Köşe Yazarları

Doğaya ve yaşama saygı

Mahmut Kanber - KTEZO Başkanı






Tüm dünyada iklim değişiklikleri nedeniyle doğanın tepki verdiği yangınlar ve sel felaketlerinin insanlığı zor durumda bıraktığını  bu zorluklar içinde bilimin teknolojinin dahi zorlandığı doğaya karşı verilebilecek bir mücadelenin çok zor olduğunu insanlık bilmeli anlamalı ve doğaya saygı göstermelidir.

Ülkemizde ve Akdeniz çanağındaki birçok ülkede yangınların etkin bir şekilde devamı Sonucunda ormanlar yanarken aslında birçok Canlının da yaşamının sonlandığını bilmeliyiz.



Hemen Yanı başımızda Türkiye’de yanan ormanların Aslında yaşamı  insanları kültürel değerlerini yaşam biçimlerini dünyaya bakış açılarınıda birlikte götürdüğünü  bunun dönüşünün çok uzun yıllar alacağını bundan üzüntü duyduğumu Anadolu halkının doğa ile olan yaşamının saygıdeğer bir durum olduğunu ancak bu yaşananların ülkelerin kendi sınırları içindeki doğan’ın kendi sorumlulukları noktasının daha ötesinde tüm dünya insanlığı için de önemli olduğunu unutmadan  doğayı korumak için her türlü önlemi dayanışmayı’ bilim ve teknolojiyi kullanmayı toplumunu eğitmeyi  politikalar geliştirmeyi önemli hedeflerden birisi olarak koymalıdır.

Yeşil kıbrısımız diye bilinen ancak doğal afetler ile birlikte ülkemizdeki birçok alandaki doğal yaşamın Sürdürülebilirliğin öneminden yoksun kapitalist Bakış açısının getirdiği  liberal ekonominin    toplumun tüm değerlerini sadece bir ekonomik değeri olarak görerek yatırım üzerinden değerlendiren anlayışın ülkemizde yangınlardan daha büyük bir tehlike olduğunu görüyoruz biliyoruz bunun sonucunda bir ada ülkesi olan kıbrısımız şehirlerde betonlaşmanın en yaygın olduğu dikey binalaşmanın dışında  plansız yapılaşmanın sonuçları toplumumuzu  sosyo kültürel anlamda yaşamımızı değiştirirken değerlerimizi de ortadan kaldırdığını bilerek doğanın varlığına saygı duyarak koruyarak geliştirerek  geleneksel ada yaşamını tekrar kazanabilmek ve bu farkındalığı ortaya çıkarmak adına eğitim sistemimizin içinde bu konuların etkin bir şekilde işlenmesi ve acilen ülkemizde doğayı korumak adına ülkesel fizik planlarının ve imar planlarının Yeşil bir ada anlamını korumak doğayı sevip  saygı duymak bunu önemli kılacak yasal düzenlemeleride ortaya koymak  bu toplumsal bilinçle yaşamımızı daha huzurlu geçirebileceğimiz doğayı hedeflemeliyiz.

Evet pandemi süreci ülkemizde kısıtlamalar sonucunda insan kaynaklı yangınların önlenmesi noktasında faydalı olmuştur ancak gördüğümüz izlediğimiz kadarıyla ülkemizde Büyük yangınlar geçirmiştir ve doğaya ve tarihe oldukça zarar verici sonuçlar doğurmuştur Bununla ilgili Master planlarının ortaya konması ve ülkemizin doğal güzellikleri olan karasal doğallık ve deniz alanlarımızın korunabilmesi adına yaşanabilir bir ülke için  aynı zamanda da ülkeyi ziyarete gelen misafirlerin doğal güzellikleri denizinizi Kumumuzu ormanlarımızı ve tarihimizi görme gibi seçeneklerinin sonucunda ülke ekonomisinede dogrudan  katkı koyacağını bilmek anlamak sonucunda da bu hedefleri uygulamak gerekir.

Ülkemizde dünyada yaşanan sıkıntılardan ve çıkan sonuçlarından tecrübe edinerek olağanüstü koşullarda kurumsal ve toplumsal refleksin  planlanmadığını  pandemi sürecinde’ geçmişteki Yangınlarda gözlemledik gördük tecrübe ettik.

Çevre Doğa derken ülkemizde Pandemi sürecinde yaşananların Çok da doğal afetten Farkı olmadığını binlerce işyerinin kapandığını binlerce insanın işsiz kaldığını birçok ailenin  gencin göç ettiğini Toplumsal sağlığımızın bozulduğunu ruhsal sağlığımızın pek iyi olmadığını ülkemizde birçok sorun olmasına rağmen Bu sorunlardan kopuk toplumun anlamayan bir yapının ülkemize birden çok şekilde zarar verdiğini popülizm üzerinden toplumun sıkıntılarını görmemeyi tercih ediyorlar.

 

 

Başka bir ülkede yaşıyormuşçasına toplumsal anlayışa uygun olmayan Gösteriş abartı yaşamın değerlerinden olmayan konuları icraatmış gibi ortaya koymaya çalışanların Dar gelirli insanların Asgari ücretin açlık sınırının altında olduğunu 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 8 bin tl bulduğunu iflasların arttığı’alacak verecek davalarının mahkemelerde giderek artacağını’ hukuğun ve demokrasinin görmezden gelindiği bir zaman diliminde Kıbrıs Türk  toplumu kendi mücadelesini vermelidir. Demokrasilerde ülkeler topluluklar gruplar kendilerini  temsil etmeleri  için ideal olan bireyleri seçerler ve görevlendirirler görevleri de yasalarla tüzüklerle veya sözleşmelerle bir çerçeve  oluşturulur  bu sorumlulukları yüklediğiniz bireylerin özgür özne kendi varlığını inkar etmeyen varlığının gücünün toplumundan geldiğini  bilecek anlayacak ve uygulayacak bireylerin toplumumuza hizmet edebilmesi için Var olmalıyız.

Tüm koşullarda evrensel bir bakış açısıyla dünya toplumları ile birlikte değerlerimize sahip çıkarak doğamızı insanımızı yaşayan tüm canlılara saygı göstererek temel insan hak ve özgürlüklerini referans alarak  ülkesel ve bireysel ekonomik özgürlüklerimizi kazanmak için var olmalıyız.







Başa dön tuşu