin beceriksizliğinin, peşkeşinin bedelini ödüyor; bir de üstüne bu felaket. Ona sorsan, “safsata” deyip, geçiyor. Yetti artık yahu. Kim soracak bunun hesabını? Karşılıklı laf atmalarla olmaz bu iş. İddialar doğrulanıp, yargıya gidilmeli. Bir firma vardı dava açan, yargı da olup biteni görüp, bu davayı öne almalı…

 

YAZIKLAR OLSUN:

Ersin Tatar, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere kurban vekaletini Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşavirliği aracılığıyla Türkiye Diyanet Vakfına bağışlamış. Sanki bu ülkede ihtiyaçlı olan kimse yok. Sayenizde evine et götüremeyen binlerce aile varken niye Türkiye Diyanet Vakfına bağışlıyorsun ki? Bu kadar mı kendi toplumundan kopmuş, yazıklar olsun. Ama adam haklı, kendisini o koltuğa biz oturtmadık.