Kimimiz seyrekleştirilmiş eğitim, kimimiz de dönüşümlü eğitim dedik. Toplam ilkokul çocuğunun yarısı Eylül ayından Mart ayının başına kadar bir gün okula gitti bir gün gitmedi. Çocuklar arasında ciddi bir fırsat eşitsizliği yarattı ama kısa süreli düşünülen uygulama, çok fazla uzayınca çocuklar arasındaki fark gittikçe arttı. Geçtiğimiz günlerde bu uygulamaya son verildi ve tük çocuklar her gün okula gitmeye başladı.
Eğitim Bakanlığı’nı Olgun Amcaoğlu’ndan devralan Nazım Çavuşoğlu’nun ilk uygulamalarından biri eğitimi normale döndürmüş olmasıdır. Ancak Milli Eğitim Bakanlığı’ının haftalık covid-19 raporlarına göre 11 Mart’ta İlkokullarda vaka sayısı 145, toplamda ise 632 idi.
Hal böyle iken, 18 Mart tarihli raporda ise ilkokullarda vaka sayısı 266’ya, toplamda da 733’e yükseldiği görülmektedir. Genelde pozitifleşme oranı %1.27’den, %1.48’e yükselmiştir. Ancak ilkokullardaki artış dikkat çekicidir. Bir haftada %83’lük bir artış önemlidir ve üzerinde durulması gerekir. Ciddiye alınmalıdır. Sebepleri araştırılmalıdır. Takibi yapılmalıdır.
Dönüşümlü eğitimin bitmesi ve normal eğitime dönülmesi kararını herkes destekledi ancak yapılan ciddi uyarılar da vardı. Bu uyarılar ne kadar ciddiye alındığını önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Okulların ve sendikaların pcr/antijen testleri konusunda hassasiyetleri biliniyor ve bu testlerin okullarda yapılması isteniyor. Ancak bu konuda yeterince adım atılmadığını anlıyoruz.
Okullarda vakaların artmasının tek nedeni elbette dönüşümlü eğitimin son bulması değildir. Toplum olarak da hem kendimizi hem de çocuklarımızı korumak için çaba göstermeliyiz. Eldeki veriler hayatın normale dönmesi için yeterli değildir.
Okulların normale dönmesi sevindirici olsa da ülkede covid-19 vakası yokmuş gibi de davranmak doğru değildir. Bu rahatlık hiç istemediğimiz sonuçları doğurabilir. Okullar normale dönsün ama tedbiri de elden bırakmamak gerekiyor.
İngiltere’de de bir süre önce tüm önlemler kaldırıldı ancak vaka sayıları artmaya başladı. Hafta sonunda İngiltere’deki vaka sayısı 90 bin civarında idi. Dolayısı ile aslında dikkatli olunması gereken bir dönemdeyiz.
Elbette hayatın normale dönmesini istiyoruz ancak bu böyle “hade dönüyoruz” demekle de olmuyor. Kademeli bir şekilde olması gerektiğini dünyadaki uygulamalar bize gösteriyor.
KKTC’deki sağlık sisteminin yetersizliğini tekrar etmeme gerek yok. Bu bilinen bir gerçek… Bunu bilerek, planlı programlı bir süreci takip etmek gerekiyor. Bu öğretim yılını ite kaka tamamlayacağız gibi görünüyor.
Ancak nasıl tamamlayacağımız önemlidir. Çocuklar hedeflediğimiz noktaya geldi mi? Ders kayıplarımız ne durumdadır? Bu gibi soruların cevaplarını bilerek yeni öğretim yılına şimdiden hazırlanmak zorundayız.
Kısacası yeni hükümetin önünde covid-19 bağlantılı eğitim adına ciddi sorunlar vardır ve bunların kısa sürede çözümlenmesi gerekiyor. Biriken sorunların üstesinden gelmek daha zordur. Belli ki covid-19 bağlantılı sorunlar ile bir süre daha uğraşmak zorunda kalacağız.
Aslında eğitimi yönetenlerin “topluma güven verme” konusundan başlamaları iyi olacaktır. Çünkü bu covid-19 pandemisi sürecinde bu güveni yeterince sağlayamamıştır. Bu da eğitimdeki uygulamaları elbette etkilemiştir.
































