Doğu Akdeniz’de olagelenler henüz ateşleri ile Kıbrıs’ı sarmamış olabilir. Ancak “çözümün” tadını kaçırdığı bir gerçek! Hele Türkiye’nin “eğitim amaçlı” kulpunu taktığı Kerküt’e yaptığı yığınaktan sonra bölge daha bir karışacağa benziyor. Çünkü çok seçik artık Orta Doğuda “paylaşım” kavgası vardır. Yeni devletler kurulacak, mevcut devletler toprak kaybederlerken “Amerika, Avrupa, Rusya” bölgede “destekledikleri” ülkeler safında “askeri üsleri” ile yerlerini alacaklar… Pekala Kıbrıs hangi “blok” içinde yerini alacak? Sorunun cevabını “adadaki Kuzey ve Güney” gerçeklerinde vermek gerekecek. Şöyle ki:
Kuzey’in konumu: Şu anda Kuzey’de Türkiye’nin askeri gücü ile birlikte “garantör ülke” oluşunun ağırlığı var. Nihai çözüm olsa da Ortadoğu’daki durum nedeniyle Türkiye Kuzey’i terk etmez, garantörlüğünü devam ettirir.
Güney’in durumu: Kuzey’e göre Güney çok daha karmaşık ilişkiler içindedir. Mesela Türkiye’nin Kuzey’deki garantörlüğünü kabul etmemektedir. Buna karşılık İngiltere çözüm olsa da üzerine koçanlı olan üslerini terk etmeyeceğini açıklamış, Rum tarafı bunu sineye çekmek zorunda kalmıştır. Öte yandan Rum Yönetimi Rusya ile de dirsek teması içindedir ve limanlarını Rus savaş gemilerine açması olasılığı karşısında İngiltere ve AB’den uyarılar almıştır!
ÇÖZÜM OLURSA: Türk kurucu Devleti ile Rum Kurucu devleti elbette ki adanın askeri ve stratejisi konusunda birlikte karar verecek, uluslar arası ilişkilerde özellikle askeri anlaşmalar ve silahlanma gibi konularda birbirlerini denetleyeceklerdir. Aksi halde iki kurucu devletin kendi başlarına alacakları kararlarla ayni zamanda birbirlerine “hasım” olmaları kaçınılmaz hale gelirken, krizlerden kurtulmaları mümkün olmayacaktır.
MÜZAKERELERDE GELİŞMELER: Eğer Ortadoğu’da böylesi ateşler yanmamış, Rusya ile Amerika’nın dolayısıyle Nato’nun bölgede inisyatifi kendi askeri güçleri ile kendi ağırlıkları haline getirmek için taktik savaşları başlamamış olsaydı; çözüm süreci tarafların “makul ve makbul” onayları ile planlandığı şekilde iki kurucu devlete dayalı bir federal sistemi yaratabilirdi. Ancak artık o “makul ve makbul” olması gereken olası çözümün içinde Doğu Akdeniz’deki yedi düvelin çıkarları vardır! Bu nedenle uzun veya kısa vadede Kıbrıs’ın bu çıkarlar ve savaşlara itilmesi yahut başının ağrıması uzak ihtimal değildir! “İnşallah o günlere gelinmeden bölgedeki sorunlar çözüm bulur!”
**********
HÜKÜMETİN VAZİYETİ UMUMİYESİ: (İSTİFA ETMESİNDEN BAŞKA ÇARESİ KALMADI!)
Programlandığınca ve tarihi tarihine uygulanamayacağını bildiğim halde Temmuz ayından beridir “Hükümet programı” doğrultusundaki icraatları izlemeye çalışıyordum. Bir süre sonra kafam karıştı! Çünkü ortada ne izlenecek icraatlar ne de iktidarını sürdürecek hükümette ayakta duracak derman kaldı! Zaten eğitimden sağlığa, turizmden tarıma varıncaya kadar hemen her gün medyada ayazlanan sorunlara baktıkta tekerin dönmediğini görmek mümkün! Mesela Programa göre bu aylarda Kamuda büyük reformlar bekleniyordu. Tam aksine “kamudaki sorunlar nedeniyle” ilgili sendikaların süregelen eylemleri var!
Sağlıkta da reform beklentileri vuslata kaldı! Çünkü devlet hastanelerinde doktor kalmadı! Doktoru yeterli olmayan bir Sağlık servisi işlevini nasıl yapsın ki? Nitekim “sağlık sigortası” devreye sokulamıyor.
Tarım kesimine bakıyoruz. Bu konuda tek icraat hükümetin çiftçilere narenciyecilere olan borçlarını ödemeye çalışması.. Ne var ki bu sektörlerle hükümet arasındaki sorunlar kendi sorunları olarak kalmıyorlar. Etki tepkileri olumsuzlukları ile hem yönetim erkini erozyona uğratıyor, hem de halkı rahatsız ediyorlar.
Turizm öteden beri “ekonominin lokomotifi” olarak lanse edildi ama kör talih! Şimdi planları programları yatırımları yapılamayacak duruma düştü çünkü yüzde 30’lara varan turist sayısı yüzde 13’lere geriledi! Bu kadar “azlığa” da turist denmez, misafir denir!
ASIL SORUN NEDİR: “Biz yaparız, biz ederiz biz aslan kaplanız” iddialarına karşılık son yıllarda hangi siyasi parti iktidara gelmişse çuvallamıştır! Hem de yapılanları yıkarak! Nedeni şudur: “Lidersizlik bir, devleti yönetme deneyim ve becerisine sahip politikacıların olmaması iki.
Buna CTP ile UBP siyasi partilerinin kendi bünyelerindeki tartışmalarla parçalanmalarını da eklediniz miydi koalisyon hükümetinin neden yürümediğini daha iyi anlarsınız! Anlarsınız ki yaralı at isteseniz de koşamaz hep tökezler!
Ve Sol muhalefet: Eh onlar da CTP’nin doğurduğu yavrulardı! Şimdi hem Sendikalar hem siyasi partilileşmelerle oluşan bir ayağı Güney’deki siyasi fraksiyonlar iktidardaki “analarını” paralıyorlar! Hem de gözünün yaşına bakmadan! Ki UBP’de durum farklı değil. Ne iktidar olduğu belli ne de muhalefet! İki cami arasında kalmış binamaz gibi!
Kısaca: Bu hükümet yürümüyor! Ve her zamanki gibi erken seçim olasılığına doğru gidiliyor. Galiba memlekette tek olumlu ve şaşmaz gerçeklerdeki icraat her iki yılda olagelen erken seçimlerdir!
**********
KISACA TAKILDIĞIM: (İŞSİZLİK SORUNU DEVAM EDİYOR:)
Geçen hafta Tabipler Birliği Akıncı’yı ziyaretle “Tıp ve Diş fakültelerine alınan KKTC’li öğrenci sayısının ihtiyacın çok üzerinde olduğunu iletip tedbir istedi. Akıncı da kendilerine “önemli olanın nitelikli elemanlar yetiştirilmesi” olduğunu söyledi…
Sorun ortada: Eğer KKTC gençliği ambargoları kırıp dışa açılmazsa bir gün işsizlik anaforunda boğulacak! Ki tekrar da olsa hep yazarız: Sorunu 1974’lerden sonra gördüydük. Küçük adaya sürekli üniversite mezunu gelir ve aş iş kapılarında çoğalırken, “gün gelecek fazlalıklar büyük sorun olacak” diyorduk! Ki yıllarca olagelen seçimlerde hangi siyasi parti bu sorunu en iyi şekilde istismar edip, aş iş vaatlerinde bulunduysa seçimleri de o parti kazandı! Seçimler yine bu minval üzere devam ediyor. Çünkü siyasi partilerin oyları, ancak “devlet kademelerinde yaptıkları istihdamlar oranında artabiliyor!” Kısaca: Hukuk fakülteleri de sürekli avukat mezun ediyor. Kimbilir kaç mimar kaç mühendis var! İşsizler ordusunun çoğaldığı bir gerçek. Buna karşın kırsal alanlar tenhalaşıyor! Artık yaşlı kuşak ölürken arkasında, bağını bahçesini, toprağını ekip biçecek kimse kalmıyor. Hepsi de üniversite mezunu, göçüp göçüp kentlere “memur” olmaya gidiyorlar! Durum gerçekten feci!
































