Hükümetin yaptığı hovardalığın bedelini sonuçta ödeyeceğimizi defalarca yazdım.
Türkiye’nin, hele de bundan sonra hesapsız para akıtacağını hayal bile etmesin kimse…
Ama arkadaşlar rahat durmuyor. Eş dost ahbap atamalarıyla kamuya yeni yükler hem de korkunç yükler bindirilirken, yine aynı yakın çevrelere devletin olanakları altın tepside sunuluyor.
Ülkede bu yapılanlara kök söktürecek ciddi, araştırmacı, cesur muhalefet yok.
Ya da iktidarı rahatsız etmeye yetecek kadar diyelim…
Arkadaş sohbetlerinde dile getirilen usulsüzlükleri kaynağından soruşturduğunuzda, kimse cesaret edemiyor. Kanıt elde edemiyorsunuz. Ama duyduklarınız insanı deli etmeye yetiyor.
E, nereden karşılayacaklar bu bedeli, tabii ki, ceplerimize salarak.
İşte sigaraya gelen 1 liralık artış.
Aman dedik, durun, dövizde daha bir fırlama yok, ne oluyor?
Birikim Özgür yazmasa öğrenemeyecektik.
Meğer devletin uyguladığı dolaylı vergiymiş.
Biz Lefkoşa Belediyesi’nin sigaraya koyacağı fonla mücadele ederken, hükümet yapmış bile…
İthalat fiyatı aynı olduğu halde, devlet kafasına göre 1 lira ek fon koymuş.
Nereye gidecek, tabii ki maliyeye, bütçeye.
Zaten KKTC bütçesinin yüzde 80’i dolaylı vergiden.
Vergi adaleti yok!
Yani çok kazanandan çok, az kazanandan az diye bir şey yok.
Akaryakıttan, sigaradan, elektrikten, sudan. Yani zorunlu tüketimden elde edilen gelirle dönüyor bütçe…
Açıkları başka nasıl kapatacaklar.
Zamanında Ersin Tatar da aynı kafadaydı. Maliye Bakanı olduğu dönemde “Dolaylı vergiye dayanmaktan başka çaremiz yok” demişti.
Zihniyet, yine aynı zihniyet.
Senin içtiğin sigaraya, aldığın benzine, ödediğin elektriğe sürekli zam yapılsın, devletin zararları ödensin…
Sosyal Sigortalar Kurumu’nun zararları, belediyelere katkılar, vakıf üniversitelerine katkılar, kötü yönetim sonucu batırılan Sosyal Sigortaların birikmiş alacakları, tahsil edilemeyen alacakların yükü, dolaylı vergiyle ödeniyor.
Aynı şekilde, benzine de 7 kuruş dolaylı vergi bindi geçenlerde….
Asgari ücretin durumu ortada. Açlık sınırının altında. Memura desen, artış hayal. Kamu öylesine tıka basa doldu ki, maaşları ödediklerine dua ediyoruz.
Müşavir sayısı iki misli arttı. Aynı makam için en az üç kişi maaş çekiyor.
Taşaronla adam almalar, partiden sekreter getirmeler gırla…
Ödeyin kardeşim… Dumanı tüttürürken helal eder misiniz, etmez misiniz bilmem…
YERİN KULAĞI VAR
GELEN GİDENİ ARATIR: Hani bir laf var, “gelen gideni aratır” diye, işte Kooperatif Merkez Bankası’nda da durum aynı. UBP’nin tek başına iktidar olduğu dönemden bu yana, her dönem iddiaların en çok konuşulduğu kurum… Önce Yönetim Kurulu üyelerinin maaş talepleri, “teşebbüs” halinde kalarak Mukayitlikten döndü. Bugünlerde ise, bir vekilin oğluna verilmek istenen yüklü miktardaki kredi ile yine gündemde. Verilip, verilmediği beni ilgilendirmiyor, karar banka yönetiminin. Ama, mali durumu herkesçe bilinen birisinin talebini dikkate alıp görüşmek bile abes bence…
Mehmet Harmancı
SALLAMA MI: Lefkoşa Belediye Başkanı, halkın büyük kısmının, ayda 13 ton civarında su kullandığını açıkladı. Buna göre rakam 75,5 lira civarı olacak. Eğer 20 tonu bulursanız da 135 lira’ya gelecek. Ve belediye bu 135 liranın sadece 46 lirasını devlete ödeyecek. Şimdi bu hesap sallama mı değil mi? Zira Başkan, halka “sallama rakamlara inanmayın” diyor da.
OLACAĞI BUYDU:Türkiye’deki başarısız darbe girişiminin ardından bizde de hergün yeni bir iddia ortaya atılıyor. Başbakan’dan tutun da, sokaktaki vatandaşa kadar herkes FETÖ’cü avına çıktı. Önce yakılmak istenen kitap ve hard diskler, dün ise bir gazetemiz 2015 yılında, yani bir yıl önce yayınlanan Fetullah Gülen’le ilgili bir haberi yeniymiş gibi verdi. Peki ama durum eğer böyleyseydi ve herkes biliyorsaydı, niye bu kadar yıldır kimse sesini çıkarmadı..?
KAFASINA GÖRE:LTB Başkanı Harmancı’nın Lefkoşa sınırları içerisinde satılan sigaradan vergi alma düşüncesi, özellikle sosyal medyada oldukça eleştirilmişti. Hatta eylem yapmakla tehdit etmişlerdi. Şimdi ise ortada fol yok, yumurta yok, üstüne dövizde de bir fırlama yok, ithalat bedeli değişmemiş olan sigaraya uygulanan fon 1 TL zamlandı. Keşke Harmancı’ya gösterediğimiz tepkiyi, buna da gösterebilseydik…
HERŞEY KAÇAK:Evimize giren etlerin büyük bölümünün kaçak olduğu iddia ediliyor. Et kaçak, sigara kaçak, işçi kaçak, inşaatların birçoğu bile kaçak. Hatta doktorun bile kaçak olduğu dönemler oldu. Bu kadar “kaçağın” olduğu başka bir ülke var mıdır acaba dünyada…
EŞEKLER NEDEN KÖYDE: Dün yine sosyal medyadan geldi haber. Dipkarpaz köyünde, sokaklarda dolaşan başıboş eşekler. Benim bildiğim bu eşekler için, Çevre Bakanlığı’nın kontrolunda telli bölge yapılmıştı. Finansmanı Türkiye tarafından karşılanmış, denizden denize 5 kilometrelik alan bariyerlerle çevrilmişti. Bölge de korunacak, doğal park alanları yapılacaktı. Hayvanlar açlıktan köylere dalmış. Bir proje yapılır, parayı da Türkiye verir, ama bizdeki yönetim zihniyeti böyle işlerle uğraşmaz, varsa yoksa siyaset. İster inanın ister inanmayın, bugünkü durumun nedeni, geçen dönem Çevre Bakanı Hakan Dinçyürek’le Belediye’nin, “benim bölgem, benim kontrolum” kavgası…
ZİRVEDEKİLER: Birikim Özgür:“İthalat bedeli değişmemiş olan sigaraya uygulanan fon 1 TL zamlandı. Sigaranın sağlığa zararları üzerinden konuyu farklı yönlere çekmeyelim; dolaylı vergilere zam furyası yani halkın cebine el atarak açıkları kapatma dönemi böylelikle başlamış oldu! Bu bir maliye politikasıdır, prensip meselesidir ve bir kez uygulandı mı arkası gelecek demektir…”.
DİPTEKİLER: Biz bu işlerden anlamayız: Nenem “İçinde yoksunuz” derdi. Yani ‘anlamazsınız’, ‘yapamazsınız’ demek isterdi. Şimdi FETÖ’cü bilinen ve Türkiye’de yargılanan Koza İpek Grubu’nun, KKTC’ye para aktardığı bilgileri, operasyonun yapıldığı geçen yılın Eylül ayından beri biliniyordu. “Bir bakalım” diyen oldu mu, duymadık. Sonra Panama belgeleri çıktı, uluslararası kaçakçılık, kara para davalarında KKTC’deki bazı şirketler ve isimler yeraldı. Yine bir bakan oldu mu? Şimdi aldı bizi bir telaş…