Seçimler, kurlar ve faizler

24 Haziran 2018 Pazar | 10:26
Onur Borman

Aylardan beri gerek Türkiye’de gerekse KKTC’de özellikle de bu hafta gündemini iki konu teşkil ediyor. Türkiye’de ve KKTC’deki seçimler  ve, kurlarla faizler.

KKTC’de yerel seçimler olduğu cihetle halkın ilgisi genel seçimler gibi olmasa da, bağımsız katılanların ve çevrelerinin, ve aday gösteren siyasi partilerin faaliyetleri toplum hayatına tabiatıyla çeşitli hareketlilik açısından yansımıştır. Hükümete de seçim yasakları dolayısıyla belli hizmetlerin yasal engeller bakımından, icraatların Hükümetçe istenilen sürat ve kapsamda yapılmasına da bir engel süresi olmuştur.. Bir de seçime katılan siyasi partilerin gösterdikleri adaylar için seçim programları ve propagandaları dolayısıyla çeşitli kademelerdeki bazı görevlilerin de faaliyetler dolayısıyla işi rölantiye almaları, ve icraatlarda üst kademeden onay gerektiren konulardaki işlerin de haliyle yavaşlaması, veya bir çok işlerde maalesef bazı görevlilerin savsaklama bahanesine neden olmuştur.

Yeni Hükümet tesadüfen görevi bu dönemde devraldığı cihetle, Hükümetin program uygulamasında çok samimi ve gayretli ve bir çok konulara çare bulma ve çözme ve yatırımları başlatma ve hızlandırma çabaları takdir görürken,  hemen akabinde gelen yerel seçimlerin çeşitli nedenlerle icraatlara hız kazandırmada bir taş koyduğu da gerçektir.. Neyse ki bu gün tamamlanacak yerel seçimler dolayısıyla seçimlerin getirdiği engeller kalkmış olacaktır.

Yeni bir ruhla göreve başlayan Hükümetin yanında, inşallah yerel Yönetimler de bu dönemde daha aktif ve yeni bir görüş açısı ile icraatlarına başlarlar. Geçen dönem yerel yönetimlerin çoğunda hiç de parlak bir dönem yaşanmamış tıkanıklıklar ve başarısızlıklar, batan belediyelerin sorunları Hükümetlere yük olmuş, halka da yeterli hizmet verilememişti. Özellikle de kırsal alanlarda.

Gerek Hükümet gerekse belediyeler Yönetimlerinde önemli olan dürüst ve şeffaf olmaktır. Yasalara göre halkın geneline hizmet vermektir. Konan hedeflerin gerçekleştirilmesinde her sektörde fırsat eşitliği içinde olunduğunun, ve öncelikle kamu yararının gözetildiğinin  tüm icraatlarda gösterilmesidir.. Mevcut Bürokrasiye de bu anlayışı yaymaktır. Çünkü Hükümetlerin başarısı koyduğu hedefleri bürokrasiye de aynı oranda benimsetmesi ve aynı istek ve kararlılıkla bürokrasinin de bir bütün olarak çalışmasına da bağlıdır. Ancak en başta Kararlılık içinde dürüst ve şeffaf bir Yönetim olduktan sonra kanaatimce başarılamayacak iş de yoktur.

Çünkü icraatlarda tıkanıklıklar daima,  geçmişte bir çok Hükümet dönemlerinde olduğu gibi, hasıraltı  edilen ve genelleştirilmeyip zümre ve kişi menfaatlerine indirgenilen icraatların gerçekleşmesinden kaynaklanır ki, şimdi yeni Hükümet yönetiminde verilen şeffaflık ve icraatlar konularında halkın beklentilerine paralel  güvencelerle,  gösterilmekte olan gayretler ve iyi niyet dolayısıyla, halkın çoğunda bu sorunların aşılacağı beklentileri yüksektir. İyi niyet her zaman  her işin çözülmesine en etkili bir unsur veya silahtır.

Yerel Yönetimlere dönersek, bu seçimlerde yerel yönetimlere talip olan adaylar o kadar güzel tablolar, projeler ve vaadler ortaya koymuşlardır ki adeta yarışır vaziyetteki projeler ! karşısında halkın beklentileri de o kadar artmıştır. Temennimiz tabii ki söylenenlerin yapılmasıdır, ancak her seçim dönemlerinde her beldede adayların verdikleri sözlerin gerçekleşmediği karşısında inandırıcılık da azalmaktadır. İnşallah bu defa seçim propagandalarında yarıştırılan! projelerin gerçekleştiğini ve vaadlerin yerine getirildiğini ve halkın yaşamının hem kolaylaştırıldığını hem de daha medeni yaşam şartlarının oluşturulduğunu görebiliriz.. Hayırlısı diyelim ve dileyelim.

Türkiye’deki genel seçimler ise çok daha kapsamlı ve özellikle de Parlamenter sistemden Sistem değişikliğine, yeni bir sistem olarak Başkanlık sistemine geçilecek  olması, diğer genel seçimlerden çok farklı kapasite ve kapsamda odaklanılarak değerlendirilen çok önemli bir seçim olması hasebiyle, Türkiye halkı bu seçime haklı olarak çok büyük önem atfetmektedir.. Seçilecek Devlet Başkanı kadar Parlamento ağırlığının da hangi yönde olacağı hususundaki önem de, dengeler açısından kamuoyunda büyük bir merak konusu olarak görülmektedir.. Çünkü Başkan aynı zamanda icranın da Başkanı olacaktır.

Gerek Türkiye’de, ve gerekse aynı ekonomik hatta siyasi sorunları birlikte yaşayan KKTC’de, halkın bir de ekonomik açıdan aynı seviyede diyebileceğimiz diğer ilgisi ve gözü de her gün döviz kurlarında. Para tüm ekonominin kanıdır. Aynı şekilde değeri de ekonominin aynasıdır. Son yıllarda ekonomide reel büyümeye rağmen bazı yapısal sorunlar sürekli dile getirilmektedir. Özellikle de bu yıl yüksek seviyede GSMH’da reel büyümeye kredi desteğinin ve teşviklerin önemine de dikkat çekilmektedir.. Yöneticilerin de en çok üzerinde durduğu ve katıldığı, Ticaret açığı, cari açık ve iç ve dış borçlanma sorunlarının giderilmesi esas sorunlardır ki, bu konular da ancak seçimden sonra halledilebilecek konular olacaktır. Çünkü bir seçim sath-ı maili  yaşanmıştır.. Dolayısıyla küresel etkiler altında olan Türkiye ekonomisine yönelik akacak dış sermayenin, genel seçimler dolayısıyla öngörü bakışı farklıdır ve getiri/kâr onlar için birinci faktördür.. Dolayısıyla yeni İktidarın oluşumu, kadronun ne olacağı, yani belirlilik ortaya çıktıktan sonra küresel sermayenin harekete geçme temayülü gelişebilecektir.. Şimdiki yabancı sermayenin seçimler dolayısıyla çekincesi ve piyasalardaki döviz talebinin yüksekliğine neden olan unsurların giderilmesi mümkün olup  seçimden sonra olumlu yöne yönlenebileceğine dair güçlü hukuki, siyasi ve ekonomik önlemler sinyalleriyle dış sermayeyi leyhe çevirme şansı yüksektir. Ve temenni ediyoruz. Çünkü her ülkede olduğu gibi seçim sonralarında kesinleşip belirlenecek politikalar ve buna bağlı gelişen güven ortamları dolayısıyla küresel sermaye hareketleri olumlu yönde değişme istidadı gösterir.

Türkiye ekonomisine, canlı bir ekonomi gözüyle bakışı olan dış sermayeyi, çekecektir. Canlı bir Pazar, ve iş gücü bakımından güçlü ve becerikli  ve evsafı yüksek genç bir insan kaynağı potansiyeli vardır.  Diğer gelişmekte olan ülkelere göre çok avantajları söz konusudur.

Özellikle ABD’de 2008 krizinden sonra şimdi istenen düzeye çıkan ABD ekonomisinde  parasal genişleme politikası 2-3 yıldır terk edilerek, bir de kıymetlenen dolar’ın faizini periyodik olarak sürekli arttırarak, doları kıymetlendirmeye devam eden ABD ekonomi politikasına karşı, ve küreselleşen politikalar çerçevesinde Türkiye ekonomisinde de mukabil reformist ekonomi politikalarına olan ihtiyacın giderilmesi yönünde her çevreden yeni politika sinyalleri vardır.

Diğer taraftan AB Merkez Bankası Başkanı Dragy geçenlerde faiz artışına temkinli davranılacağına değindikten sonra önemli ölçüde parasal genişlemeye ihtiyaç olduğunu açıkladı.  Bu parasal genişlemeden ve henüz yükseltilmeyecek faizleri dolayısıyla AB’nden ve bölgede yoğunlaşacak sermayesinden Türkiye’nin yararlanması mümkündür. Ve dış sermayenin cazip gördüğü siyasi, hukuki ve mali önlemler için, seçim sath-ı mailini aştıktan sonra daha çok odaklanılacak hedef ve fırsat bulunabilecektir.  Kurları dengeleyebilecek içe dönük döviz transfer ve ekonomiden kaynaklı döviz kazancının artması için de..

Seçim sonuçları Hayırlısı olsun İnşallah..