Birine şaibeli, yamuk işleri için hesap sorulmazsa, o da aklına geleni söyler, yapar…
İşte UBP Genel Başkanı Hüseyin Özgürgün…
Başkanlığını yaptığı hükümet döneminde, eski eser nitelikli binalara, sit alanlarına varıncaya kadar birilerine rant yaratmaya kalktı. Kimi mahkeme emriyle durduruldu, kimini devam ettirmeyi başardı.
Şimdi kural tanımazlık o boyuta gelmiş ki, Karpaz’a el atmaktan bahsediyor.
Hani şairin han-ı yağma dediği var ya, aynen öyle…
Bir yağma…
Bir talan…
Girne bitti, Mağusa’da yer kalmadı, sıra koruma altındaki Karpaz’da…
Yırtıp atacakmış emirnameleri…
Çünkü onlar ucubeymiş…
Ucube olan emirnameler mi, yoksa iki oy fazla almak için girilen bu kılık mı?
Kendini ne sanıyor?
“Ol” deyince olacak…
Bu ülkenin yasaları var.
O emirnameler de yasaların ürünü.
Dün bir çok çevreci, sivil toplum örgütü bildiri yayınladı.
Kınadılar, talihsizlik olarak nitelediler, ama geneli alay ettiler…
Canın çekti, birilerine peşkeş çekeceksin diye o emirnameye dokunamazsın.
Yasa, ülke fiziksel planının öngördüğü imar planı hazırlanmasını emrediyor. Korunması için özel önlemler alınmış.
Sanıyor ki, Bakanlar Kurulu kararıyla, daha önce yaptığı gibi yapıverecek…
“Başbakan Yasaları bilmiyor” diye naif bir yorum var. Bence bilerek yapıyor. Daha önce denemedi mi?
Bakın göreceksiniz, karşı çıkanları daha önce Rumcu ilan ettiği gibi, şimdi de “kalkınma düşmanları” falan ilan edecek.
Öyle bilindik, öyle basit, düzeysiz bir propaganda ki… Söyleyecek lafı kalmamış, zaviyenin altına inmiş…
Dünya literatüründe bile doğal koruma alanı olan bir alanı imara açacak, 9-10 katlılarla dolduracak…
Bunun adı da kalkınma olacak öyle mi?
Eksik olsun öyle kalkınma…
Doğayı tahrip ederek yapılan yatırımla kalkınma olabilir mi?
Bunu yapana kalkınmış denir mi?
Ancak geri kalmış denir…
Bizim yüz katı büyüklüğümüzdeki ülkeler bile böyle bir alanı korurken, biz bu küçücük coğrafyanın tek koruma bölgesini betona çevireceğiz öyle mi?
Dün de yazdım. İğrenç bir seçim taktiği bu. Bölgede yaşayan bir kısım insanın bu yönde talepleri olduğunu bildiği için, oylarını devşirmek adına yapıyor bunu…
E, hepimizi geri zekalı belledi ya…
Hesap da soran olmadı…
O da yasa tanımazlığın dibine vuruyor…
Herkesi Rumcu ilan ederken, bizzat kendisi ülkesine, onun geleceğine, kendi insanına ihanet ediyor.
Yazıklar olsun….
En acınası durum da, arkasından gidenlerin şimdilik kendini uyarmıyor olması…
Onların da seçim sonrası için hesapları var…
YERİN KULAĞI VAR
SON DÜZLÜK:
Artık seçime günler değil, saatler kaldı. Partiler son düzlüğe gövde göstersine dönüştürecekleri mitinglerle giriyorlar. Özellikle başkent Lefkoşa bu mitinglerin adresi olacak. Aslında seçmen kararını vermiş durumda, bu gösteriler belki kararsızları etkiler…
İKİSİNİ DE BEĞENDİM:
Bugünün en beğendiğim sözlerinden biri Serdar Denktaş’a ait. “Benim işime gelmez miydi seçime giderayak, ayaküstü getirilen bir Polis Yasası’na onay vermek? Yanlıştı, hesaplanmamıştı, kamu düzenini bozacak bir şeydi, bizi nereye götürecek hiç düşünülmemişti”. Diğeri de İzzet İzcan’dan “Sınırsız kurumlar ve gelir vergisi muafiyeti bulunan kuruluş ve işletmelerin muafiyetleri iptal edilecek. Yatırım muafiyetlerine 5 yıl sınırı getirilecek. Söz konusu kuruluş ve işletmelerden kurumlar ve gelir vergisi alınacak”… Aslında halkın, somut olarak görmek istedikleri bunlar…
NE SÖYLEDİKLERİNİ BİLMİYORLAR:
UBP Genel Başkanı Özgürgün, “ucube Karpaz emirnamesini yırtıp atacağım” dedi, ortalık birbirine girdi. Siyasetçi öncelikle ağzından çıkan lafı iyi tartıp ölçmeli. Hele de politik bir kimliğin varsa on kere düşüneceksin. Ama sağolsunlar bizdeki siyasilerin öyle bir dertleri yok. Hele de seçim zamanıysa tut da bağla kendilerini. Önüne ardına bakmadan sallarlar. Üzücü olan ise, hala bu sözlere itibar edip de alkış tutan seçmenlerin olması…
KAZANSA NE OLUR:
Bu seçimlerin en göze batan adaylarından birisi de hiç kuşkusuz Bulut Akacan oldu. “Ataerkil” açıklaması ve ardından “kahve” dağıtmasıyla gündem olan Akacan’ın, şimdi de sosyal medya hesabında, fazla “like” almak için ücret ödediği iddia edildi. İyi de böyle birisi bu seçimi kazansa ne olur, topluma ne faydası olur söyler misiniz..?
PAZARA NE KALDI:
Şunun şurasında Pazar’a ne kaldı ki. Esas Pazar’dan sonra olacakları düşünün. Sosyal yardımlar, her eve maaş, kadınlara emeklilik, evi olmayana ev, hatta sözünü tutanların istifaları(!). Karpaz emirnamesinin nasıl yırtılıp atıldığı. Sıkın dişinizi 3 gün daha. Bunların hepsi pazardan sonra KKTC’de yaşanacak…
ÖNCELİK KALİTE DEĞİL, PARA:
Kaç kez yazdık üniversitelerle ilgili uyarılarımızı, ama umursayan olmadı. Üniversiteler kelle hesabı yaparak, gelecek parayı düşünmekten başka birşey yapmadılar. Onlar için ne eğitimin kalitesi, ne de “öğrenci” kimliğiyle gelenlerin ne halt ettiği hiç dert olmadı. Sonunda üniversiteler çetelerin üssü haline geldi. Devletten zaten umudum yoktu da, ilim irfan yuvası üniversitelerimiz de sadece yaşananları seyretti… YÖDAK’ın bir şey yapacağı yok. peki, bu gidişe dur diyecek önlemler için başı çekecek üniversiteler de mi yok.
ZİRVEDEKİLER
Mehmet Ali Talat: “Başbakan Karpaz Emirnamesi’ni yırtıp atacağını söylüyor. Bunun için Başbakan değil, kral olması gerektiğini birisi ona anlatsa iyi olacak. Yoksa Başbakan olmakla, kadir-i mutlak olduğu zehabına kapılacak. Ya da küçük dağları yaratacak”…
DİPTEKİLER
Nereye kadar: Ülkenin ne hale geldiğini, sokakların uyuşturucu baronları ve çetelere teslim edildiğini hergün yaşayarak görüyoruz. Ülkenin bir nüfus politikası olmadığı bir yana, binlerce kişi, sorgusuz sualsiz vatandaş yapılıyor. Ülke betondan geçilmiyor. Yollar, alt yapı, okullar ve hastaneler yetersiz kalıyor. Hal böyle iken bunlara çanak tutanlarla nereye kadar…
































