Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

DEVLET NEDİR. (HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ YOKSA DEVLET DE YOKTUR!)

Devlete ne kadar sahip çıktığımızın kanıtı nedir? Onu bağımsız ve egemen bir siyasi organ haline getirmek midir? Yoksa şimdilerde müzakerelerle varılmak istendiğince “iki kurucu devlete” dayalı bir federal sistem içinde kendi “kurucu devletimizin” sahibi olmak mıdır?
Yahut devlet, “vatan” dediğimiz topraklar  üzerinde oluştuğu coğrafyada,  kimliği Türk olan bir halkla var olup yaşayan mıdır?   Yaşatılabilmesi için  her türlü korumacılığını yapmak, güvencesini sağlamak mıdır?
Dahası niçin devlet? Çünkü insanların bir arada yaşayabilmeleri için “düzene” ihtiyaçları vardır! KKTC Anayasa’sına baktığınızda o “düzeni” sağlayan “organları” görürsünüz. Ana başlıkları da “yasama, yürütme ve yargıdır.” Tümü de “yasaları” ile vardırlar. Ki insan “hukuk düzeni” olmadan bırakın devleti, “topluluk”  içinde bile yaşayamaz! Bu nedenle sık sık “hukukun üstünlüğünden” söz ederiz.
NEDİR HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ: Devleti meydana getiren tüm “kurumlar”  ve “kişiler arasındaki ilişkileri kuran, kanunların ne şekilde yapılacağını ve nasıl uygulanacağını, bu uygulama sırasında nerelere baş vurulacağını, devletle yurttaş arasındaki ilişkilerin değişen ve değişmeyen taraflarını, artı devlet denilen kuruluşun içeride ve dışarıda nasıl temsil edileceğini araştıran, ortaya koyan hukuk İlmidir.” 
MESELA: Eğer bir devlet seçimle iş başına gelmiş ve de bizimkisi gibi bir sistemle “Meclisi” oluşturan milletvekilleri,  hükümetler tarafından Anayasanın emrettiği hukukun üstünlüğüyle   yönetiliyorsa,  “yürütme erki” de onundur!
BU DÜZEN BOZULABİLİR Mİ? Elbette! Mesela Rusya Cumhuriyettir ama ülkeyi “otoriter gücüyle Putin yönetir.” Yetkileri kendi üzerinde toplamıştır.
Fakat ABD Başkanı  Obama düzeni bozamaz çünkü alacağı kararların “Temsilciler Meclisi ile Senatodan da  onay alması gerekir.” “Ben yaptım olur, yok!”
Bu karşın Körfez ülkelerini “Amirler”  “Krallar”   yönetir çoğu şeriat düzenidir, insanların hürriyetleri ancak “verilen fetvalar” kadardır!..
KKTC Demokratik Cumhuriyettir. Siyasi partiler hiyarerşisinde seçme seçilme hakkı  sonucunda Meclis Aritmatiğine dayalı oluşan Hükümetler tarafından yönetilir. Yürütmenin başı Başbakan ise Devlet organlarının başları da   Başbakana bağlı  Bakanlardır. Bu Bakanlar kendi Bakanlıklarını ilgilendiren sorunlardan 1.cil derecede sorumlu ve yetkilidirler.
Mesela: Ercan Hava alanı sorununu çözecek olan, Başbakan Kalyoncu ile istişarelerde bulunduktan sonra  sorumlu Bakan T. Tahsin Ertuğruloğlu’dur. Eğer su sorunu varsa bu sorunun esas muhatabı ilgili bakan mesela  Enerji  Bakanıdır.
  Bunlar Anayasal hükümlerle oluşmuş, her birinin kendi içinde kendi yasasının olduğu, uygulamaları ile uygulayıcılarının belirginliğinde açık seçik konulardır ve devlet hiyarerşisini oluştururlar.
Fakat Yürütme ile Hukukun üstünlüğü arasına üçüncü bir “siyasi irade”   girdi mi ya “hükümete yönelik bir darbe söz konusu olmaktadır yahut hükümeti kukla durumuna düşüren dış güçler memleketin yönetimini ele geçirmişler”  demektir! Kanunların çiğnenip düzenlerin bozulduğu yerde artık “siyasi iktidar erkinden” söz edilemez! Bugün KKTC’de de  edilemeyeceği  gibi!
     ***
ZORLA “LİDER” OLUNMAZ: Hükümetlerin zayıf olduğu yerde “başlar” çok olur. Hele bir de yanlarına  sırtlarını sürekli okşarken, “aslanım, liderim,” diyen  militanları ile yandaşlarını aldılar mı! Olduklarını zannederler!  ama olan devlete olur! Nitekim olmaktadır: Mesela  CTP Genel Başkanı kendi muarızı ve muhalifi olarak  karşısına aldığı  TC Büyükelçiliğini, pekala da saldırılarının hedefi haline getirebilmektedir!  Dahası  Hükümet içindeki yandaş Bakanlarını da devreye sokup  Başbakan Kalyoncu’yu da by pass ettikten sonra, hükümeti sadece işlevsiz bir “siyasi müessese haline getirmekle kalmamakta, halk indinde de basiretsiz ve beceriksiz bir   konuma sokmaktadır!         Yukarıda Devlet nedir” sorusuna cevap ararken bir sürü lafı,  işte “ucube” haline düşürülen bir yönetimle “düşürenlerin” devlet anlayışlarına   cevap vermek için sarf ettim! 
  Hiç önemli değil ama! “Memleketin Ombudsmanı bile sorunlarla ilgili Bakanlıkla konuşmak, bilgi almak gereğini duymadan “devleti” es geçiyorsa, İktidarın büyük ortağı durumundaki bir parti Başkanı “kendi Başbakanının yetki ve sorumluluklarını” çiğnerken, “evet Parti Meclisi hükümetten önce karar merciidir” diyerek “Yürütmeyi” çiğniyorsa, çekiverin kuyruğunu gitsin! Ha olmuş ha devlet olmamış!