Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’nin son günlerde aldığı kararlar, özellikle eğitim adına tartışma yaratmaya devam ediyor. Bulaşıcı Hastalıklar Yasası’nın 6. maddesinde belirtildiği üzere, komitenin 7 kişiden oluştuğu ve daha çok Sağlık Bakanlığı yetkilileri ve doktorların yer aldığını görüyoruz. Ancak aynı maddenin bir başka yerinde de “gündeme bağlı olarak görüşlerini almak üzere eğitim işleriyle görevli bakanlığın temsilcisi toplantıya çağrılabilir” der.
Hal böyle iken ve Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’nin okulların açılması ile ilgili aldığı “Çatalköy-Karşıyaka arasındaki bölgede bulunan özel ve devlet okullarında alınacak bir sonraki karara kadar yüz yüze eğitimin (dershane, etüt, özel dersler ve kurs faaliyetleri dahil) durdurularak, online eğitime geçilmesi uygun görülmüştür. Bu bölge dışında bulunan okulların 25 Ocak 2021 tarihinden itibaren seyreltilmiş şekilde yüz yüze eğitime (dershane, etüt, özel dersler ve kurs faaliyetleri dahil) geçmeleri uygun görülmüştür. Ancak Çatalköy-Karşıya bölgesinde ikamet edip eğitim ve çalışmak amacıyla başka bölgelere giden öğrenci ve öğretmenlerin bir sonraki karara kadar eğitim kurumlarına gitmeleri ve çalışmaları uygun görülmemiştir” şeklindeki bu karar bende bir merak uyandırdı. Mesela Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı’ndan bir yetkili o komite toplantısında var mıydı?
Var ise burada yaratılan fırsat eşitsizliğini görmemiş mi? Komite toplantısında yoksa zaten o daha da büyük bir ayıp bence… Ülkedeki 53 bin ilk ve orta öğretim öğrencisini ilgilendiren bir toplantıda eğitim adına birilerin olması gerekmektedir.
Bu arada peşinen belirteyim. Okulların seyrekleştirilmiş de olsa yüz yüze eğitim ile başlaması sevindirici. Kim ne isterse desin bu çocuklar geçtiğimiz yıl Mart ayından beri yani o günden bugüne geçen ortalama 300 günde 30 defa okula gitmediler. Kaybı düşünmek bile istemiyorum.
Gelelim Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’nin eğitim adına aldığı kararlara… Ne diyor kararda? Çatalköy ile Karşıyaka arasındaki bölgede yaşayan öğrenci ve öğretmen, eğer başka bölgede eğitim ve öğretim faaliyetinde bulunuyorsa, bu faaliyetlerini gerçekleştiremeyecek. Kısacası okula gidemeyecekler. Okula gidemeyecekleri gibi online imkanından da yararlanamayacaklar.
Yani kısacası bu çocuklar ne online ne de yüz yüze eğitim yapabilecek. Her ikisinden de mahrum kalacaklar. Peki bu nasıl bir adalet, nasıl bir eşitliktir? Çatalköy-Karşıyaka arasındaki bölgede yaşayan ve özellikle Lefkoşa’da çalışan ve çocuklarını Lefkoşa’daki okullara götüren çok sayıda insan var.
Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi böylesi bir karar aldı. Peki Eğitim ve Kültür Bakanlığı ne yapıyor? Bu konuda bir çözüm önerisi var mı? Hem online hem de yüz yüze eğitimden mahrum bırakılan bu çocuklar için bir adım atılacak mı? Sonuçta bu çocuklar ikinci bir karara kadar eğitimden mahrum kalacaklar.
Tamam bütün dünyada da bu pandemi süreci eğitimdeki fırsat eşitsizliğini artırdı. Ancak bizdeki bu biraz fazla oluyor. Burada bazı çocukların elinden tamamen eğitim hakkı alınıyor.
Gerçi bizim memlekette her şey olabilir. Belki de siz bu satırları okurken başka kararlar alınmış olabilir.
Bugün okullarda yüz yüze eğitime başlandı. Her gün 2 bini aşkın test yapan bu devlet, sayıları 5 bini aşmayan ilk ve orta öğretimde çalışan öğretmenleri test yapamaz mıydı bu geçen 15 günlük tatilde? En azından öğretmenlerin ne durumda olduklarını öğrenmiş olurduk.
Okullar geçtiğimiz yıl Mart ayından beri bu pandemi ile uğraşıyor. 10 aydır hala bir plan program yok. Günübirlik kararlar ile eğitime yol vermeye çalışıyoruz da, bu nereye kadar gidecek?
































