Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DPÖ tarafından yayınlanan 2016-18 Orta vadeli Program Taslağı,

Öncelikle, hazırlanan Program Taslağı’nın uzun bir zamandan sonra  Ekonomik Konsey toplantısının yapılarak, ilgili kuruluşlar ve sivil toplum örgütlerinin bir araya getirilerek görüş alınması ve tartıştırılması yönünde atılan adımlar çok olumlu bir gelişmedir. Yasal bir gereklilik olmasına rağmen bu toplantılar son yıllarda  yapılmamıştı.
Programın hazırlanması elbette bir emek mahsulüdür ve içeriğinde de güzel ve arzulanan hedefler öngörülmektedir.
Ancak öngörülen bu hedeflerin her sektörde nasıl ve hangi önlemlerle hangi projelerle gerçekleştirileceği hususları açık bırakılmıştır.
Bir de taslakta sunulan ekonomik ve sosyal göstergelerle ilgili tablolardan görüleceği üzere son iki yıl 2014 ve 2015 yıllarının her türlü ekonomik, mali ve sosyal gerçekleşmeleri yansıtan göstergeler hala ‘tahmin’ durumundadır. Yani son iki yılın gerçekleşen ekonomik ve mali sonuçları çıkmamış ve bilinmemektedir. Bu durumda gelecekle ilgili tahminler ve hedeflerin dayandırıldığı temellerin sağlıklılığı tartışma konusu olmaktadır. 
Programda 2015 yılında ekonomideki büyümenin % 4.9 olarak gelişeceği tahmin edilmekte,  2016-2018’de de ortalama yılda % 3.5 büyüme öngörülmektedir. Enflasyonun ise % 4.5’a düşeceği belirtiliyor. Ancak neye göre hangi verilere dayanarak olduğu açıklanmamaktadır. Bir de 2014 kesin ve 2015, 9 aylık kesin yılsonu itibariyle tahmin hesapları çıkmadan bu öngörüler fazla tahmin olmuştur.
Programda göze çarpan bir çok konuya değinmek yazı kapsamında mümkün olmamakla beraber bazı ana hatlara özetle değinmek istiyorum. Örneğin ilgili sektör başlıkları altında, etkin bir vergi ve kamu gelir politikası uygulanacağı, her sektör için teşviklerin ve önlemlerin alınarak geliştirileceği,  istihdamları ve yatırımları teşvik edecek politikalar uygulanacağı, tasarrufların arttırılacağı, rekabet gücünün arttırılacağı, enerjide arz artırımı ve arz güvenliği sağlanacağı öngörülmektedir. Bunlar güzel hedefler ve halkın da beklentileridir. Ancak  her bir öngörünün, nasıl ve hangi yasal ve idari önlemlerle gerçekleştirileceği, somut olarak  öngörülmemektedir. Halbuki Programların esası, hedefler için teker teker alınacak belirgin önlemlerin öngörülmesidir. 
Dolayısıyla ifadeler boşlukta kalmaktadır. Hedeflere ulaşmada kullanılacak vasıtalar ve somut çözüm önerilerinin konması bir gerekliliktir. Bir örnek daha verirsek programda, ‘Belediyelerin öz gelirlerinin arttırılmasına yönelik düzenlemeler hayata geçirilecektir’ deniyor. Ancak hangi düzenlemelerle? Ve nedir önlemler, belirtilmedi. Programa alınacak tedbirler konmadan bu tür ifadeler,  anlamını kaybeder.
Bunun gibi her sektör için de hedef icraatlar öngörülürken, teşvikler geliştirilecek deniyor, hangi teşvikler nasıl değiştirilecek ve geliştirilecek, neler çıkacak neler girecek,  2016-2018 içinde her hedef için ayrı ayrı zikredilmesi bir gerekliliktir ve Program ancak bu şekilde ‘öngörülebilir’ olur.  Önlemler hazır ise, şimdi de yoğun bir çalışma süreci ile tamamlanabilir. 
Ancak bu çalışmalar, 2016 Devlet Bütçesinin Meclis ilgili Komisyonu’ndan geçmeden önce müzakere safhasında tamamlanmalıdır ki 2016 Bütçesi, ilgili yıl Program uygulaması olacağına göre, 2016 Bütçesinin de Programa göre tanzim edilmesi fırsatı yakalanabilsin.
Bölümlerde, ifade edilen sektörlerdeki 2016-2018 yılları içinde gerçekleşecek hedefler, rakamsal olarak da tablolara dökülerek gösterilmemektedir ki İfade edilenlerin gelecek 3 yılda her yıl itibariyle hangi noktalara ulaşacağı görülebilsin. Bu dönem için rakamsal veriler ve hedefler, GSYIH, kaynaklar –harcamalar, tasarruflar ve tasarruf meyli, mal bazında ve hangi ülkelere yapılması tasarlanan ihraç ve ithal malları, yatırım hedefleri ve yatırımların hangi alanlarda olacağı makro düzeyde hangi projelerin uygulanacağı öngörülmedi. Yalnızca en son özet ve genel birkaç tablo ile birlikte,  ödemeler dengesi öngörülmüştür. Bu özet tablodaki rakamlar arasında da dolar bazında fert başına düşen milli gelirin, 2015’e göre gelecek yıllarda düşüşe gireceğini göstermektedir. Dış ticaret açığı artmakta, sermaye hareketlerinde ise TC kredisi dışında pek bir sermaye hareketi öngörülmemektedir.
Diğer bir önemli eksiklik, Ülkemize ulaşan yeni Su kaynağı ile ilgili gelecek üç yıl içinde ne gibi somut projelerin uygulanacağı ve hangi yönde kullanılacağı ile ilgili ne gibi önlemlerin alınacağı, hususlarıdır. Aynı şekilde gelecek üç yılda enerji politikasında Hükümetin somut tercihleri  ne olacaktır ? Ve buna paralel yatırımlar ne olacaktır?
Programda işsizlik oranının bir miktar düşürüleceği öngörülüyor. Arzulanan bir hedef. Ancak son sayfalardaki bu konuda tabloya yansıyan işgücüne katılım oranında bir azalma, istihdam oranında da gelecek 3 yılda duraklama hedeflenmiş. Halbuki gelişecek bir ekonomide tam tersi ülkede istihdama katılımın arttırılması  ve aynı zamanda istihdamın da çoğaltılmasının  hedef alınması esastır. Bu konuda düşüş ve duraklama hedeflenmesi, bir ülke halkı için iyi bir hedef değildir. Halkın refahı ve gelir dağılımında düzelme ancak istihdam ve istihdama katılım arttıkça sağlanabilir.
Kanaatimce 3 yıllık Programın, yeniden Hükümet programına konan hedeflerle birleştirilerek program hedeflerinin,  somut önlemlerle ve rakamsal ifadelere de yansıtılarak revizyona tabi olmasına ihtiyaç vardır. Hükümet programındaki konan hedefler halka ümit verici idi.