ÇevreKıbrısYaşam

Denizlerin ısınması ve kirliliğin artması denizanaları sorununu yaratıyor


Biyologlar Derneği, denizlerin ısınması ve kirliliğin artmasının denizanaları sorununu yarattığını açıkladı.

Dernekten yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Bir ada ülkesi olarak son yıllarda deniz ekosistemimizde yaşanan bozulmalar giderek daha tehlikeli bir hal almaktadır. 10 yıl öncesiyle kıyasladığımızda hiç rastalnmayan deniz canlılarındaki artış kayda değer düzeydedir. Yerel türlerimizi tehdit eden balon balıkları, aslan balıkları gibi Kızıldeniz kökenli istilacı türler yanında son yıllarda biz insanları da tehdit eder boyuta ulaşan denizanaları ciddi bir sorun oluşturmaya devam etmektedir. Başta Girne bölgesi ve kuzey sahil şeridi olmak üzere yoğun olarak görülen deniz yaşamının bu omurgasız canlılarına şimdilerde neredeyse her yerde rastlamak mümkündür.

Denizlerdeki hayvansal plankton ve yavru balıklarla beslenen denizanaları zaman zaman besin bulmak için kıyılara kadar gelirler. Denizanaları genellikle deniz suyunun azot ve fosfor açısından zengin olduğu kirli sularda yaşarlar. Bu nedenle, kanalizasyon sularının denize verilmesinin yarattığı kirlilik bu canlıların üremesi için uygun bir ortam oluşturmaktadır. Bununla birlikte, iklim değişikliğin yarattığı deniz ekosistemindeki değişiklik de denizanalarının sayısındaki artışın temel nedenini oluşturmaktadır. Son 40 yılda Akdeniz’de 0,4 derecelik bir sıcaklık artışı olduğu ve yükselme trendinin devam ettiği bilinmektedir. Deniz suyu sıcaklığında göreceli olarak “küçücük” bu artış bile deniz ekosisteminde ne yazık ki ciddi değişiklikler olmasına yol açmıştır.

Yapılan bilimsel araştırmaların bulgularına göre, kirlilik yanında deniz suyunun ısınmasına da bağlı olarak deniz ekosisteminde yaşanan bu olumsuz bozulma denizanalarının her geçen yıl daha fazla miktarda görülmesine neden olmaktadır. Bu yıl, Mayıs ayında sıcaklıkların bir anda aşırı artmasına bağlı olarak populasyonları patlama yapış ve yoğunlukları aşırı artarak daha önce hiç olmamış bir düzeye ulaşmıştır. Patlama şeklindeki bu aşırı çoğalma sonrası, birkaç hafta içinde yoğunluğun azalacağı ve sahillerimizde daha az görüleceğini söyleyebiliriz. Ancak, denizanaları artık kalıcı bir sorundur ve denizlerimizde tehdit oluşturmaya devam edeceklerdir.

Sahillerimiz için tehlike oluşturan bu canlıların bir kısmının zehir etkisi hafifken, özellikle birkaç türü insanlarda zehirlenmeye yol açabilir. Adi denizanası olarak bilinen şeffaf renkli Aurella aurita türü denizanasının tentakülleri deri ile temas ettiğinde zehir etkisi yaratır. Bu zehirlenme öldürücü olmasa da, kişiden kişiye değişen alerjik tepkiye yol açarak deride kaşıntı, kızarıklık, şişkinlik ve buna bağlı olarak acı verici etki gösterir. Denizlerimizde rastlanan diğer iki tür ise Rizosoma pulmo ve Pelagia noctiluca’dır. Özellikle, kırmızı renkli olan ve boyundan daha uzun tentaküllere sahip olan ‘‘Pelagia noctiluca’’ türü bu yıl patlama yapan denizanası türüdür.

Bu nedenle, vatandaşların temas etmemeye özen göstermesi ve olası temas halinde de alerjik tepkiye karşı yapılacak ilk müdahale konusunda bilinçli olması son derece önemlidir. Halkımızın denizde azami dikkale hareket etmesini ve mümkünse deniz gözlüğü takarak yüzmesi tavsiye ederiz. Olası temas durumunda kesinlikle tatlı su veya buz uygulanmamalıdır. Deniz suyu ile yıkanmalı, kaşıma ve ovuşturma yapılmamalıdır. İlk müdahele alkol, amonyak veya sirkeyle yapılabilir. Yanma hissinin geçmemesi durumunda ise mutlaka doktora gidilmelidir.

Bizi rahatsız eden denizanalarının tek doğal düşmanı ise ‘‘deniz kaplumbağaları’’dır. Kaplumbağalar, denizanalarını besin olarak tüketen yegane canlılardır. Bu nedenle, deniz kaplumbağlarımıza sahip çıkmak, yumurtladıkları sahilleri korumak bir o kadar daha önem taşımaktadır. Sonuç olarak, denizanaları mücadelesinde bilinçlenip bireysel önlemler almak kadar denizleri temiz tutmak, doğal düşmanlarını korumak ve deniz ekosistemini daha fazla bozmamak hayati bir öneme sahiptir.”

 


Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı