“Hazırlayan: Pierre Le Hir Çeviren: Ahmet Şimşek
Sera gazı etkisinde ciddi bir azalma olmazsa yüzyılın sonunda, gezegendeki canlıların dörtte biri ölümcül sıcak hava dalgalarına maruz kalacak.
Bir araştırma kelimenin gerçek anlamıyla “sıcaktan ölmek” konusuna dikkat çeken bir incelemede bulundu. Fransa da risk altında olan Turuncu bölgelerden. 19 Haziran’da Nature Climate Change (Doğal İklim Değişikliği) dergisinde yayınlanan araştırma, düyadaki her üç kişiden birinin tehlike altında olduğu sonucuna vardı. Sera gazı etkisi aynı ritimde artarsa bu oran, yüzyılın sonuna doğru tüm gezegendeki canlıların dörtte biri gibi bir orana çıkabilir.
Bu bulguya ulaşmak için, çoğu Hawaii Universitesi’nde çalışan 18 kişilik Amerikan-İngiliz araştırmacılardan oluşan ekip, 1980 ve 2014 arasındaki bilimsel verilerin ölümcül sıcak hava dalgalarıyla alakalı olaylarını bir araya getirdi. Araştırmada 36 ülkede ve 164 şehirde tam 783 vaka tanımlandı. Bu vakalardan biri sayılan 2003 yazında, Avrupa’da 70 binden fazla ölüm gerçekleşti, bunların içinden 5 bini Paris’ten olmak üzere 20 bini Fransa’dan. 2010’daysa Rusya’da 11 bini Moskova’dan olmak üzere 55 bin kişi vefat etti. Sıcak hava dalgası 1995’te Şikago’yu vurduğundaysa 700 kişinin ölümüne sebep oldu.
Araştırma yazarları, daha sonra bu verileri aynı zaman dilimi boyunca kaydelilen iklimsel parametrelerle karşılaştırdılar: Hava sıcaklığı, bağıl nem, güneş ışığı, rüzgâr hızı…en belirleyici faktörü meydana getiriyor; bunlar insan organizmasının termoregülasyon kapasitesini artırabilirler ve hipertermi durumuna neden olabiliyor. Sıcaklık-nem ikilisi de hissedilen sıcaklığı güçlendiriyor. Bunları, çevresel koşulları ölümcül hâle getiren bir kerte olarak yazdılar.
Araştırmacılar bu kerteden sonrasında bizi kaçınılmaz bir ölümün beklemediğini ve bunun sadece olası ölüm senaryolu bir “sıcaklık darbesi” olarak ifade ediyorlar. Böyle bir sondan kaçınmak için iklimlendirme sistemindeki bireysel elemanlardan politik kaçınma yayınlara kadar çeşitli manifestolar düzenlenebilir.
TROPİKAL KUŞAK ISINIYOR
2000’de kurulmuş olan ekibe göre, eldeki verilerin ışığında; bu ölümcül sıcaklık kertesi ve artan nem, yirmi günden daha az bir sürede, gezegenin karasal yüzeyini yaklaşık olarak %13’ten daha fazlasını, dünya nüfusunun ise %30’unu etkiliyor.
Yarın ne olacak? Tehdit büyümeyecek, diye yanıtlıyor araştırmanın yazarları. Tehdidin seviyesi ancak sera gazının gelecekteki hareketlerine bağlı. Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin (fr:GIEC) en iyimser senyaryosuna göre; bu yayılmanın hızlı ve etkili bir şekilde azalmasıysa ısınmayı 2100’e kadar 1 °C’ye kadar sınırlanabilir, yüzyılın sonundaysa tehlikenin yeryüzü genelininin %27’sini, nüfusun ise %48’ini etkliyeceğini sanıyor. En karamsar senaryoya göre ise; karbon emisyonları yukarı doğru bir eğim izleyecek ve ısınma 2100’e kadar 3,7 °C civarı artacak. Bu da yeryüzünün %47’si ve dünya nüfusunun %74’ü tehlikeye girecek demek.
( 2100’de ölümcül sıcaklıkta geçecek günlerin sayısı; soldaki resim zoraki önlem alınmış senaryo, sağdaki resimse gidişata göre gerçekleşmesi öngörülen senaryo.)
Ancak aşırı ısınma riski göz önüne alındığında her yer eşit olamaz. Klimatologların modellerine göre, daha yüksek enlemlerde, nemin artmasına bağlı olarak sıcaklık da yükseliyor. Araştırmacılar, tropikal bölgeler “yaşamı tehdit eden hava koşullarına daha orantısız bir şekilde maruz kalacaklar ” diye öngörüyorlar.
Sebebiyse oralarda mutlak nemin yıl boyu yüksek olmasıdır; termometredeki ufak bir sıcak artışı bile tehlikeyi aynı oranda artıracaktır. Her yerde, diğer taraftan, nüfusun yaşlanmasıyla tehdit de kötüleşecek ve odağı ısı eğilimli adacıkların kentsel alanlarına sıçrayacak.
“EN YÜKSEK BEDEL”
İklim ve Çevre Bilimleri Laboratuarı, Pierre Simon Laplace Enstitüsü müdürü Robert Vautard “Bu yayına duyulan aşırı ilgi küresel bir boyuta ulaştı,” diye belirtti. Bu çalışmada yer almamış olan Vautard: “Sıcaklık dalgalarının ölümcül olduğunu biliyoruz, ama ilk kez bir çalışma uzun bir bibliyografya desteğiyle ve istatiksel bir metodla doğru ve yenilikçi olarak yerel analizleri aştı.”
Şüphesiz ki bu sonuçlar modelleri yanıtlayıcı nitelik taşıyor. Araştırma yazarları ise bazı sınırlamalara dikkat çekiyorlar: Veriler nispeten kısa bir süre zarfından elde edildi (son 30 sene) ve o kadar kapsamlı olmayabilirler. Kesinliği olmayan veriler daha çok yüksek enlemli yerler hakkında ve özellikle demografik, sosyo-ekonomik ve kentsellik gibi bazı etmenler de savunmasız gelecek popülasyonu etkileyebilir.
Bu araştırma iklimsel değişikliği zayıflatma ve araştırmacıların odak gösterdiği sonuçlara uyum sağlama politikaları için büyük önem arz ediyor. Hawaii Universitesi Coğrafya Bölümü profesörü ve araştırmanın ilk imza sahibi Camilo Mora “Sıcaklık dalgalarına yoğunlaşacak olursak, seçeneklerimiz şu an için en kötüsü ve en korkunç olanları. Dünyada birçok insan hâlihazırda yaz ortası sıcaklarının bedelini en yüksek şekillerde ödüyorlar ve bu bedel, Sera gazı etkisi hatırı sayılır derecede azaltılamazsa çok daha korkunç boyutlara ulaşacak” şeklinde yorumladı.
































