Doğru İnsanları Bulup Çıkartmak…

15 Aralık 2017 Cuma | 12:19
moreket
Kıbrıs Town Houses

Yani aslında atla deve değil bu ülkeyi yönetmek…

Kaynakları belli, destekleri belli, neyi yapıp neyi yapamayacağı da belli…

Toprağı belli, insanı belli, en önemlisi sorunları belli…

Öyle çok radikal dönüşümlere de ihtiyaç yok.

Zaten radikal hareketler için manevra ortamı da yok…

Yapılacaklar ortada…

O koltuklara kimler kimler oturmadı ki…

Önünde yerlere kadar eğilip, temenna ettiklerini bir seçimde siyasetin dışına attı insanlar…

Ya da iş yapar görünüp, mavi boncuk dağıtanlar da oldu. Onların siyasetteki ömürleri de doğal olarak daha uzundu… Başımızın üstünde taşıdıklarımız da oldu ama, bir arpa boyu yol gidemedik. Bırak onu, geriledik bile. Demokrasimizle övünemiyoruz artık, adalet olmadığını biliyoruz, en kötüsü kimseye güvenimiz kalmadı…

Evet, manevra alanımız kısıtlı…

Ama herşeye rağmen, bu ülkenin tüm sorunlarını çözmek mümkün…

Ben öyle ambargo, izolasyon falan anlamam.

Şikayet ettiğimiz konular arasında bunlar kaçıncı sırada Allah aşkına? Listeye bile girmez.

Onun için, kolay diyorum.

Yeter ki bazı koşullar yerine gelsin…

O koşullar da aslında ülkenin şartlarıyla alakalı değil, yönetim zihniyetiyle alakalı, yönetime gelecek kişilerin siyasete bakışıyla alakalı…

Eğer bir devrim yapılacaksa, zihinlerde olmalı…

Kafada biter, kafada… Mesele de o doğru, dürüst, inançlı, çalışkan kafaları bulup çıkartmakta…

Şartları sıralayalım…

Hükümet edenler, başta kabinenin başı olmak üzere, toplum çıkarlarını, ülke çıkarlarını, kendi çıkarlarının önünde tutacak. Bu her koşulda böyle olacak. “Evdeki çiçekçiyi bakanlıktan ödeyeyim ne olacak” demeyecek. Ödenen o paranın halkın parası olduğunun bilincinde olacak… Dokunursa eli yanacak…

Tasarruf edecek. Savurmayacak…

Sonra, yasalarımız var. Anayasamız var. Bin bir meşakkatle, tartışarak hazırlanmış, çoğu güncel, çağdaş… Bunlar hükümet edenlerin kutsal kitabı olacak… “Şu rica etti, bu istedi” diye hülle yapılmayacak. Yasa neyse, o…

Ahlaklı olacak yönetenler… “Yasal ama etik olmayabilir” demeyecek… Yasal olmayanın kamu yararına olmadığını bilecek… Tüm vatandaşlarına, hiç bir kesime ayrıcalık tanımadan bakacak. Devletin kaynaklarını eşit dağıtacak. Örnek, memur-işçi uçurumu… En büyük adaletsizlik. Kaldırılamaz mı. Bal gibi kaldırılır…

Yeter ki cesaret olsun. Sokakları kriminallerden temizlemek, devletin gelirini arttırmak zor mu? Ama cesaret ister…

Çok çalışacak, çok… Uzmanını bulacak. Kamuda yoksa, bulup getirecek. Hizmet alımı yapacak, üretecek… Düşünsenize, önünüzde kaynağı hazır olan projeleri bile yapamıyorsunuz. Yapacaksınız… Yapmayanın işe yaramadığı tescillenecek…

Tüm sorunlarımızı gözünüzün önüne getirin. Son günlerde yayınlanan bir çok ankette sıralandı zaten. Bakın bakalım, bunları yaratan kim..?

Ya da çözmek çok mu zor..?

Bence hiç değil. Yeter ki, niyet olsun…

Ve niyet, ölümüne o koltuklarda oturmak değil, ölümüne hizmet olsun…

 

YERİN KULAĞI VAR

“TÜRKİYE KÖKENLİ KIBRISLILAR”

YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, mevcut seçim sisteminde Türkiye kökenli Kıbrıslıların, Meclis’te adil temsiliyetlerinin mümkün olmadığını söylemiş. 40 yıldır “Türkiye kökenli Kıbrıslılar” kendilerini temsil edemediler mi demek istiyor acaba? Yok yahu… Kim engel olmuş? İkincisi, Türkiye kökenli Kıbrıslı ne demek? O  zaman biz de “Kıbrıs kökenli Kıbrıslılar mı oluyoruz Arıklı’ya göre. Sonra da çıkıp ‘biz ayırımcılık yapmıyoruz’ diyorlar…

KOALİSYONA EVET:

Vatandaş yapmaya devam edeceklerini söyleyen UBP Genel Başkanı Özgürgün, UBP ile koalisyon yapmayacaklarını açıklayan partilerle ilgili olarak da, “koalisyon yapmayan ülkeyi kaosa sürükler. Ben halkın vereceği yetki neyse, bu sistem içinde onunla en iyi hizmeti verecek hükümeti kurma peşindeyim” diyerek olası koalisyonlara açık kapı bıraktı…Keşke, “biz tek başımıza ikitdar olacağız, koalisyon gündemimizde yok” diyebilseydi…

SOMUT OLACAK:

AİHM’nin, Taşınmaz Mal Komisyonunun, işleri aksattığını, tazminatları ödemeyi geciktirdiğini belirtmesi, konuyu yeniden tartışmalı hale getirdi. Tamam kurduk biz bu kurumu, ciddiye de alındı. Ama devamını sağlayacak tedbirler düşünülmedi. Mesela şimdiki Başbakan, kuruluşunu bile dava etmişti hatırlarsanız. Şimdi partilerden çeşitli açıklamalar geliyor. Ama çok da somut değil, yuvarlak. AİHM yeniden tazminat kesmeye başladığına göre, politikaların da somut olması gerekiyor…

YİNE YAPTILAR YAPACAKLARINI:

400 polisi erken emekliye sevkedecekler diye, adaletin terazisini çiğnediler. Komite’ye geri gönderilen yasa önerisi, UBP oylarıyla yeniden geçti. Sanki o 400 polis ve ailesinin oyları garanti zannettiler… Anlaşılan CTP, bir kez daha düşünmüş, ret oyu vermiş. Şimdi artık gözler, seçim sonrası Anayasa Mahkemesinde olacak.  Söylenecek fazla bir şey kalmadı…

ANAHTAR KİM OLACAK: 

Bazı partiler 7 Ocak seçimlerinde “kilit” parti olacaklarını söylüyorlar. İyi de bu kilidi açacak bir de “anahtar”a ihtiyaç yok mu? Kendilerini kilit parti olarak görenler anahtar partinin de kim olacağını söyleseler. Çünkü biliyorsunuz, her anahtar her kilidi açmaz…

LİMANIN İÇİNE ETTİNİZ:

Son günlerde Girne antik limanının görüntüleri yayınlanıyor sosyal medya üzerinden. Görüntüler dehşetten de öte. Dünyada eşi benzeri olmayan bu limanın da içine ettiğimizin resimidir yayınlananlar. Herkes sorumluluğu birbirinin üzerine atıyor. Toplasan ancak bir kilometre karelik bir alan. Bunu bile temzilemekten, korumaktan acizseniz benim size söyleyecek lafım var ama, söylemiyorum. Çevre Dairesi, Limanlar Dairesi, İçişleri ve Ulaştırma Bakanlıkları ve de Girne Belediyesi, bu görüntülerden hiç mi rahatsız olmuyorsunuz…

 

 ZİRVEDEKİLER

Cenk Uzunoğlu: “Şimdilerde cami inşaatları, eğitim ve gençliğe yönelik bir takım hamlelerle din bir araç olarak çekim gücü haline getirilerek bu yeni siyaset ilerletilmek isteniyor. Enjekte edilmeye çalışılan Türkiye’deki ile ayni. Mezhep ve cemaatlere dayalı, din içerikli, içinde Atatürk’ü barındırmayan ucube bir milliyetçilik doktirini.Bu yeni siyaset anlayışı rahatsız etmekle beraber yeri geldiğinde Kıbrıs Türkünü sessiz bir şekilde partiler üstü pasif direniş gösterip ortak bir payda da birleşmesine de zemin yarattı”…

DİPTEKLER

Sadece 20 Ayda Rekor: UBP’yi eleştirdiğimizde, “sadece 20 ay” diyorlar. Projeleri başlamış da bitememiş falan. Bizim derdimiz bu değil ki… Bizim derdimiz, 20 ayda ülkeye verdikleri zarardır. Tüm kaynakların 20 ayda ona buna peşkeş çekilmesinedir. Belki de kırk yılda yapılmayan yanlışın, sadece 20 ayda yapılabilmesidir. Adaletin yerle bir edilmesidir, yasalara hile yapılmasıdır, en basit sorunlara bile çözüm getirilmemesi, aksine daha da karmaşıklaştırılmasıdır. Biz de şaşkınız ama tüm bunları 20 ayda yaptılar… İçişleri Bakanı da öyle diyor zaten, “Ne yaptıysak bir yıl içinde yaptık”…

Foto Gündem

montessori
Lefkoşa Montessori Okulu, CON Kahve Kuruyemiş Fabrikası’nın Lefkoşa şubesini ziyaret etti