Köşe Yazarları

DP-UG KURULTAYI HEYECANLI OLACAK…






DP-UG’nin Mayıs’ta yapılacak kurultayı heyecanlı geçeceğe benzer…
Serdar Denktaş’ın adaylığını bugün yarın açıklaması bekleniyor.
Dün Sim TV’de Mustafa Arabacıoğlu’nu dinledim. Arabacıoğlu sadece DP’nin değil, ülke siyasetinin vicdanı gibidir. Dün programda yine cesur konuşmalar yaptı. Örneğin, kendisinin bir kez daha milletvekili adayı olmayacağını açıkladı…İnşallah bu sözünü tutar çünkü, geçen dönem de aday olmayacağı yönünde açıklamaları olmuştu Sayın Arabacıoğlu’nun…
Meyil Adakul’un “Serdar Denktaş aday olacak mı?” sorusuna karşılık, adaylığı düşündüğünü ima ederek, “Ben olsam başka türlü düşünürdüm” yanıtını verdi. Çok detaya girmedi ama, partinin bir kişinin ismiyle özdeşleşmesinin zararlarından da söz etti…
Hatta geçmişte, Salih Coşar’la Serdar Denktaş yarıştıklarında, oyunu Salih Coşar’a verdiğini hatırlattı. Bu kez de adaylara bakacağını söylerken, kurultayın çok adaylı olabileceğinin de mesajını vermiş oldu…
Diğer partilerde olduğu gibi, DPUG çevrelerinde de Halkın Partisi endişesi var. Arabacıoğlu da HP’nin tüm partilerden oy alacağını düşündüğünü dile getirdi.
Diğer taraftan “illa da UBP’yle birleşelim” teranesi devam ediyor. Başını Hasan Taçoy’un çektiği UBP’den gelenler grubu, geri dönmenin yollarını aradıklarından, bu formülü ileri götürüyorlar.
Dıştan bazı kesimlerden destek aldıkları da sır değil.
Kurultay’da bu konu da belirleyici olacak gibi görünüyor…
Örneğin, Hakan Dinçyürek’in istifası şahsi nedenlerle izah edilmeye çalışılıyor. Etik olmadığı, seçmene saygısızlık olduğu, üzerinde konuşmaya değer olmadığı yorumları yapılıyor. Ancak, bunun bireysel bir çıkış olmadığı çok açık…
Nitekim 2014 Kurultayı’na da dört adayla gidilmişti. O günkü çalkantılar, bugün hala devam ediyor.
Serdar Denktaş’ın geçtiğimiz akşam Mağusa bölgesinde örgüt kongrelerinden birinde yaptığı konuşma da bir o kadar ilginçti. Denktaş, istifaların “DP-UG’ye yönelik gizli bir elin saldırısı” olduğu yorumunu yaptı ve partisinin üstünde oyunlar oynandığını iddia etti. Kıbrıs konusuyla bağlantılı olarak hortlatılan bu oyunların, ‘Denktaş’ soyadının söyleyeceği bir sözün etkili olmasından korkanlar tarafından yürütüldüğünü ileri sürdü. Amaçlarının da, hem KKTC hem Türkiye halkları üzerinde, DPUG’yi itibarsızlaştırma olduğunu savundu. Anladığım kadarıyla, yurt dışını işaret etti. “En iyi savunma saldırıdır” sözünü birebir uygular gibiydi…
Bu kadar dolambaçlı işlere gerek var mıdır? Birileri işini gücünü bırakıp, böyle bir çabaya girer mi, pek emin değilim. Ancak, farklı nedenlerle partisinin içini karıştıranlar olduğu bir gerçek.
Kim ne derse desin, KKTC siyasetinde, çok geç kalınmış olsa da, taşlar yerinden oynuyor.
Nerde harket, orada bereket derdi eskiler.
Devinim iyidir…

 



YERİN KULAĞI VAR
DOĞRU MU, DEĞİL Mİ?:

EDEK lideri Sizopulos’un, görüşmelerle ilgili olarak anlaşmaya varıldığı iddia edilen maddeleri açıklaması, hem Güney’de, hem de Kuzey’de gündem oldu. Ancak işin ilginç yanı Sizopulos’un anlaştılar dediği maddelerin doğru mu, yanlış mı olduğunu kimse söylemiyor. Özellikle de Anastasiadis, Sizopulos’un iddialarının doğru olup olmadığını söyleyeceğine, olayı farklı bir boyuta çekmeye çalışması dikkatlerden kaçmıyor…

DÜNYALI OLACAKSAK:
Hep dünyalı olmak, dünyalı gibi yaşamak ve nimetlerinden faydalanmak isteriz ama iş gereğini yapmaya geldiğinde de yan çizeriz. Örneğin, limanlarımız çağ dışı. Kapasitelerinin artması gerekiyor. Özel sektör yatırım yapsın diyene de, herkes fırça çekiyor. Devlet yapsın, para yok… E ne olacak? Her şeyi eleştirenler ne istediğini de bilmiyor…

BET OFİS GERGİNLİĞİ:
HP Kurucu Başkanı Özersay’ın, “iktidara gelirsek bet ofislerini kapatacağız” açıklamasına yanıt CTP Genel Başkanı ve ikinci cumhurbaşkanı Talat’tan geldi. Talat; "Bet ofislerinin topluma değil ama ekonomiye ciddi katkısı var" değerlendirmesinde bulundu. Bu durumda öncelik, toplumun çıkarları mı, yoksa ekonomik çıkarlar mı? Bence bazı değerleri paraya endekslemek, herşeyi para üzerinden değerlendirmek doğru değil…

DAİMİ KONSEYLER ÇOĞALMALI:
Türkiye ile KKTC Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıkları arasında bir daimi konsey kurulması kararı belki de bugüne kadar kurulamayan doğru iletişim kanalının kurulması olacak. Şu ana kadar sadece ekonomik protokolu izleyen bir teknik komite var. Aslında keşke her bakanlık için böyle bir konsey kurulsa. Sürekli bilgi akışıyla, hem Türkiye’nin birikimlerinden daha çok yararlama olanağı doğar, hem de mesela, şu son dönemde su konusunda yaşadığımız iletişim bozukluğu gibi durumlar, yanlış anlamalar ortadan kalkar.

ÜNİVERSİTELER DE KATKI KOYMALI:
Yabancı öğrencilerin karıştığı suç olaylarından şikayet ettiğimizde, hemen ırkçılıkla damgalanıyoruz. Oysa dünyada tüm ülkelerin, kendi güvenliğini, asayişini korumak için aldığı tedbirler var. Bugün şu ülkelerin vatandaşları tehdit olabilir, yarın bir başkası. Geçtiğimiz günlerde, yapılan güzel bir uygulama var. Bir üniversite, kavga, cinsel taciz, uyuşturucu suçu bulunan bir öğrencisinin okulla ilişiğini kesmiş. Üniversitenin bu kararını, diğerleri de uygulamalı ve bunun arkasından da sınır dışı kararı gelmeli. Hapisaneyi bu suç makineleriyle doldurmanın manası yok.

UYARICI LEVHA ŞART:
Son 2 ayda kiralık araçların karıştığı 7 trafik kazasında 2 kişi yaşamını yitirdi. Bu araçları kiralayanlar, genellikle ülkede turist olarak bulunan kişilerdir. Kendi ülkelerindeki trafik kuralları ile bizdekiler taban tabana zıt. Özellikle de ana yolların belli yerlerine, bizdeki trafik düzenini anlatan uyarıcı levhalar konsa, kazaların önlenmesi için az da olsa bir katkı olmaz mı? Yıllar önce böyle uyarıcı levhalar olduğunu hatırlıyorum. Eskiye oranla trafiğin daha yoğun olduğu bu dönemde, bu tür önlemler alınması gerekir diye düşünüyorum…

 

ZİRVEDEKİLER
Ömer Kalyoncu: Kamu Reformu yasasıyla ilgili sendikaların tepkilerini değerlendiren Başbakan Kalyoncu; “Kamu Reformu'na karşı büyük bir direnç var. Muhafazakarlık paçamızdan akıyor. Değişim istemiyor bazı çevreler ama biz bu yasayı geçireceğiz” dedi… Zaten gerçek reform, bu direnişe karşı durabilmek olacak.

DİPTEKİLER
Tam bir Yönetim Zaafiyeti: 2,5 yaşındaki bebeğin can verdiği korkunç kazaya sebep olan sorunlu yol konusunda, Mağusa Kaymakamı 5 ayrı makama aynı yazıyı kopyalayıp göndermiş, “tedbir alın” demiş. Anlaşılan hiç biri üstüne almamış. Çünkü bunları koordine edecek bir kurum yok. Bu tam bir yönetim zaafiyeti, bir acizlik. Meclis’te geçen hafta yasalaşan Trafik Dairesi’nin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Bir an önce kurulup çalışmaya başlasa, başını kaşıyacak vakti olmayacak…







Başa dön tuşu