Köşe Yazarları

ECEVİT TRAVMASI VE ÇAVUŞOĞLU’NUN YOL AÇACAĞI AĞIR BEDEL


Her vesile ile anlattığım bir tespitimdir;

Bir tarihin nasıl değiştiğini,  bir dönemin nasıl bittiğini en iyi örnekleyen tespit.

Kıbrıs Türkünün (topyekün bir şekilde) rahmetli Bülent Ecevit’e olan sevgisi deyim yerinde ise yedi düvelin bile bildiği bir gerçekti.

O kadar ki Türkiye sevgisi bir yana Ecevit sevgisi bir yana bile denebilirdi.

Çünkü Ecevit “20 Temmuz harekatına karar veren Başbakan” olmanın yanında, Kıbrıs Türkünün hoşgörülü ve çağdaş yanını keşfetmiş, bunu takdir etmiş ve hatta örnek alınması gerektiğini söylemiş bir liderdir.

Rahmetli Ecevit, 12 Eylül darbesinden sonra Kıbrıs’a geldiğinde askerin emir erleri, “kesinlikle ilgi göstermeyiniz, yüzüne bile bakmayınız” diye propaganda yapmışlardı da Kıbrıs Türkü Ecevit’i bağrına basmıştı.

Sahtekar milliyetçilerin gerçek yüzü işte o gün deşifre olmuştu.

Ecevit, Kıbrıs sorununa, Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarları açısından bakardı.

Meselenin merkezine Kıbrıslı Türkleri koyardı.

20 Temmuz 1974 sabahı “biz Kıbrıslı Türkleri için oradayız” dediğinde buna kalben inanmıştı.

Nereye kadar?

Annan planının referanduma sunulmasının arifesine kadar.

Ecevit Annan planına karşıydı ve bunu radikal bir şekilde dile getiriyordu.

Radikalliği o kadar ileri gitmişti ki “Kıbrıs’ta bir tek Türk kalmasa bile bizim orada çıkarlarımız vardır” diyecekti.

Bu da Kıbrıs Türkünde travmaya yol açacaktı.

Öyle ya Ecevit Anadolu çocuklarının canını ve kanını Kıbrıslı Türkleri kurtarmak için akıtmıştı, dağları taşları almak için değil.

Ne demekti “bir tek Türk kalmasa bile…”

***

Aynı hatayı şimdilerde Türkiye Cumhurbaşkanı (Başkanı) Recep Tayip Erdoğan ve adamları yapıyor.

Öznesinde Kıbrıs Türkünün olmadığı bir Kıbrıs sorunu politikası izliyorlar ve çuvallıyorlar.

Son örnek Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu’nun yaptığıdır.

Karpaz’da (ne ihtiyacı varsa) Türkiye kökenli KKTC vatandaşlarını topladı ve garip konuşmalar yaptı.

“Türkiye’nin garantörlüğüne karşı çıkan ihanet içindedir” dedi.

Bunu kim söylüyor;

Rumlar dahil dünyada birçok ülke tarafından Kıbrıs’ta işgalcilikle suçlanan Türkiye’nin Dışişleri Bakanı.

Halbuki daha Crans Montana gibi yakın zaman  zirvesinde garantörlükle ilgili sorulara “bize niye soruyorsunuz ki, Kıbrıslı Türklere sorunuz, garantör olmamızı isteyen Kıbrıslı Türklerdir” yanıtı veren aynı Dışişleri Bakanıydı.

Üstelik o zirvede açılım da yapıp garantörlüğü süre ile sınırlandırıp, bir karakol polis gücüne kadar düşürülebileceğini de önermişti.

Peki ne oldu da bugünlerde garantörlüğü tartışanlar hain oldu?

Ecevit travması yeniden hortlatıldı.

Bunun bedeli ağır olacak…



Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı