Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Dimyat’a pirince giderken…

Yaklaşık 6 ay sonra, yani Nisan 2015’te, yeni Cumhurbaşkanı’nı seçmek için sandık başına gideceğiz. Daha önce de bu konuda yazmıştım ve “Ülkede çözülmesi gereken, tartışılması gereken onlarca sorun varken, biz şimdiden Cumhurbaşkanlığı seçimlerini konuşuyoruz” demiştim. Ancak öyle gelişmeler yaşanıyor ki, ister istemez bizler de konuyu gündeme getirmek zorunda kalıyoruz… Örneğin son olarak, Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy’un, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine yönelik Havadis Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Eroğlu’nun aday olması durumunda, kendisinin her şartta Eroğlu’na destek vereceğini” söylemesi ve hemen ardından Taçoy’un bu açıklamasına parti içinden destek veren ve vermeyenlerin ortaya koyduğu tepkiler…

Diğer yandan, DP’nin kuruluşundan beri partinin çeşitli yönetim kadrolarında görev yapan ancak, son genel seçimlerde UBP’den ayrılıp, Ulusal Güçler adı altında DP listesinden aday olup vekil seçilenlerle yaşadıkları sorunlar sonrası, partiden istifa eden isimlerin, genel başkan Serdar Denktaş’a yönelik yayınladıkları ortak deklarasyon… Demokrat Parti’nin biraz da zorlamayla Ulusal Güçler adı altında kendi çatısı altına aldığı bu grup, seçimlerde elde edilen başarıyı kendi hanelerine yazmakta ve örgütlenme konusunda sıkıntı yaşayan DP’yi kendi doğrultularında dizayn etmekte hiç de zorlanmadılar. Yıllarını DP’ye veren ve en kötü günlerde bile partilerine sahip çıkan partililer, bu yaşananlardan duydukları rahtsızlıkları ve UG kanadının yavaş yavaş partiyi ve örgütleri ele geçirdiklerini genel başkan Denktaş’a ne zaman anlatmaya çalışsalar ya sesleri kesildi, ya da partiden koparıldılar… Bugün gelinen noktada, dün söylenenlerin bir bir gerçekleştiğini, parti içerisinde Denktaş’ın değil, UG kanadının etkili olduğunu ve alınan kararlarda söz sahibi olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz… Şimdi önümüzde yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimleri DP için yeni bir yol ayrımı…
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, bu seçimlerde sadece UBP oylarının yeterli olmayacağını çok iyi biliyor. Kazanması için gereken DP-UG’deki tabanın kendisine kanalize edilmesi halinde ikinci tura kalabileceğinin hesaplarını yapıyor. Eroğlu şunu da biliyor ki, DP içerisindeki önemli bir grup kendisine oy vermeyecek. Zaten DP’li vekiller dahil, birçok partili de bunu dile getirmekten çekinmiyorlar. Her ne kadar Serdar Denktaş aylar önce “Aday olması halinde parti olarak Eroğlu’nu destekleyeceğiz” dese de, parti içi dengeleri ve son yaşananları gördükten sonra, bu destek konusunu gündeminden düşürmüştür. Yani UBP’liler gibi her gün sarayın kapısını aşındırmak yerine bundan, “nasıl bir siyasi rant elde ederimin” hesabını yapmayı tercih etmiştir… Hasan Taçoy ve partideki diğer UG’li vekillerin “Eroğlu’na şartsız destek” açıklamaları en çok Serdar Denktaş’ı üzmüştür. Çünkü elindeki en büyük kozu, bu açıklamalarla elinden alınmıştır. Derviş Bey de bu açıklamalardan oldukça memnun olmuştur. Çünkü bugünkü DP’nin aldığı oyun büyük bir kısmının parti içindeki UG kanadına ait olduğunu iyi biliyor. Geriye kalan %8-10 DP oyunun en az yarısının, kendisine oy vermeyeceğinin hesaplarını çoktan yapmıştır. Böyle olunca da Serdar Denktaş’ın Eroğlu’na karşı masaya sürebileceği oy oranı %3-5 arsındadır. Bu da Denktaş’ın hayalini kurduğu “sağın lideri ve Başbakanı” rüyasını ortadan kaldırmıştır… Denktaş, ya Derviş beyin, “Truva atı” olarak DP içerisine yerleştirdiği adamlarını günü geldiğinde çıkarıp, kaleyi içten fethedeceği planlarını iyi okuyamamış ya da seçimlerde alacağı bir mağlubiyetin kendi başkanlığının da sonu olacağını bildiğinden, bile bile lades olmuştur.
DP-UG’de ok yaydan çıkmıştır. Kontrol artık Denktaş’ın değil, UG’lilerin elindedir… Serdar Denktaş’ın bugünlerdeki sessizliğinin nedeni de budur. Bu son kriz göstermiştir ki, Denktaş, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde parti olarak ya Eroğlu’nu destekleyeceğini açıklayacak, ya da Denktaş’a rağmen tabanın büyük çoğunluğu Eroğlu’na destek verecek ve yapılacak ilk kurultayda da, Denktaş’ı Genel Başkanlık koltuğundan indirecek… Sonuç olarak Serdar Denktaş’ın ileriye dönük bütün hesapları Taçoy ve ekibinin açıklamalarının ardından suya düşmüştür. Kısacası Denktaş, eğer başka bir planı yoksa, Dimyat’a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olmuştur…

YERİN KULAĞI VAR
İKTİDAR SIRALARI YİNE BOŞ: Dün yine Meclis kürsüsünde genelde, kendi kendine konuşan milletvekilleri vardı. Geçen dönem İrsen Küçük iktidarında, UBP sıralarının sürekli boş kalmasını bizler de dönemin muhalefeti CTP ile birlikte defalarca eleştirmiştik. Ne yazık ki tüm söylediklerimiz havada kaldı ve o gün şikayet edenler, bugün aynısını yapmaktan hiç çekinmiyorlar. DP için söylenecek söz yok. Geçmişte aynı şikayetleri yapan Serdar Denktaş, Meclis toplantılarının bakanlıktaki çalışmalarını engellediğini açık açık söyledi zaten…
İKİ AYRI HÜKÜMET:
Tarım Bakanı Sennaroğlu, üretimine Serdar Denktaş tarafından karar verilen aspir bitkisi konusunda ilk kez dün Meclis’te konuştu. Konunun Bakanlar Kurulu’nda gündeme geldiğini; ancak kendisinin verimli olmadığını düşündüğünü, çiftçilerin de aynı görüşü paylaştıklarını söyledi. Bu sözler, şu anda birbirinin yetki sahasına müdahale eden iki ayrı hükümetimiz olduğu görüşünü pekiştirdi. Tarımın işlerini Ekonomi Bakanlığı yüklenebiliyorsa, bunun başka adı yok…

SÜT ÜRETİCİLERİ PARA BEKLİYOR:
Yaklaşık iki aydır paralarını alamayan süt üreticileri isyan noktasına geldi. Tarım Bakanlığı’nın hak edişlerini ödememesi yüzünden zora düşen üreticiler, parasızlıktan dolayı işlerini çeviremez duruma düştüler. Paralarını alamadıkları için mazot ve yem alamayan üretici, Sennaroğlu’ndan bir an önce paralarını ödemesini istiyor…

SESİNİ DUYAN VAR MI:
Mustafa Arabacıoğlu’nun istifasının ardından Milli Eğitim Bakanlığı’na atanan Özdemir Berova’nın sesi soluğu çıkmıyor. Okullardaki öğretmen eksikliği devam ederken, sendika eylemlerini artırarak sürdürüyor. Bakan ise eğitimde yaşanan kaosu, sadece bizim gibi seyrediyor. İlk icraat olarak, bakanlığın üst kademesini değiştireceğine keşke bu sorunlara odaklansaydı…

BOŞUNA BEKLEMESİNLER:
64 CAS çalışanının devlete istihdam edilmeleriyle ilgili beklentileri, yakın bir zamanda yanıt bulmayacak. Dün Meclis’te konuyla ilgili olarak konuşan Başbakan Yorgancıoğlu, “CAS çalışanlarının sorunlarına çare bulmak için çalışıyoruz, 2015 yılının 365 gününün birinde mutlaka sorunlarına bir çözüm üreteceğiz” dedi…

SORUMLUSU KİM:
Anayolları bir yere kadar anlarız da, ülkenin başkenti olan Lefkoşa’da, hele de başbakanlık dahil birçok bakanlığın bulunduğu bölgedeki yanmayan sokak lambalarının hiç mi görmüyorlar. Biri yanar, diğeri yanmaz. Başkentin en önemli caddesi olan, otellerin bulunduğu ve geceleri yoğun bir nüfusun geçtiği bölgedeki lambaların durumu kimseyi rahatsız etmiyor. Her gün bilmem kaç tane bakan o yolu kullanıyor. Kim bu işin sorumlusu? Şu sokak lambalarını sürekli yanar durumda tutmak çok mu zor?..

ZİRVEDEKİLER
Lefke Turizm Derneği: Dernek, bu yıl yapılacak Hurma Festivali’ne, siyasileri davet etmeme kararı aldı. Bir uçtan bir uca 2 saatte gidilebilen bir ülkenin sorunlarına ulaşamayan hükümetlere toplumsal hareketlerle tepki gösterilmesi güzel. Geçmişte CTP hükümetlerinin, Bakanlar Kurulu’nu Lefke ve diğer bölgelerde topladığını hatırlıyoruz. Ne değişti, hiç… Bence sivil toplum, aynı faaliyeti seçimlerde de göstermeli ve halkı, otomatiğe bağlanmış gibi aynı insanlara oy vermeme konusunda bilinçlendirmeli…

DİPTEKİLER
Güvenlik Zafiyeti: Asayiş konusundaki zafiyet, genel güvenliği de etkiledi. Dipkarpaz’da bir ortaokulun bahçesinde bayraklar indiriliyor, Atatürk Büstü’ne saldırı yapılabiliyor. Artık vatandaş değil, her türlü potansiyel suçlu ya da suç örgütü, Kıbrıs’ın kuzeyinde kendini güvende hissediyor. Temel, ulusal değerlere yönelen bu tehdidin, istisna ya da münferit bir olay olduğunu düşünmüyorum. Ve bu da beni inanılmaz derecede endişeye düşürüyor. Bu vatandaşın huzuruna, güvenliğine yönelik bir tahrik. Tahriklerin de tepkisel olaylara neden olabileceği, yetkililerin aklına gelmiyor mu?..