Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DÜNYADAKİ YERİMİZİ ARADIM GÖZLERİM KAPALI!

Merak bu ya! Dün artık sayfaları savrulmaya başlamış taa lise dönemlerimden kalma    dünya atlasını koydum önüme.. İki tam sayfaya yayılmış Dünya haritasındaki  ülkelere  baktım:                                                        SARIDAN yeşile, kırmızından kahverengine, turuncudan maviye kadar tüm dünya ülkeleri rengârenkleriyle yayılmışlardı harita üzerinde…                                                              VE DEĞİL  mi ki vatanımdır: Tarihinin,   atalarımın, hayatımın, geçmişimin ve  neslimin de devam edeceği geleceğimin “Kıbrıs adasını” aradım! Vardı ama “Yeşil” renkli bir ada değil, nokta kadar!                                                     “       SONRA Asya haritasını buldum. “Bir kısrak başı” gibi Asya’dan Avrupa’ya uzanan Turuncu renkli Türkiye’nin hemen Güneyinde ve az biraz altında  bir ada vardı.. Benzemese de şekli şemaili,  işte o ada bizim Kıbrıs’ımızdı!

Kİ üzerinde yaşamakta olan Türk ve Rum  halkları bir Dünya haritasında nokta kadar var yoktular ama    kendilerini Dünyanın   odağı sanmaktaydılar!  Şöyle ki “Dünya Kıbrıs’ın etrafında dönmekte” dediklerince!                                                     ***

OYSA bu Dünyada Kıbrıs asla başrol oyuncusu olmadı! Zaten olmadığının ispatını da her zaman başrolü oynayan Türkiye ile Yunanistan çakmaktaydı!  Ve tutun  ki Türkiye ile Yunanistan üzerinden de stratejik ve ekonomik çıkarlarının  paylarıyla paydalarındaki  ilgili   ülkelerle uluslararası Birlikler!                                                                                                       ***                                        ASLINDA Kıbrıs’ın dünyadaki coğrafi konumunu düşünmeye hele hatırlatmaya  hiç niyetim yoktu..                                                      Hele  bu kadar küçük bir adanın neden siyasi sorunu olsun neden böylesi bir adada düşmanlıklar hâlâ dostlukların önünde koşsun da demeyecektim.                                                      HATTA neden bu adada “insan kardeşliğini ikame etmek varken Rum-Türk  kavgalarıyla ölüp öldürülüyoruz da demeyecektim..

NE VAR Kİ işte  “yıllar yılıdır bunları da dedirttiler, öldürdüler de yıktılar yaktılar da. Ve halâ berdevamda…                                                                         ***

İŞTE ben bilmem kaçıncı defadır  bu adadaki varlığımızı sorgulayacaktım.          Çünkü sadece bir defa: “Bu adada sadece bir defa dünya siyasetleri yürütenlerin savaş oyunlarının  sonucunca kurban durumuna düşersek, bu adada biteriz yok oluruz!                 DOLAYISIYLE güçlü olmalıyız diyecektim.. Ayaklarımızın üzerinde durmayı öğrenmeli, Kuzey’deki varlığımızı değerlendirmeliyiz diyecektim.. Ve ekleyecektim:                                   BUNUN için, bu vatana  layık olmak için güçlü ve basiret sahibi Hükümetlere ihtiyacımız vardır.. Halkı sürükleyip aydınlıklarla sağlıklara götürecek liderlere ihtiyacımız vardır diyecektim.. Şöyle:

***

SONUÇTA Sn. Sucuoğlu Koalisyon Hükümetine kadar geliverdik.. Ki kendileri  Başbakanlık görevine gelirken “eğer başaramazsam çantamı alır giderim” dediydi!

GALİBA zamanı geldi diye düşünüyorum.. Çünkü artık ne yapması, neleri gerçekleştirmesi  gerektiğini başında olduğu Hükümet erbabı değil…                               TOPLUMUN kara bahta dönüşmüş gidişinden kuşku duyan dışındaki sivil toplum örgütleri söyleyip öneriyorlar..  yaşanmakta olan  sosyoekonomik iflasın nasıl bertaraf edileceğinin yollarını önerileriyle ortaya  koyanlar, yine  iş insanları  ekonomistler oluyorlar.. Mesela:

***

GEÇEN HAFTA epey tartışıldıydı. “Sadece Tapuda deniyordu 20 milyar liralık kaynak yatıyor”…

Bir başka bilirkişi “emlak sektörünü devre dışı bırakarak kalkınma olmaz diyordu!”

Mesela yıllar yılıdır söylenegeliyor ama bu ülkede üzerine ağıtlar yakılan  şu kooperatifçilik sistemi ile oluşacak “üretim ve tüketim Kooperatiflerini” hâlâ kalkınmaya katkı sağlayacak bir ekonomik model olarak devreye sokamadık!  Ki memleket Limitet Şirketten geçilmiyor ama bir tek Anonim şirket yok!

DAHA doğrusu bu ülkede “hep bana hep bana” felsefesinde bireysel  girişimcilik  var ama toplumsallığı çakan “kalkınma trendi” yok!

***

ANLAŞILIYOR ki bundan  sonrası dönemde de bu gemi ayni rotada seyredecek..

HA unutmadan yazmalıyım. Bugün kentlerin kasabaların alt yapı ve bayındırlık işleriyle temizlik tertibini yapan Belediyeleri bile ilga edip  azaltmaya “reform” diyen bir Hükümetle karşı karşıyayız..                                  YANİ neymiş bu ülkede reform? Belediye sayılarını azaltmakmış!

***

ÖTE YANDAN geçen hafta  bazı medya haberlerinde salındıydı hem de manşetler halinde? “Hükümet para yok diyor ama Devletin Bakanlıklar kademelerinde yeni atamaları  da devam ediyor”  diye..

Sn. Sucuoğlu Koalisyon Hükümetinin gözle görülür elle tutulur icraatı da bu oluyor! İnşallah hayırlara da vesile olur!