Köşe Yazarları

Dolar







Televizyonlarda “yetmişler”, “seksenler”, “doksanlar” diye diziler oynuyor şimdilerde. Bu dizilere ne zaman takılsam aklıma ilk gelen enflasyon, devalüasyon olur. Yaşayanlar iyi hatırlarlar, o yıllarda çok uzun zaman her sabah cebimizde kalan paranın eksildiğini bilerek uyanırdı bizim nesil. Her sabah önce anamızın babamızın sonrada bizim emeğimizden çaldılar usulünce. Devalüasyon yapmaları için “mahana” da çoktu o zamanlar. Bir defasında ANAYASA kitabının uçması bile bahane edilmişti. O dönemlerde Kıbrıs’ta sendikalar tarafından stabil para birimine geçme çağrıları yapılıyordu.




Sonra ilginç bir dönem yaşadık. Türk lirası altı sıfırını atmış, yabancı paralara karşı direnir olmuştu. Ne olursa olsun yerinden kazık çakmış gibi kımıldamıyordu. Hâl böyle olunca bizim adamızdan çıkan stabil para çağrıları durdu.
Şimdi, yıllar sonra Türk parası tekrar paraşütsüz dalışa geçti. Bunun çeşitli nedenleri var. En başta Amerika Birleşik Devletleri ekonomisinin canlanışı etken(miş). Ne var ki “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın, Merkez Bankası Yönetimi’ni tehdit edercesine müdahale etmesinin de ciddi anlamda katalizör etkisi olmuştur” diyenlerin sayısı hiç de az değildir. Sebep ne olursa olsun, aynı parayı kullandığımızdan, doların yükselişi, bizi de en az Türkiye’de yaşayan insanlar kadar etkilemektedir.
Türkiye’de muhalefet suçlu ilan ettikleri Cumhurbaşkanı’na yüklendikçe yüklendi. Biz ise çok da yapacak bir şeyimiz olmadığından olayı sadece seyretmekle yetindik oysa bizde de doların tansiyonunun artışından direkt etkilenen insan sayısı hiç de küçümsenecek miktarda değildir. Allah’ı var ama sadece medyamız “döviz borcu olanlar ne yapacak şimdi” diye şöyle bir hayıflandı. Sahi dövizle borçlanan, ev araba vs alan insanlar ne olacaktı şimdi? Ya öğrenciler ne yapacaktı? Üniversitelerimiz bu krizi nasıl aşacaktı?
Dert hepimizindi de çare üretmek için seçilenler ne düşünüyordu? Bileniniz var mıydı?
Sahi nisanda biz de Cumhurbaşkanımızı seçeceğiz. Adaylarımız bu konuda ne yapmayı düşünüyor acaba?
Örneğin Sibel Siber’in “dolara karşı erkekçe dik duruş” projesi nedir? Derviş Bey “susarak” mı dövizin ateşini düşürmeyi planlıyor. Kudret hoca ısrarla “Toparlan Türk Lirası” diyerek mi sorunu hâl edecek. Arif Bey’in küreği süpürgesi elinde zaten, ama doları mı süpürür, Türk Lirasını mı bilemem.
Bu konuda bence sorunu en rahat çözebileceğine inandığım aday ise Sayın Akıncı’dır. Zira kendilerinin son beş yılının yarısını Amerika Birleşik Devletleri’nde geçirdiğinden, Obama ile yakınlaşmış olmasını ve soruna yerinde çare üretebilecek bir ilişki kurduğunu umuyorum.
Onurer’i bir zahmet es geçin nasıl olsa kazanmaz. Kazanırsa zaten ortalık allem gallem olur. Ülkeye sosyalist rejim geleceğinden dolar molar ortadan kalkar iş biter.
Tamamdır. Biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları bu krizden nisan ayında liderimizi seçip bir şekilde çıkacağız. Gailesini Türkiye’dekiler çeksin…
Hadi iyi seçimler…



ANLAYAMADIKLARIM
Bu adada sağlık sorunları kadar çok tartışılıp da hâlâ halledilemeyen başka bir sorun var mı? Bunu bilemiyor, çözülememe nedenini anlamakta zorlanıyorum.

VE ŞİİR
Bu hafta sayfamızda Sayın Hüseyin Kaba’yı konuk ediyor, onun 2013 Şubatında İstanbul’da kaleme aldığı “Odama taşıyacaksın” isimli şiirini okuyoruz.

Odama Taşıyacaksın

Biliyorum!
Bir şafak vakti gün doğarken sen
Alaca karanlığı parçalayan
Vahşi martı çığlıkları arasında
Alüfte Afrodit’e gibi davetkâr
Ve baştan çıkaran
Ak pak kusursuz vücudunla:
Uzun sarı saçlarından
Damla damla;
Diri göğüslerinden,
Köpük, köpük;
Ve Hoyrat kalçalarınla
Dalga, dalga
Ve dudaklarında
Yosun kokulu tuzlu denizi
Odama taşıyarak dudaklarımı ıslatacaksın!

Karikatür

 









Başa dön tuşu