Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Köşe Yazarları

Denktaş, 1 koyup 3 aldı…

Siyaset o kadar hızlı değişiyor ki, yakalamakta zorlanıyoruz. Bana göre kamuoyunu en çok şaşırtan olay, Serdar Denktaş’ın sol gösterip sağ vurması oldu. Kabinede yapılan bu sürpriz değişim, aslında uzun zamandır Denktaş’ın aklında olan bir şeydi. Bunun için de uygun zaman ve zemini arıyordu. Bu fırsatı ona, hiç beklemediği bir anda eski Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu istifa ederek verdi. Ve bu istifayı fırsata çevirmek için kolları sıvadı.

UG kanadının partiye hakim olma arzuları ve yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte sıkça konuşulmaya başlanan, “bu hükümet bozulacak” dedikodularına son vermek, partide hakimiyetin kendisinde olduğu mesajını vermek için bayram süresince bol bol düşünme fırsatı yakalayan Denktaş, Arabacıoğlu’nun istifasını nasıl kendi lehine çevirebileceğinin hesabını yaptı. Sonuçta, parti içerisinde “fazla ses çıkaran” ve zaman zaman hükümeti zora sokacak açıklamalar yapan üçlüyü kabineye alarak, onların olası bir adımını kesmiş oldu. En önemlisi, parti içerisinde kendisine en büyük rakip olarak gördüğü Ahmet Kaşif’i de pasifize etmiş oldu…
Kim ne derse desin. Serdar Denktaş gittiği kadar, CTP ile yola devam etmek niyetinde. UBP ile yeni bir hükümet macerasına atılmanın kendisine ve partisine fayda değil, zarar vereceğini çok iyi biliyor. Küçük ortak diye görünen ama aslında önemli bakanlıkları elinde bulunduran Denktaş’ın, hepsini bir kenara bırakarak UBP ile yeni bir koalisyona gitmesi için aklını peynir ekmekle yemesi lazım…
Tüm bu gelişmeler karşısında hükümetin büyük ortağı diye bilinen CTP kanadı ve Başbakan Yorgancıoğlu ne mi yaptı..? Ben sadece seyrettiklerini görüyorum. Ama başka bir düşünceleri varsa, bırakalım bunu da onlar açıklasın…
Netice olarak Denktaş, kendi açısından çok iyi bir siyasi manevra yaptı. Hem parti içindeki gücünü yeniden kazandı, hem de olası rakiplerini ekarte etti ve hükümette yaratılabilecek krizi de önlemiş oldu…
Rahmetli Özal’ın dediği gibi günün sonunda Serdar Denktaş bir koyup üç almayı başardı…
Ha bunun memlekete ne faydası olur? Orası meçhul…

27 köye 4 polis…
Bayram’da Karpaz’a yaptığımız iki günlük gezide, bölge halkı ile de konuştuk, dertlerini dinledik.
Bunlar arasında aklıma kazınan bir polis memuru ile yaptığım sohbet oldu.
İsmi lazım değil arkadaşın görev bölgesi oralar.
Tam 27 köy ve Bafra Turizm Bölgesi kendi sorumluluk alanı içerisinde. Merkez ise Ziyamet…
Merak ettim, 27 köy ve oteller bölgesinin sorumluluğunu üstlenen bu ekip kaç kişilik diye. Duyduğum rakama sizler de inanmayacaksınız. Topu topu 4 (dört) polis bakıyormuş 27 köy ve otellere.
24/48 şeklinde çalışıyor bu arkadaşlar. 4 polisten birisi çavuş, bir diğeri Marina Gate’de, geriye kaldı iki polis memuru. Bir de vardiya çalışan bu arkadaşlar, 27 köyde yaşanan trafik kazaları dahil, tüm güvenlik konularına bakıyor.
İki dev otel ve onlara bağlı casinolarda meydana gelen olaylara nasıl müdahale ettiklerini varın siz düşünün.
Yine de, “Ne yapalım, imkanlar bu kadar, biz de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Ama bazen bir kazaya gittiğimizde, bir başka olay için aranıyoruz, ancak bir yerden bir başka yere gitmek oldukça zamanımızı alıyor. Vatandaş haklı olarak, ‘aradık ama polis gelmedi’ diye şikayette bulunuyor. Mesafeler, elimizi kolumuzu bağlıyor. Vatandaş da haklı olarak tepki gösteriyor. Ama elimizden bir şey gelmiyor…” diyor.
Bazen bizler de polise bu tür tepkiler gösteriyoruz. Ama madalyonun diğer yüzünü göremiyoruz ne yazık ki…
27 köy ve Bafra Turizm Bölgesi’nin tüm sorumluluğu 4 polisin sırına yüklenmişse, onlara kızmak yerine madalya vermek gerek diye düşünüyorum. Haksız mıyım..?

YERİN KULAĞI VAR

UBP’LİLER HAZIR:
UBP tabanı, nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sağın adayı olması için Eroğlu’na manevi baskı uygulamaya hazırlanıyor. Bu akşam 39. kuruluş yılını kutlayacak olan UBP, geceye katılması beklenen Derviş Eroğlu’nu adaylığını açıklaması için zorlayacak. Derviş bey, yıllarını verdiği partililerinden gelen bu yoğun baskı üzerine duygulanıp bu gece adaylığını açıklar mı bilmiyorum ama epey zorlanacak sanırım…

AKILLICA YAPILMIŞ MANEVRA:
Görevden alınan bakanlar kadar, göreve atananlar da şaşkın. Denktaş, Cumhurbaşkanı Eroğlu’na dahi görev değişimi ile ilgili bilgi vermedi. Başbakan’ın ise hiç haberi yoktu. Serdar Denktaş hamlelerini çok iyi yaptı. Hem bu partinin hakimi benim mesajını verdi, hem de “hükümet bozulacak” dedikodularına da son noktayı koymuş oldu. Akıllıca yapılmış siyasi bir manevra, tüm tuhaflıklarına rağmen, Denktaş’ın hakkını yememek lazım…

KOPYASI GİBİ:
Dönemin Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy‘un, dönemin Başbakanı İrsen Küçük tarafından görevden alınma şekli ile Serdar Denktaş’ın Ahmet Kaşif‘i görevden alması çok benzeşiyor. Her ikisi için de hoş olmayan dedikodu ve iddialar ortada dolaşıyor. Bu zemini de ne yazık ki Denktaş hazırladı…

KEŞKE SİZ DE BEKLESEYDİNİZ:
Yeni Eğitim Bakanı Özdemir Berova, “Keşke sendikalar görevi devralmamı bekleselerdi” demiş. İlk günden fiyaskoyu yapan kendisi değilmiş gibi. Aynen sizin gibi Sayın Berova, bari bakanlığı bir kaç saat olsun tanısaydınız da, bürokratları görevden almaya sonra karar verseydiniz. Bu davranışın iki sebebi var; ya Berova’nın adamcılığı, ya da görevden almaların kararını Berova’nın vermemiş olması…

KKTC EBOLA TEHDİDİ ALTINDA:
Evet, hem de yönetici geçinenler durumun ciddiyetini umursamadıklarından, önlem almadıklarından… Üniversitelerin açılış döneminde yeni ebola vakalarıyla karşılaşma ihtimali herkesin malumuydu. Sağlık Bakanlığı ilk şüpheliden sonra, limanlara ısı kontrol cihazları konduğunu açıklamıştı, bizim de içimiz biraz olsun rahatlamıştı. Oysa bundan iki hafta önce yurt dışından dönerken, böyle bir testten geçmedik. Nitekim şimdi yeni şüpheliler ortaya çıktı. Tüm dünyada paniğe neden olan böyle bir tehdide bile bu kadar umursuzca yaklaşan başka bir ülke yok sanırım…

GS’NİN VE TS’NİN ARSALARINI KİM İPTAL ETMİŞTİ:
Bu hükümet değil miydi, Galatasaray ve Trabzonspor’a tahsis edilen arazileri iptal eden? Arşive baktım, tarih 12 Şubat 2014… Ne oldu da şimdi Fenerbahçe’ye arazi tahsis ediliyor? Adı üniversite olduğu için mi? Galatasaray’ın ya da Trabzonspor’un burada kendi tesislerinde kamp yapmasının hiç mi önemi yoktu? Velhasıl bu hükümetin hiç bir işine akıl sır ermez. Dün öyle, bugün böyle…

 

ZİRVEDEKİLER
Ayla Gürel: Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü Kıbrıs Merkezi Uzmanı Ayla Gürel son gelişmeleri AA’ya en gerçekçi biçimde değerlendirmiş. Bakın ne diyor: “Türk savaş gemileri sadece gözlem yapıyordu ve Rum tarafının 12 millik karasuları dışında duruyorlardı. Sadece Türk tarafının, Rum tarafının tavrını dengelemek için yaptığı bir hamleydi… Güney Kıbrıs örneğin adada gelir dağılımı ve bunun hukuksal çerçevesi nasıl olabilir gibi konuları gündeme hiç getirmedi… Türk tarafı hep dışlanan taraf olmak istemiyor ve bu yüzden haklarını bazen diplomatik yollardan hatırlatmak zorunda kalıyor”…

DİPTEKİLER
Yeni Bürokrat Kıyımı:
Hazırlanın bürokrat kıyımı gündemde… Yeni gelen bakanlar, bürokratları görevden almaya hazırlanıyorlar. Sanki kendi partilerinin bakanlarıyla devir teslim yapmamışlar gibi… İşte “vekil” bakan tarafından görevden alınan Sevgi Değgin, işte ilk günden görevden alınan 3 müdür daha… Üstelik de yeni Eğitim Bakanı’nın ne bir eğitim bilimi, ne de devlet tecrübesi var… Bari devletin bürokratlarının tecrübesinden yararlansalar… Takipçi olacağız da desek, gözümüz üstünüzde olacak da desek boş. Biliyoruz ki, öncelikleri adamcılık olacak ve akıllarına koyduklarını yapacaklar…