Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dünya piyasalarında hareketlenme ve Türkiye Eylem Planı

Dünya piyasalarında bu hafta endişe yaratan gelişmeler oldu. Bu gelişmelerden Türkiye de etkilendi ve TL özellikle dolar ve Euro karşısında epeyce dalgalandı. Piyasalar Perşembe gününden sonra biraz heyecanını azalttıysa da TL değer kaybının tümü yerine gelmedi. ABD’deki açıklanması beklenen faiz hadlerinin yükseleceği söylentileri dahi küresel piyasaları alt üst etti. Türkiye’de Dolar birdenbire 2.40’ları aştı, Euro da 3 TL’ye ulaştı. Perşembe ABD tarafında alınan kararların açıklanmasını müteakip, gerek yabancı piyasalarda gerekse Türkiye’de bir rahatlatma yarattı, TL değer kaybı da bir miktar azaldı ve BİST’de yükselme başladı. ABD Merkez Bankası, Açık Piyasa Komitesi (FOMC) açıklamasında, özetle takvime dayalı bir faiz politikası ifadesini, şimdilik ertelediğini ve normalleşme süreci içindeki faiz politikasını uygulamakta sabırlı olacağını ifade etti. Bununla, FED’in faizleri en az iki dönem sonra (6 ay sonra) değerlendireceği mesajını vermesi ve FED Başkanı’nın, “kayda değer süre değil, sabırlı olunması” ifadesi tüm piyasaları rahatlattı. Yellen, “ekonomik değerlere ve ekonomik parametrelere bakın, süreye değil” dedikten sonra, “faizin arttırılmamasının da bir sınırı var” ifadeleriyle dünya piyasalarına da bir mesaj verdi. Bu mesaj, kalkınmasını ve krizden çıkışı sadece ABD’nin tahvil çıkarması sonucu gelişen parasal genişleme politikasına bağlayanların yalnız buna bağlı kalmamaları ve yapısal reformlarını gerçekleştirerek veya tamamlayarak her ülkenin kendi ekonomik sorunlarını iyileştirecek diğer yapısal önlemleri de almaları gereğinin üzerinde durmaktadır. Ekonomik verilere bağlı olma konusunda daha ciddi esneklik tanıyarak sabır’ı enflasyon rakamlarına ve özellikle istihdam piyasasındaki gelişmelere de bağladı. FED Açık Piyasa Komitesi tahvil alımlarını ekimde durdurmayı öngörmüştü ve ondan sonra da faizleri artırabileceği sinyali vermişti. Özellikle gelişmekte olan ülkeler küresel parasal bollukla yatırımlarını yürütmeye ve piyasalarını canlı tutmaya yönelik bir kalkınmaya rağbet ettikleri ve bu arada yapısal sorunlarına reform getirmedikleri için FED bir ikaz yapıyor. İlelebet bu politika devam edemez konusunda. Kalkınmasını yabancı sermayeye bağlayan ülkeler, gelişmiş ülkelerin sıkılaştırma politikası ile travma yaşayabilecek ve ekonomik değerler ve dengeler ters dönebilecektir. Bu bakımdan piyasalar da bu tür kararların açıklanması arifesinde oldukça tedirgin oluyor ve çalkantıların da ne kadar kolay olabileceğini yaşanan tecrübeler hemen gösteriyor. Geçen hafta yaşandığı gibi.
Türkiye Başbakanı Sayın A. Davutoğlu da dün (perşembe) yaptığı basın toplantısıyla, yeni Eylem Planı’nı açıklayarak “Güçlü ve Dengeli Bir Büyüme İçin Yapısal Dönüşüm” başlığıyla Onuncu Kalkınma Planı kapsamında öncelikli dönüşüm programlarına ilişkin açıklama yaptı. Bu program çerçevesinde,
– Lüks ve ithalat yoğunluğu yüksek malları tespit ederek caydırıcı vergilendirme getirecekleri, 2015 sonuna kadar ÖTV listelerinin gözden geçirilerek kapsamda olmayanların da kapsama alınacağı ve içeride teknoloji yoğun, verimliliği artan sanayiye destek vereceklerini,
-25 yapısal dönüşüm programı içinde olan Yurtiçi tasarrufların arttırılması amacıyla gerekli özendirmelerin değerlendirileceği ve üretken alanlara yönlendirilmeleri,
-İmalat sanayisinde kapasite artırımı ve verimlilik artışını sağlayacak makine ve teçhizat yatırımlarını kredi kullanım kolaylığı ve BSMV vergilerinin finansmanda kaldırılacağı,
-Taşınmaz malların yatırımlarındaki avantajların gözden geçirileceği,
-Hane halkı ve şirketlerin tasarruf gerilemesinin analiz edilerek özendirmeye yönelik kanun tasarısı getirileceği,
-Ekonomi Bakanlığınca 2016’ya kadar faiz desteği, hibe, sigorta primi, arsa tahsisi gibi vergisel ve vergi dışı teşvik mekanizmalarının, üretken yatırıma kanalize etme etkinliği incelenecek ve sistemde gerekli düzenlemeler yapılacak. (maliyet-fayda-etkinlik)
-Petrol fiyatlarının düşüşü ekonomiye olumlu etki yapacak ve bu düşüş pompaya (vatandaşa) yansıtılacak.
-İstanbul uluslararası finans merkezlerinden biri olması konusunda desteklenecek,
-Kamu harcamalarının rasyonelleştirilmesi ve israfın önlenmesi, – Kamu gelirlerinin kalitesinin arttırılması, Kayıt dışı ekonominin azaltılması, iş ve yatırım ortamının geliştirilmesi, istatistiki bilgi altyapısının geliştirilmesi, hedef alınmıştır.
– KOBİ’lerin kurumsallaşmasına önem verilecek ve G 20 Ülkeleri Başkanlığı sürecinde, KOBİ’lere verilecek destek konusunun sürekli gündemde tutulacağı ve istihdama yönelik önemli katkı sağlaması için finansmana erişimi kolaylaştırılacaktır.
– İhtisas mahkemelerinin kurulacak,
– Kamu-Özel işbirliği uygulamasına ilişkin Çerçeve Kanun hazırlanacak,
Olarak özetlenen ve geniş bir önlem ve hedef öngörülen Eylem Planının, 2015 ‘den itibaren uygulanmasına geçileceği, hususunda açıklamalar olmuştur.
Bu Eylem planı kapsamında, Türkiye daha ziyade yapısal reformlar ve ekonominin sağlam temellere oturtulması hedefini aldığı ve kalkınmada sadece bollaşan küresel sermayeye bağımlı bir ekonomik yapıya bağlı kalınmayacağı, mesajı verilmektedir. Hayırlı olmasını dileriz.
Bu hafta, büyük bir ekonomik krize giren komşu ülke Rusya’da da piyasalar alt üst oldu ve Ruble değeri, dolar ve yabancı paralar karşısında oldukça düştü. Bunun Türkiye’ye de etkisi olacağı açıktır. Rusya, özellikle ABD ve AB ülkelerinin (Ukrayna dolayısıyla), Rusya’ya başlattıkları ambargolar nedeniyle enerji kaynakları satışında büyük bir çıkmaza sokulmuştur. Yalnız enerji fiyatlarının düşmesinden dolayı, Rusya gelirlerinin önemli kaynağını teşkil etmesinden dolayı, hem Bütçe’de hem de cari açıkta olumsuz etkisi, hem de GSYİH hasılada önemli kayıpları olacaktır. Yalnız gelir olarak 200 milyar$ zararın söz konusu olduğu ifade edilmektedir.
Faizlerin gerekli zamanda alınmaması ve gecikmesi sonucu dövize karşı olan talebin yükselmesi de rublenin sert düşüşüne neden olmuştur. Sonradan faizlerin % 10.5’ten % 17’ye çıkarılması kararına rağmen rublenin düşmesi önlenememiş, ekonomide önemli kayıplarla, resesyon yaşanması beklenmektedir. FİTCH uluslararası derecelendirme kuruluşunun tahminlerine göre, petrol fiyatları 66$ da oluşursa Rusya’da 2015’de GSYİH’da % 2.8 gerileme, olacak. Petrol fiyatları 60$’da oluşursa, Rusya GSYİH’sında % 4.5 – 4.7 arasında gerileme beklenmektedir. Rusya bütçesinin % 45’ini petrol gelirleri oluşturduğu cihetle düşen fiyatlar oranında olumsuz etkilenecektir. İhracat dolayısıyla da yılda 280 milyar$ kazanan Rusya’nın, düşen fiyatlar oranında cari işlemler dengesine o nispette olumsuz etkisi olacaktır.
Ambargolardan sonra Türkiye ile Rusya arasında yapılan anlaşmaya göre, yaş meyve sebzenin Türkiye’den Rusya’ya ihracat kapılarının açılması bu zümreyi ne kadar sevindirmişse, şimdi de, Rusya ile Türkiye arasında yapılacak dış ticarette TL ve Ruble kullanımının da kabul edilmesi, (Ruble’nin düşüşü ile) Türkiye’deki yaş meyve sebze ihracatçılarını, zarar konusunda endişelendirmeye başlamıştır.
Rusya Devlet Başkanı Putin geçen gün yaptığı açıklamada bu olumsuz durumun 2 yıl devam edebileceğini, söyledi. Zorluklarla karşı karşıya olduklarını ancak mali istikrarın sağlanması için önlemler alınacağını, sonradan yapılan yüksek faiz kararının da rublenin düşüşüne etkisi olmadığı ifade edildi. Rusya’nın rezervlerinin (400 milyar$ı aşkın) yüksek olması, alınacak önlemlerine yardımcı olacaktır.
Ekonomik ve mali önlemler zamanında alınırsa yararlı olabilir. Aksi halde krizin hem maliyeti yükselir hem de yarar sağlayamaz.