Dövizdeki çıldırma hali, bize özgü. Yani Türkiye’ye ve bize. Türk lirası değer kaybettiği için fakirleşiyoruz. Başka kimsenin başında böyle bir dert yok.
Hükümet çare arayışı için toplantılar yapıyor…
Ancak elinde de bir enstrüman yok…
Banka faizlerine müdahale edemiyor…
Döviz borçluları için yapacağı bir şey yok…
Geçmişte Ahmet Uzun, yap-satçılarla borçluları anlaştırmış, fahiş faizleri indirtmişti. Ama bugünlerde borçların çoğu müteahhite değil, bankalara.
İğneden ipliğe tüm tüketimimiz neredeyse ithal.
E, devlet buna da seyirci…
Çünkü getiren adam da zamlı alıyor…
Sırf bu durumlar için yaratılmış bir Fiyat İstikrar Fonu var.
Hiç olmazsa temel ihtiyaç maddelerindeki artışları mesela akaryakıtı sübvansiye edecek, artışı vatandaşa en düşük hissettirecek bir fon.
Bu hükümet, fonu sıfırlanmış buldu…
2011-2016 arası halktan FİF üzerinden tahsil edilen toplam para 2 milyar 850 milyon TL’yken, bu sürede fon amacı çerçevesinde yapılan harcamalar ise sadece 700 milyon TL olmuştu. O dönem de vatandaşı koruma adına harcanmayan 2 milyar 150 milyonluk bir para vardı.
2017 bütçesinde Fiyat İstikrar Fonu bir önceki yıla göre yüzde 23.24 oranında artırılmıştı ki, bu da vergilerin artırılması anlamına geliyordu.
Vatandaş bunları takır takır ödedi…
Fona ihtiyaç olduğu anda bir de bakıldı ki, kasa boş…
Aylarca bunun hesabı soruldu, kimse yanıtlamadı…
Tam 744 milyon lira olan bu paranın nereye gittiği bir türlü açıklanamadı…
Sadece, gümrükte bekleyen kiralık araçlara bu Fon’dan yüzde 40 vergi indirimi sağlandığını, ayrıca sebebini hala anlayamadığımız bir şekilde ithal edilecek yeni iş araçları ve yeni otobüslere de yine bu fondan sübvansiyon verildiğini öğrendik…
Yani fon, kamunun çıkarı için değil, birilerinin çıkarı için kullanıldı…
Şimdi ne durumda bilemiyorum…
Ama vatandaşın çaresizliği ortada…
Asgari ücretteki artış da ortada. Döviz bu kadar fırlamışken, işverenlerin çalışanlarına zam yapmasını beklemek de hayal…
Korkarım kapıda ciddi bir kriz var…
Hükümetin almayı düşündüğü tedbirler, gördüğümüz kadarıyla uzun vadede işe yarayacak olan yapısal düzenlemeler. Doğrudan, kısa vadede vatandaşı etkileyecek cinsten değil…
Bildiğim tek şey var, o da yıllar yılı kötü yönetilmenin cezasını çektiğimiz…
YERİN KULAĞI VAR
YOL AYRIMI:
Liderlerin 16 Nisan’da gerçekleştireceği “sosyal içerikli buluşmanın” şifreleri yavaş yavaş belli olmaya başladı. Tamamen sosyal içerikli bir yemek dense de aslında, Kıbrıs sorununun geleceği açısından önemli bir buluşma olacak. Buluşma ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Akıncı, bir yol ayrımına gelindiğini söylerken, bu buluşmanın birlikte yürünecek bir yol olup olmadığının yanısıra, herkesin kendi yoluna mı gideceği konusunun netlik kazanacağını söyledi…
HALA İNKAR EDİYOR:
Kıb-Tek eski Genel Müdürü Gürcan Erdoğan’ın, şöförünün ayda 6 bin lira ek mesai aldığı haberi üzerine yaptığı açıklamayı, lütfen bir kez daha, ama Havadis’te dün yayınlanan yeni rezaletle birlikte okuyun. Olay sadece ek mesai skandalı değilmiş, arkadaş sözleşmeye aykırı bir şekilde bir şirkete 191 bin 400 dolar tazminat ödemiş. Parayı da bölmüş bölmüş, kendi yetki sınırlarına indirmiş, taksit taksit ödemiş. Belgeler ortada olduğu halde, bunu da inkar ediyor şimdi. Her neyse, hem Kıb-Tek’in yeni yönetimi, hem Başbakanlık Denetleme Kurulu olayın peşinde. Sonucu merakla bekleyeceğiz…
AVUKAT DA AYNISINI SÖYLÜYOR:
TMK’nın, eski sahibinden satın almaya karar verdiği Jasmine Court arazisini ihaleye çıkması gerektiğini söylemiştik. Malın 1974 öncesi sahiplerinin avukatı Sinan Şemiler de aynısını söylüyor. “Tazminat ödendikten sonra mal, KKTC hazinesinindir, kamu malıdır. Kamu mallarının satışı ihale yöntemiyle yapılır, kiracıya kelepir fiyata satılmaz. Eğer KKTC bu malı satacaksa, ihaleye çıkacak ve en yüksek ve en muteber alıcıya satacaktır. Kiracının oteli kapatması ve başkalarına yasalara aykırı kiralaması, ilgili Bakanlığın mevcut kira sözleşmesini fesih edip yeniden kira veya satış ihalesine çıkma yetkisini doğurmaktadır” diyor. Şemiler ülkeyi yönetenlerin buna cesareti olmadığını iddia ediyor. İşte aksini ispatlamanın tam zamanı…
İTTİFAK HAFTAYA:
Dört iktidar partisinin yerel seçimlerle ilgili ittifak arayışında düğümün haftaya çözülmesi bekleniyor. Önemli bir yol katettikleri iddia edilen tarafların önümüzdeki hafta anlaşmaya son şeklini vermesi bekleniyor. Büyük ihtimalle mevcut başkanlar yeniden aday olacak. Sıkıntılı olan birkaç bölge dışında büyük ölçüde anlaşma sağlandığı bize gelen iddialar arasında…
TARİKATLAR MESKEN TUTTU:
Bizler, “bir şey olmaz, herkes dini düşüncelerinde özgürdür” dedikçe tarikatlar azmaya devam ediyor. Son günlerde alışık olmadığımız cübbeli sarıklı kişilerin okulları mesken tuttuğu ve küçük yaştaki çocukları etkilemeye çalıştıklarını görüyor, okuyoruz. Devletin artık bir misyonerlik görevi üstlendikleri belli olan bu tür insanlarla ilgili daha dikkatli olması ve özellikle okul önlerinde güvenlik önlemlerini artırması gerketiği kanısındayım. Kimdirler, ülkeye nasıl girdiler ve niyetleri ne bilinmesi lazım. Yarın çok geç olabilir… Vay Atatürkçü Kıbrıs Türkü vay….
BİR İLK OLACAK:
Eğitim Çalıştayı, Turizim Çalıştayı, Dış Türkler Çalıştaylarını çok duyduk ama ilk kez bir “Gece Kulüpleri Çalıştayı”ne şahit olacağız. İçişleri Bakanlığı, 18 Nisan’da, gece kulüpleri konusunu tüm paydaşlarıyla masaya yatırılıp, işleyişleri nedeniyle ortaya çıkan ve toplum vicdanında rahatsızlık yaratan sorunların enine boyuna tartışılmasını hedefliyor. Gece külübü çalışanlarının da “paydaş olarak” katılması halinde böylesi bir çalıştayın epey renkli görüntülere sahne olacağı kesin…
ZİRVEDEKİLER
Eşref Çetinel: “Dün, ‘bu ülkede hiç mi iyi işler yapılmaz’ falan dedimdi! Bazan iyi işler de oluyor! Mesela ‘Bakanlar kurulunun Müşavirlikleri kaldırılma kararı gibi.’ Ancak sorulmalıdır ama: ‘İlga edilen müşavirliklerin yerine kim getirilecek?’ Yeni ‘Kamu Görevlileri Yasası’ işte bu soruya, ‘hükümetler gelip gitse de bürokrasi kalıcılığıyla devleti yürütecek bir konuma getirilmelidir’ cevabını verebilmelidir artık!”…
DİPTEKİLER
Bir Kazık Da Güneyden: Güney Kıbrıs, kendi vatandaşına tüm maliyetler dahil 15,3 Euro Cent’e verdiği elektriği Kuzey’e neredeyse tam iki katına, 30 Euro Cent’e satmış. KIB-TEK Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Hüdaoğlu, geçtiğimiz dönemlerde adeta devlet sırrı gibi saklanan rakamı “30 Euro Cent” olarak açıkladı ve buradan gelecek zararın 10 Milyon Euro olduğunu iddia etti. Kim buna müsade etti ve izin verdi? Yakında bunun da kokusu çıkar…
Foto Gündem

































