Neyse ki siyasi sorunu seçim yada hükümet kurma gibi krizlere yedirmiyoruz! Biliyoruz ki Sn. Akıncı kadrosuyla birlikte sürecin sorumlu ve yetkilisi olarak görevinin başındadır ve Ankara ile ortak politikalarda mesela Rum tarafının son zamanlarda bir haltlar karıştırmaya çalıştığının da farkındadır..

SEÇİM furyası içinde belki dikkatlerden kaçmıştır. Bir süre önce Rum tarafı “Doğu Akdeniz’de “münhasır ekonomik bölgesinin sınırlarını yeniden tespit etme” kararını aldıydı. Zaten “belliydi ve biliniyordu” demek mümkün. Ancak bu kez “Güney Rum Yönetimi” olarak değil, “Kıbrıs’ın tanınmış devleti” olarak girişiyor bu tespit işine.. Ve tabi “meşruiyetini de 1960 Kıbrıs Cumhuriyetinden alıyor..
Yani Kuzey Türk Devletinin “münhasır ekonomik bölgesini de içine alacak bir sınır tespiti!” Muhtemelen Kıbrıs’ın Kuzey’ine de sarkacak bir tespit!
GERÇEKLEŞECEK Mİ? Bu yeni Rum muzırlığı konusunda henüz belirgin bir girişim yok ama Türkiye’nin de KKTC’nin karasuları olarak kabul ettiği bölgelerinde sismik araştırmalar yaptığı biliniyor.
Tabi Kıbrıs, Çipras’ın da katıldığı bir törenle “denize haç atılan Yunanistan’nın Eşek adası” değildir! Dolayısıyla Rum tarafının bu yeni münhasır ekonomik bölge tespiti sonucu Türkiyen’in araştırma gemileriyle karşı karşıya gelmesi çok olasıdır!
NİTEKİM bu konuda Türkiye’yi işaretleyerek açıklama yapmak gereğini duyan Kasulidis diyor ki “araştırmaları yapan dünyanın tanınmış büyük şirketleridir.. Arkalarında büyük güçler vardır bu nedenle Türkiye bu araştırmalara müdahale etmekten çekinecektir!” Kasulidis’in bu değerlendirmesi çok da akıllıca değildir çünkü düşünün ki küçük bir kıvılcım bile iki ülkeyi karşı karşıya getirecek siyasi kabiliyete sahiptir! Tabi ki Kıbrıs sorununu da çok olumsuz etkileyecektir!
NE var ki sırtını AB’ye hatta Rusya’nın desteği ile İsrail’e dayamış Güney “sorumluluktan yoksun” bir devlettir! Bunu Türk halkına karşı 1958’den beridir sürdürdüğü ve savaşa kadar varan düşmanlığıyla ispat etmiştir.
Türkiye’yi de her zaman ada egemenliğine sahiplik koyabilmek için, aşılması gereken bir güç, bertaraf edilmesi gereken bir devlet olarak görmektedir..
Her şeye karşın umut edelim ki Doğu Akdeniz’de bir çıngar çıkmaz! **********
YOKSA YANLIŞ HESAP BAĞDAT’TAN MI DÖNDÜ?
Erken seçim oldu da bitti maşallah, Allah Kıbrıs Türk halkını en erken zamanda bir öteki erken seçime yetiştirsin inşallah!..
Eğer UBP’i devirmek amacıyla milleti erken seçime sürükleyen siyasi partilerimiz hükümeti kuramazlarsa zaten yeni bir erken seçim kaçınılmaz!..
Peki ama “seçim kararı” verilmeden önce ve UBP’i devirip Kıbrıs Türk halkını kötü yönetiminden kurtarmak için seçmeni erken seçime sürükleyen siyasi partiler mesela CTP bu sonucu bekliyor muydu?
Mesela resmi olmayan sayımlara göre sandıktan yüzde 35 veya 36 ile çıkan UBP’ye karşın CTP ile HP’nin toplamda yüzde 38’lerde kalması ve ikisi bir araya gelse hükümeti kuramayacakları gerçeklerde çok mu parlak ve başarılı bir sonuca ulaştılar?
Hani UBP’yi silip süpüreceklerdi? Deyim yerindeyse hani de memleketi zararlı bir virüsten kurtaracaklardı? Kaldı ki:
Şimdi UBP’ye yüzde 35 oranında oy veren seçmeni nasıl “tanımlayacaklar” merak ediyorum? (Mesela Özersay tanımaladı bile “statükocu” dedi o seçmene!) Dolayısıyla “goncolos” gibi gösterdikleri UBP’ye oy veren “halk” dedikleri seçmenleri de “goncolozu besleyen “statükocular” olarak takdim ediyorlar kendi seçmenlerine!
Yoksa UBP’i devirme vaadiyle seçime dikleme dalan bu siyasi partilerimiz “aldatıldılar” mı? Yoksa Özgürgün 50 kişilik mecliste kendi partisinden başka “iki partinin yan yana gelerek hükümet kuramaması” için Hatice nineye büyü mü yaptırdı?
KISACA: Bendeniz UBP’i kıyasıya eleştirmeme hatta bu seçimde yine sandıktan çıktıkları için “yazıklar olsun” dediğim bazı adaylarına karşın ve her şeye karşın, “memleketi hükümetsiz bırakmaktansa UBP ile kaçınılmaz bir erken seçime kadar hükümet kurmanın çok daha evlâ olduğu düşüncesindeyim!”
Halkın Partisi daha Meclis’e girmeden, koalisyon hükümetine sırt dönüyor ama! Neymiş UBP statükocuymuş, şaibeliymiş! Gir hükümete ve değiştir!” Değiştiremediğin yerde zaten erken seçim olacak da olacak; istifa edersin, seçime gidilir! **********
KISACA TAKILDIĞIM: (BUNLAR BİZİM POLİTİKACILARIMIZ.)
Gazetelerdeki resimleri dizi dizi, yan yana tekmili birden elli kişi… Yeni vekillerimize baktım uzun uzun…
Yıllardır tanıdıklarım, izlediklerim, konuştuklarım, akşam sofralarında kadeh tokuşturduklarım ve de okuttuklarım, öğrencilerim…
“Bunlar” dedim benim memleketimin insanları.. Beğensek de beğenmesek de, sevsek de sevmesek de takdir etsek etmesek de…
Bu insanlar bizim yurttaşlarımız, ayni hamulenin insanları… Hemen tümünün o “gülen yüzleri” neden olmasın aydınlık geleceğimizin müjdesi?
Hepsi donanımlı, üniversiteler bitirmişler, kariyer sahibi olmuşlar…
Tam elli kişi.. Ve bu elli kişi bir hükümet kuramıyor, çünkü birbirleriyle kavgalı! Oysa bakın dün gazetelerde çıkan tam sayfa resimlerine, yana yana, dizi dizi nasıl da gülümsüyorlardı Kıbrıs Türk halkına, seçmenlerine geleceklere…
Mesela Kudret Özersay’ın yanağında gamzeler oluşmuş gülerken…
Hüseyin Özgürgün genç yakışıklı… Tebessümü de çok yakışmış…
Serdar Denktaş’a bakıyorum.. Babasından devraldığı görevi sürdürüp götürürken sevgiyle gülüyor geleceklere…
Cemal Özyiğit? Tırnaklarıyla kaza çize gelmiş bugünlere..
Tufan Erhürman CTP gibi zor bir partinin Başkanı ama yüzünde güller açmakta gülerken.. Erhan Arıklı gülerken bile yağız delikanlı..
Vesselamı kelam bunlar bizim politikacılarımız..
































