Son dönemlerin en çarpıcı açıklaması, Sağlık Bakanı Salih İzbul’dan geldi.
Bakan bir tv programında, özetle şunları söyledi;
“Devlet mekanizmasının işleyişinin kötü olduğunu gördüm…
Çok kritik noktalarda örgütlenmeler var…
İşlerini çok iyi bilenler tarafından, çıkar sağlayıcı bir takım yapılanmalar yasalara uyduruluyor… Yasalar da buna müsait…
Statüko budur…”.
Hani hep bu sütunlardan “cesaret, cesaret” diyoruz ya, işte kastımız buydu…
Reform diyerek, değişim diyerek gelen iki büyük partiden beklediğimiz de çarpıklıkların üstüne cesaretle gitmeleriydi…
Sayın İzbul belki kamudaki örgütlenmeleri, sağlık özelinde söylüyor olabilir. Ama kamunun tüm kurumları için aynı durumun geçerli olduğunu hepimiz biliyoruz.
1974 sonrası uzun yıllar bir iskan mafyasından söz edildi. Sonra ihale mafyasından… Adı lazım değil bazı komisyonlarda dönen dolaplardan… Sokaktaki adam, bu çarkların içine girmediği sürece, mağdur oldu. Şimdi size sorsam, bana bu söylentilerde adı geçenleri sayamaz mısınız? Pekala sayarsınız. Ve ben eminim, sonuçta hepimizin bildiği isim listeleri çıkar ortaya. Ama ne oldu, hiç? Gözümüzün önünde köşeleri döndüler ve de dönmeye devam edenler var hala…
Bunların hepsini, gelmiş geçmiş tüm iktidarlar da biliyordu aslında.
Kimi zaten bu çarkın bir parçası olduğu için devam etmesini uygun gördü, kimi de kendince bahaneler bularak üstüne gitmedi.
Zaman zaman bu tür çıkışlar görmedik değil. Hatta rüşvete varan iddialar ortaya atıldı, bazı kahraman siyasetçiler, sansasyonel iddialar ortaya attılar, ama ardından yönetime geldiklerinde her nedense kıllarını kıpırdatmadılar.
İhalelere dikkat çekmiş Bakan İzbul. Öyledir…
Lütfen birileri önüne belli bir iş kolundaki ihaleleri alsın ve baksın, aynı şirketlerin arka arkaya ihale kaptıklarına, kaç ihale sonrasında iddialar olduğuna baksın. O zaman tablo net ortaya çıkar. Hatta öyle iş kolları var ki, birileri müdavim olmuş…
Söylenecek olan, dürüstçe söylenmiştir.
Malum ilan edilmiştir…
Ancak söylendikten sonra, orada kalamaz, kalmamalı. Kalırsa, geçmişte o bahsettiğim o yalancı kahramanlar gibi olur sonu. Ve bunun da devlete de, bize de bir faydası olmaz. Söz ağızdan çıktığına göre, gereğinin yapılmasını beklerim ben…
Bakan İzbul, “Ayağımı kaydırırlarsa kaydırsınlar hiç umurumda değil” diyor ya, biz de sonuna kadar üstüne gidilmesini istiyoruz, varolan bu yapılanmaların dağıtılmasını istiyoruz. Ucu her nereye kadar gidecekse gitsin…
Çıkar çetesinin en az iki ayağı var her zaman. Bir ayağı özel sektörse, diğer ayağı kamunun içinde. Çoğu kez üçüncü ayak, siyasetçi ayağı da işin içinde…
İşe buradan başlanmalı. Madem artık bir bakan da “gördüm, tanığım” diyor, bunların yuvalarına çomak sokulacak ve en önemlisi deşifre edilecek, gerekirse kanıt toplanacak, yargıya aktarılacak… Temiz eller böyle olur ancak…
İşin içine yargıyı sokmadığınız, cezayı kesmediğiniz takdirde, istediğiniz yasayı, istediğiniz reformu yapın, onlar işlerine kaldıkları yerden devam edeceklerdir…
Bakan Salih İzbul’un açıklamaları ihbardır. Mesajı almaları gerekenler de bellidir..
YERİN KULAĞI VAR
DENKLEM NETLEŞİYOR:
Biz buralarda “Türkiye’nin AB süreciyle, Kıbrıs konusunun alakası yoktur” diye bağırınıp duralım, Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk, son günlerde bölgede yaptığı görüşmeler sonrasında resmen açıkladı; “Kıbrıs sorununun çözümü, Türkiye’nin AB üyelik müzakere süreci ile bağlıdır”… Kıbrıs konusuna bir çözüm bulunduğunda, zaten Türkiye yeni oluşacak devleti tanıyacak. O zaman da, AB açısından bir sorun kalmayacak… Demek ki öyle düşünmüyorlar, ‘öncelikli olarak AB’nin taleplerini yerine getir, Kıbrıs sonraki iş’ deniyor… Bu da, ‘görünen bir gelecekte kapsamlı çözümü unutun’ manasına gelmez mi..?
AKILLARI OLSA:
Rumlar yıllardır uyguladıkları veto ile Türkiye’nin AB sürecini tıkamayı marifet sayıyorlar. Neymiş efendim, Türkiye limanlarını açacak ve Kıbrıs Cumhuriyetini resmen tanıyacakmış. Halbuki, böyle yapacaklarına, tam tersini yapıp bir jest yapsalar eminim bu talepleri kabul görecek ama, yıllardır olaylara hep at gözlüğü ile bakmayı tercih ediyorlar…
NEYİ BEKLİYOR:
KTÖS, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’ya, “YÖDAK Başkanı Hüseyin Gökçekuş’u görevden alması ve icraatlarına müdahale etmesi” çağrısında bulundu. Hakkında birçok iddia bulunan, tüm kesimlerin tepkisini toplayan Gökçekuş’un hala o makamda oturmasına şaşmamak elde değil. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın seçim propagandasında da gündeme gelen ve kazanması halinde gereğini yapacağını belirttiği bu konuda henüz bir adım atmamış olması sizce de ilginç değil mi. Kim veya kimler koruyor Gökçekuş’u…
PATRONLARI TUTSANIZA:
Neredeyse hergün gazetelerde üzerinde birkaç gram uyuşturucu ile yakalanan veya içici olduğu için tutuklananların resim ve haberlerini okuyoruz. İyi güzel de, bunların patronlarını, tedarik edenleri tutuklamadıktan sonra, üçbeş garibanı tutuklayarak, bu işin önü alınabilir mi? Hapishane bu içiciler ve küçük çaplı satıcılarla doldu. En tepedekilerini yakalayamadıktan sonra bu işin kökünü kazımak hayal olur…
HEPSİ AYNI:
Dünkü Meclis oturumunu izliyordum. Sıra hükümete sorulan yazılı ve sözlü sorular kısmına gelmişti. Katip, soruyu soran vekili ve cevaplanmasını istediği soruyu okuyor. 6 adet soru var, başkanlık koltuğunda oturan Alanlı açıklıyor; “Soruyu soran vekil içeride yok” veya “Sorunun muhatabı bakan içeride yok”… Sorular cevaplanmadan bir bir geçiliyor. Kardeşim vekil olarak cevaplanmasını istediğin bir soru sormuşsan orada olacaksın, sorunun muhatabı bakan da orada olacak. Ama nerede? Maksat dostlar alışverişte görsün. Sonra da bu seçilmişlerden ülkeye fayda bekleyeceksin…
KENDİMİZ ÇAĞIRIYORUZ:
Sabah sabah bütün internet siteleri, DAÜ’de havanın gerildiği ve iki öğrenci grubunun karşı karşıya geldiği haberlerini verdi. Doğal olarak herkesi bir telaş sardı. Hele de Türkiye’de yaşanan son olaylardan sonra, ister istemez “acaba?” demeden duramadık. Son birkaç gündür bomba paranoyağı olduk, bir de öğrenci kavgası başlarsa yandık. Bereket versin abartılmış bir habermiş de rahat bir nefes aldık. Yine de provokatif hareketlere izin verilmemesinde fayda var.
ZİRVEDEKİLER
Mustafa Akıncı: “Çözüm Kıbrıs’ta Kıbrıslılarca bulunacak ve onlar tarafından yaşatılacaktır. Kıbrıs’ta çözümün yolu Brüksel’den değil, Lefkoşa’dan geçecektir. Çözüm sürecinde Kıbrıs Türk Halkının devre dışı olacağı bir durumu hayal edenler ancak hayal görürler”…
DİPTEKİLER
Abur Cubur Gündemler: Hasan Taçoy istifa edecek mi etmeyecek mi… Bunun gibi gündemlere prim vermeye bayılırız. Etse ne, etmese ne… Sanki ilk defası. DP’nin sayısı azalsa ne olur, artsa ne olur. Sanki memleketin başka derdi yokmuş gibi. Taçoy tek değil, benzer nice örnekler var. İnsanlar kendi hedeflerine ulaşmak için medyayı kullanıyor, hepimizi de buna alet ediyorlar…
































