Köşe Yazarları

Diploma resimleri

Nasıl bir toplum olduk ki diploma resimlerinden bile gerginlik yaratmayı beceriyoruz. Toplumu bölmek, kamplaştırmak isteyenler ve bunun için fırsat kollayanlar da hemen devreye giriyor.

Hala Sultan İlahiyat Koleji’nde yaşanan olaya bir bakalım. Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı her yıl rutin olarak gönderdiği “diplomaların nasıl olacağı” ile ilgili genelgesini bu yıl da gönderdi. Bu genelgede diploma resminin başörtülü olmaması gerektiği özellikle belirtilmiş. Hal böyle iken bu kez diplomalara başörtülü resim koyan öğrencilerin diplomaları onaylanmadı.

Peki bu gençler bile bile diplomalara niye başörtülü resim koydu? Demek ki bildikleri bir şey vardı. Geçmişte olduğu gibi bu yıl da onaylanacağını düşündüler. Gençler haklı, çünkü geçmiş yıllarda Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yetkilileri kendi gönderdikleri genelgenin aksine bu diplomaları onayladı.

Bu yıl bu krizle birlikte Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı başsavcılıktan görüş istedi ve biz de öğrendik ki diploma resmi bir evraktır ve pasaport ve kimliklerde olduğu gibi başörtülü resim(yüzün karakteristik özelliği görünmek koşulu ile) kabul edilebilir. Ayni durum ABD ve AB ülkelerinde de mevcut. Başörtüsü yüzü kapatmadığı ve yüze gölge düşmediği sürece pasaportlardaki resimlerde başörtüsü kabul görüyor.

Peki bu kriz neden çıktı? Belli ki bu krizi Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı iyi yönetemedi. Çünkü bu diplomaların onaylanma işleri son güne bırakılmaz. Hatta tarihleri bile bellidir. Hangi bölge okulunun hangi tarihte diplomalarını onaylatacağı bellidir. Yani bakanlık bu konuda bir tereddüt taşıyorsa idi başsavcılık görüşü önceden alınabilirdi. Ne yazık ki Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı bu krizi iyi yönetemeyerek, dini siyasallaştırmak isteyenlere fırsat yaratmıştır.

***

Aslında bu olay bize göstermiştir ki, bizim acilen bir Kıyafet Yönetmenliği veya tüzüğüne ihtiyacımız vardır. Düşünün ki 1974 sonrasında oluşan kendi kendini yönetme sürecinde yani 45 yılda bir yönetmenlik çıkarılmadı. Peki kim karar veriyor okullarda kimin nasıl giyineceğine? Okul müdürü ve belki daha sonra bakanlık ama ortada yazılı bir şey yok. Yani anlayacağınız bu konuda işimiz hikaye. Peki o zaman yıllarca hatta bugün dahi gençlerin arkasından okul yönetimleri, “niye saçın uzun, bu etek niye kısa, bu pantolon diye dar, niye makyaj yapıp okula geldin” sorularını soruyor? Niye?

Demek ki bugüne kadar toplumda oluşan bazı değerler vardı. “Bir öğrenci veya öğretmen nasıl giyinmelidir?” sorusunun cevabı üç aşağı beş yukarı belliydi. Bundan sonra bu konuda toplumsal bir bütünlük yok anlaşılan. Şimdi düşünüyorum da 1974’ten sonra son on yıla kadar okullarımızda başörtüsü krizi olmuş mu? Olmadı çünkü gizli bir yasak vardı, okul müdürleri başörtüsü giyilmesine izin vermezdi. Hatta bunların büyük çoğunluğu UBP’nin atadığı milliyetçi müdürlerdi ancak aynı zamanda laikliğe de inanıyorlardı anlaşılan…

Benim başörtüsü ile bir derdim yok, siyasal simge olarak kullanılmadığı sürece… Ne yazık ki bugünkü tartışmalara baktığımızda bir siyasal simge olarak kullanılıyor. Bunu gerçekten dini nedenlerle kullanan vatandaşların da, kendilerini kullandırıp din üzerinden siyaset yapanlara fırsat vermemesi gerekiyor.

Haa! Bir de bu konuya insan hakları, vicdan, özgürlükler üzerinden bakanlar var. Kime ne dini eğitim almak isteyenden veya baş örtüsü takmak isteyenden… Çok doğru kime ne?

Peki niye aynı insan hakları din dersi almak istemeyen çocuklar için çalışmıyor? Niye aynı çevreler “din dersi seçmeli ders olsun” denildiğinde “olmaz öyle şey” diyor. O çocukların insan hakkı ve özgürlüğü yok mu?

İşte tutarlı olmak lazım. İşinize geldiğinde insan hakkı ve özgürlük, işinize gelmediğinde insan hakları ve özgürlükler tu kaka!

Hade ordan sizda…




İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı