KıbrısManşet

Denktaş:Süratle yeni bir erken seçime doğru gidiliyor







Deneyimli siyasetçi, Maliye eski Bakanı Serdar Denktaş, Havadis Web TV’de, Gün Başlarken Programında Damla Dabis’in sorularını yanıtladı.

Gazeteci Rasıh Reşat’ın istifa sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.




Denktaş, Gazeteci Rasıh Reşat’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yayında çalışmadığını, Reşat’ın o dönemde kendisine yardımcı olduğunu kaydetti.



Denktaş, “Rasıh, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yanımda çalışmadı, yanımda bana yardım ediyordu. O dönemde de benden uzaklaşması kendisinden istenmişti ama ‘ben söz verdim. Sözümün eriyim, bu sözümü yemem’ diyerek sonuna kadar benim yanımda bana yardım etti. Bunun etkisinin olduğunu ilk kez duydum. Bilmiyorum böyle bir etki var mı” ifadelerini kullandı.

Serdar Denktaş, Rasıh Reşat’ı yıllardır izlediğini, kelimelerini her zaman seçerek telaffuz eden biri olduğunu ve bütün gazetecilik hayatı boyunca Türkiye’ye yönelik en ufak bir hatasının olduğunu düşünmediğini ve kaydederek “dolayısıyla nerden gerekti böyle bir darbe anlamakta zorlanıyorum” dedi.

 

“Kalemi özgür olup da doğru kullananı kimse susturamaz”

Rasıh Reşat’ın Dış Basın Birliği’ne önemli katkıları olduğunu, birliğin Reşat’In başkanlığı sürecinde daha hareketli hale geldiğini söyleyen Denktaş, “Bilmiyorum, birilerini o hareketlenme mi rahatsız etti ama yine Rasıh’ın sevdiklerinden hareket edersek Tatar’ın yaptığı bir şikayet üzerine başlayan bir süreç. Yarın senden de benden de bir başkasından da şikayetçi olur” dedi.

Birileri basında biri için hakketmediğini düşündüğü bir şeyi yazmışsa bunun yolunun mahkemeye gitmek olduğunu dile getiren Denktaş, kalemi özgür olup da doğru kullanmaya devam ettiği müddetçe kimsenin bir gazeteciyi susturamayacağını kaydetti.

Serdar Denktaş konuşmasının devamında şöyle dedi:

“Bir siyasetçi bir şey söylediğinde biri bundan rahatsız oluyorsa siyasetçi mahkemeye götürülebilir. Ben mahkemeye götürülenlerden biriyim, hakettiğime inanmıyorum ama dava kaybettim üstelik. Mahkemeye saygımız sonsuzdur. Bu yollar dururken neredeyse darbe nitelikli bir girişimle susturmaya çalışmak veya bir kurumu ele geçirmeye çalışmak; ‘kimin elinden alıyorsun, kimin eline veriyorsun’ tartışmalarını da getirir ve dikkatli olunması gereken bir devreden geçiyoruz. ‘Bunları da mı görecektik!’ dedirten bir dönemden geçiyoruz. Buna da şaşırmamak gerekir ama üzülüyorum. Elbette üzücü bir olay ama kalemi özgür olduğu müddetçe, kalemi doğru kullanmaya devam ettiği müddetçe kimse de seni susturamaz.”

 

“Neresinden bakarsanız bakalım müthiş bir rezalet”

Deneyimli siyasetçi Serdar Denktaş, siyasetteki son gelişmeleri de yorumladı. Denktaş, son dönemde siyasi arenada yaşananlara yönelik “Çin alfabesi” benzetmesi yaptı.

Denktaş, “Çin alfabesi ile yazılmış bir kitabı, Çince bilmeyen bir insanın okuyup, değerlendirme yapsın’ deseniz ancak o noktada hissedersiniz kendinizi. Neresinden bakarsanız bakalım müthiş bir rezalet şu anda, yaşananlardan herkes şikayetçi ama kimse ne yapacağını, bu durumdan çıkış yolunun ne olacağını düşünemiyor veya düşünmek istemiyor” dedi.

 

“Türkiye ile ilişkiler hiç bu kadar kötü olmamıştı”

KKTC ile Türkiye ilişkilerinin hiçbir dönem bu dönemki kadar kötü olmadığını söyleyen Serdar Denktaş, bu durumdan da herkesin şikayetçi olduğunu ama bunu seslendirmediklerini, bunu seslendirmeye çalışanın dışlandığını söyledi.

 

“Faiz Bey, şuana kadar UBP içerisinde liderliğini ortaya koymuş olmalıydı”

Serdar Denktaş, Başbakan Dr. Faiz Sucuoğlu’nun yüzde 60 ile kurultay kazanmış bir isim olduğunu ve Sucuoğlu’nun şu ana kadar bir anlamda UBP içerisinde liderliğini ortaya koymuş olması gerektiğini ancak UBP içerisinde şu anda ‘bu partinin liderliğine ben layığım’ diyen en az 5 kişinin olduğunu ve belirtti ve “Onların da Faiz Bey’in altını oymakta olduklarını görebiliyorum” dedi.

Denktaş, şunları kaydetti:

“Faiz Bey, hükümeti kurdu, dıştan bakan ataması gerçekten doğru değildi. Dışişleri Bakanlığı’nda kimin olacağını elbette bir başbakan kendisi karar verir ama ‘Türkiye’de bir toplantıya gidebilmek için bakan değişikliği yaptı’ imajını yine kendisi yarattı. Bir hafta önce atadığı bakanı görevden aldı. Genel Sekreteri üstelik. Kabine değişikliği yaptı. Dışarıdan bakan atadı, o parti içinde tepki çekti.

Sunat Bey ile yaşadıkları… Hiçbir bakan ve başbakan maliyenin gelir ve gider dengesini etkileyecek hiçbir açıklamada bulunamaz. O münhasır yetki Maliye Bakanındadır.

Elbette o elektrik zammına tepkiler vardı, Başbakan olarak bir sorumluluk hissetmiş olabilirsiniz. Ancak bu açıklamayı yapmadan önce Maliye Bakanını çağırırsınız ve ‘Zaten kurum da sana bağlı, bu zam aşırı gitti, bu konuda ne yapabiliriz?’ dersiniz. Oturur konuşursunuz, yapılabilecekler ortaya konur ve Başbakan olarak o zaman açıklamayı yaparsınız. Ya bu konuşuldu ama uzlaşılamadığı için Faiz Bey, emrivaki yapmak istedi veya hiç danışmadan açıklamayı yaptı. Arkasından Sunat Bey’in o açıklamayı yalanlayan bir açıklama yapmasıyla birlikte iş karıştı.

Şimdi o noktaya geldikten sonra Başbakanın ‘Ben seni görevden alıyorum kardeşim. Uzlaşamadık. Sen beni halkımızın önünde ters köşeye yatırdın. O yüzden seni görevden alıyorum’ deme hakkı da vardır.”

 

“Cumhurbaşkanının görevden alınacak bakanı veto etme, reddetme yetkisi yoktur”

Deneyimli siyasetçi Serdar Denktaş, bir kabine değişikliği talebinde cumhurbaşkanının ‘bir daha değerlendir’ diyebileceğini ancak veto etme, reddetme yetkisi olmadığını kaydetti.

Denktaş, Cumhurbaşkanının görevden alınması istenen bakanın yerine atanacak kişiyi veto edebileceğini ancak görevden alınacak kişiyi veto edemeyeceği belirtti.

 

“Süratle yeni bir erken seçime doğru gidiliyor”

Denktaş, şunları konuştu: “Bakan değişikliği, hükûmet istifası… Bir cumhurbaşkanının böyle bir hata yapmasını ben kabullenemem. En tepede olasın ve senin devletin ne durumda olduğunu en iyi bilen olmalısın. Böylesi bir ortamda, yeni bir hükümet krizi, yeni bir hükümet kurma prosesi, prosedürü başlatacak bir yaklaşım akılcı bir yaklaşım mı? Bir cumhurbaşkanına yakışır bir yaklaşım mı? Ama sen kabine değişikliğini değil, hükümetin istifasını kabul ediyorsun, neden? Belki bir danışıklı döğüş var orada. Eğer, ‘Sunat’ı görevden alamam şimdi, kabul edemem bunu, ama gel istifayı kabul edeyim. Sen yeni kabineyi Sunat’sız getir bana da kabul etmek zorunda kalayım’, ciddi bir paslaşma var orada sanki. Nitekim öyle oldu. Kabine aynı sadece Sunat yok. Parti içerisinde bu şekilde bir görevden alınmaya Sunat tepki gösterirse haklıdır.  Yeni bir kaosa doğru gidiyoruz. Süratle yeni bir erken seçime doğru gidiliyor. Bütün bu yaşananlara rağmen halkın beklentisine yönelik bir şeyler düşünen de yok.

 

“Yaşadıklarımız noktasında benim öngörüm bir iltihaka yönlendirme olabilir mi!”

Yaşadıklarımız noktasında benim öngörüm bir iltihaka yönlendirme olabilir mi şeklindedir. Geldiğinde ne olur? Çok az bir farkla bir taraf ‘evet’, bir taraf ‘hayır’ der. Ama memleket ikiye bölünmüş olur. Yeni bir kaos, yepyeni bir çatışma ve yeni bir felakete doğru sürüklenmek. Peki ne olacak? Seçim yapalım. E seçim zamanı da halk kendi iradesine sahip çıkmıyor. Büyük bir oranda katılım düşüklüğü yaşanıyor. O katılım düşüklüğünü yaşatanlar fark etmiyor ki onların da katkısı ile aslında bütün bu rezaleti yaşıyoruz.”









Başa dön tuşu