Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Devlet, YDÜ’ye karşı niye dik duramıyor..?

Yakın Doğu Hastanesi ile Sağlık Bakanlığı arasında yaklaşık bir hafta önce yaşanan “astaronomik fatura” tartışmasının ardından, Bakanlık ve hastane bu kez de yasa dışı organ nakli iddialarıyla kavgaya tutuştu…
Sağlık Bakanlığı’nın YDÜ hastanesinden devlete kesilen faturalarda “abartılı rakamların” olduğu iddiası ile söz konusu hastaneye hasta sevkine son vermesinin ardından, “organ nakli” konusundaki hastaneye yönelik bazı iddialar, ikili arasındaki krizi daha da alevlendirdi… Hatta söz konusu yasanın cumhurbaşkanlığından geri çevrilmesiyle ilgili olarak da, ciddi iddialar ortaya atılıyor…
Önceki gün YDÜ Hastanesi’nde, organ nakli operasyonları ile ilgili ihbar üzerine, söz konusu iddiaları yerinde araştırmak için bakanlıktan gönderilen ekip, hastane yönetimince içeriye alınmadı, denetim engellendi…
Ortada gayri yasal olarak bir şeylerin yapıldığı yönünde ciddi iddialar var…
Başbakan Özkan Yorgancıoğlu,  YDÜ adına açıklama yapan Ahmet Savaşan’ın, “Hastanelerinin organ nakli için altyapısının uygun olduğu” görüşünün tersine,  “yapılan denetimde organ nakli yapılmasının zemin ve koşullarının olmadığının tespit edildiğini” söyledi. Bu dikkat çekiciydi…
Ayıca denetimin engellendiği gerçeği ortadayken, hastane yönetimi ne söylerse söylesin, inandırıcılığını yitirmiştir.
Eğer sizin korkunuz, çekinceniz yok ise, denetimden niye kaçtınız? Ve o gün değil de bir gün sonra, “gelin denetleyin” dediniz..? Bakanlık denetim mi yapacaktı, ziyaret mi?
Sağlık Bakanlığı yetkililerini içeri sokmamanızın nedeni, yasal olarak Tabipler Birliğine kayıtlı olmadıkları için görev yapmaları yasak olan doktorlar mıydı..?
YDÜ Yönetimi’nin bu sorulara cevap vermek yerine, konuyu başka taraflara çekme gayreti, softa şaşırtmasından öte bir değer bulmayacaktır…  
Ancak gerçek olan şu ki, burada YDÜ yetkilileri kadar, Sağlık Bakanlığı da suçludur. Siz devleti temsilen görev yapmaya gidiyorsunuz ama birileri hiçbir gerekçe göstermeden sizi engelliyor ve siz buna karşı direnmek yerine, kafanızı sokup oradan ayrılıyorsunuz. Siz devlet değil misiniz..?
Hatırlayın, yine birkaç yıl önce bu kez de su borularını denetlemek için YDÜ’ye girmek isteyen belediye çalışanları da, okulun güvenlikçileri tarafında okula alınmamışlardı. O zaman da kimse çıkıp da, “ne oluyor?” diyememişti. Yani bu karşı duruş ne ilk, ne de son olacaktır. 
YDÜ yönetiminin, “buranın hakimi benim, istediğimi yaparım, kimse de karışamaz” mantığı, aslında YDÜ’nün gücünü değil, devletin acizliğini göstermesi açısından utanılacak bir durum…
Yasanın Meclis’ten geçtiği gün uyarmış ve kontrol yapılmaması halinde, bazılarının dünyada olduğu birçok örneği olduğu gibi, bunu kendi çıkarları için kullanabileceklerine dikkat çekmiştim…
Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmadan Meclis’e iade edilen yeni yasa, organ naklinin, sadece akrabalar arasında yapılmasını öngörüyor. Halen yürürlükte olan yasada ise böyle bir kriter yer almamakta. Sanırım YDÜ de, yasadaki bu boşluğa sığınarak kendince haklı bir gerekçe üretecektir.
Yine bir diğer ciddi iddia ise, donörlerin Ukrayna’dan sağlandığı ve zengin İsrailli hastalara takıldığı yönünde. YDÜ yönetimi de, hastanede bulunan iki hastanın Ukrayna uyruklu olduğunu kabul ediyorlar… Ancak ne tuhaftır ki hastalar, tıp konusunda ileri sayılabilecek olan kapı komşusu Rusya’ya veya bir başka ülkeye değil de, dünyanın tanımadığı KKTC’ye gelmeyi tercih ediyorlar..?
Bugün için söylenenler iddiadan öteye geçmiyor ancak, bu iddiaların ne derece gerçek olduğunu ortaya çıkarmak devletin görevi.
Bu konunun sonuna kadar gidilip, gerçekleri ortaya çıkarmak, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, hükümetin görevidir…

 

YERİN KULAĞI VAR

KONUŞTUKÇA BATIYORLAR:                                                                                                                             

   Talat’ın “CTP’de yönetim zafiyeti yaşandığı” yönündeki iddiasını yanıtlayan CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk, “Bu düşünceye katılmıyorum” diyerek, “CTP ile Talat arasında dostluk ilişkisi dışında partisel bir bağ olmadığını” söyledi. Kusura bakmayın ama hem olası adaylarla ilgili konuşmaların partiye ve adaya zarar verdiğini söyleyeceksin, hem de kendin tam tersini yapacaksın. Olmadı Kutlay Bey…

MEMLEKET BİTMİŞ:                                                                                                                                                 

Neler oluyor bize, nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Her gün kanımızı donduran yeni bir olayla başlıyoruz güne. Siyasi kavgaları, makam uğruna kılıktan kılığa girenleri, dün söylediğinin tam tersini yapanları, hatta hırsızlık, cinayet ve darp suçlarını bile artık kanıksadık, normal geliyor. Ama olaylar aklımızın sınırlarını aşıyor. Faili meçhul soygunlar, mafyavari ilişkiler, devletle kurumlar arasında yaşanan gerginlikler. Bu memleket bitmiş de haberimiz yok…

NİYE KAVGA EDİYORSUNUZ:                                                                                                                              

     Son günlerde tüm tarafların ortak görüşü, “görüşme masasının çöktüğü” yönünde. Eğer bu tespitleri doğruysa, bizim ülkemizde görevi sadece görüşmecilik olduğunu sandığımız cumhurbaşkanlığı makamına oturabilmek için yapılan bu kavga niye..? Canlandıracaklarını mı hayal ediyorlar?

İZCAN’DAN ÇAĞRI:                                                                                                                                            

          BKP Genel Başkanı İzzet İzcan, halkın talebinin doğru okunması gerektiğini belirterek,  “Demokrasi ve barış güçleri en geniş cepheyi oluşturarak toplumun karşısına ciddi bir alternatif olarak çıkmalıdır” çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı adaylığı konusunda da bölünen sol, İzcan’ın bu çağrısına nasıl bir yanıt verecek acaba..?

HER DÖNEMİN YALAKALARINA DİKKAT:                                                                                                          

    LTB’de hem belediyedeki işleyiş, hem de hizmetler konusunda bir yeniden yapılanma, bir atak olduğu hepimizin bilgisinde. Oy veren, vermeyen herkes çabaları yakından izliyor ve takdir ediyor. O çabaların önünü tıkamak isteyen geleneksel zihniyetlere prim verilmeden yola devam edilmesi noktasında halkın desteği açık. Diğer yandan, Başkan Harmancı’nın da “her dönem yalakaların” oyununa gelmemek için gözünü dört açmasında fayda var.

HAYDİ SAYIN ÖZÇINAR:                                                                                                                               

       Güzelyurt Belediye Başkanı Mahmut Özçınar, bir kez daha seçildiği yerel seçimler öncesinde bir projeden söz etmişti. Bizler dinlediğimizde takdir etmiştik. Güzelyurt’u denizle buluşturacaktı. Kalkanlı’nın Güney’inde alt yapısını hazırlayacağı bir yeni kent oluşturmaktı proje. Özçınar seçildi ama projeden henüz ses yok. Bu arada dün Havadis’te CTP milletvekili Dr. Hüseyin Erçal, projenin hayat bulması için en büyük destekçi olacağını açıkladı. Haydi Sayın Başkan, “Yandık, bittik, verdik, vermedik” tartışmaları devam ede dursun, siz kolları sıvayın. Bakın destek de hazır.   

ZİRVEDEKİLER                                                                                                                                                              

    Bir Kova Buz: ABD’de nörolojik bir hastalık olan ALS ile mücadeleye destek amacıyla başlatılan “Ice Bucket Challenge (Buz kovası düellosu)”,  KKTC’de de yayılıyor. Kampanya’da kafanızdan aşağı bir kova buzlu su döküyorsunuz ve 3 kişinin daha adını veriyorsunuz. İsmi verilenler ya buz dökmeyi kabul ediyor, ya da bağış yapıyor. Bizde de çılgın gençler, etkinliği SOS Çocuk Köyü’ne yardım amacıyla gerçekleştiriyor. Sosyal yardım amaçlı, güzel bir çılgınlık…

DİPTEKİLER                                                                                                                                                                    

YDÜ: Yasa dışı organ ticareti iddialarıyla gündeme gelen ve Sağlık Bakanlığı’nın denetimine izin vermeyen hastane yönetimi, alışkın olduğu basın şovlarıyla işi geçiştirmeye çalışıyor. Ne söyleseler boş. İnandırıcı olamazlar. Bu arada, denetim yapması engellenen Bakanlığın da, yanına polisi alıp yürümek yerine, bir gün beklemesi de akıl alır gibi değil…