Köşe Yazarları

DENETİM YAPAMIYORUZ, O ZAMAN YASAKLAYALIM GİTSİN…






Sağlık Bakanlığı’nın İngiltere’den gelen KKTC yurttaşlarına karantinasız giriş hakkı vermesi tartışmalara neden oldu…

HP Genel Başkanı Kudret Özersay, “Virüs bir kişinin yurttaşlığına bakarak daha az veya daha çok bulaşmıyor sanırım” diye tepkisini koydu ve vatandaşlık temelli ayırımın kaldırılması, turistlerin de gelmesine izin verilmesini savundu.



Aslında ilk baktığınızda doğru bir yaklaşım.

Aynı ortamda yaşayan İngilizler ve KKTC yurttaşlarının birbirinden farkı yok.

Ancak benzer önlemler bizzat İngiltere tarafından da alındı.

Örneğin geçtiğimiz Mart ayında, “kırmızı” kategorideki ülkelerden gelen ve Birleşik Krallık vatandaşı olmayan kişilerin ülkeye girişi yasaklandı.

Diğer ülkelerden gelenlere de eğer vatandaşı değillerse, karantina uygulaması yaptı…

Onun için görülmemiş bir uygulama değil, virüsü taşıma ihtimali olsa da ülkeler bu ayırımı yapıyor.

Yani kısaca işin içinde bir duygusallık var.

Kendi vatandaşına yönelik bir pozitif ayrımcılık.

Böylece giren riskli yolcu sayısını da kısıtlamış oluyor.

Diğer yandan, oteller de bas bas bağırıyor.

Birçok otelin yaptığı rezervasyon var, bu rezervasyonlar için yaptığı masraflar var. Çoğu da küçük oteller. Büyük bir zarar…

İngiltere şu anda “kırmızı” statüde.

Ama İngiliz’e göre de Türkiye “kırmızı”.

Biz ne kadar turuncu desek de İngiltere Sağlık Bakanlığı’nın listesinde Türkiye hala “kırmızı”.

Yani kategorilerimiz, başka ülkelerin listeleriyle uyuşmuyor.

Sonra, Güney Kıbrıs da artık “kırmızı”da. Onlara ne kural uygularsan, buna da uygula.

Bu ülkenin turiste ihtiyacı var. Başka çaremiz yok. En çok turist aldığımız ülke de İngiltere. Şimdi bunu elimizin tersiyle itiyoruz.

Madem ki bir şekilde ayrıcalık tanınabiliyor, o halde turizm için de tanınsın.

Sonuç olarak yine ortaya tek bir şey çıkıyor…

  1. Duygusal yaklaşım;
  2. Denetim sorunu.

Kuralları duygusal olarak kırabiliyoruz ama gerektiği oranda denetim yapamayacağımızı bildiğimiz için, bu tür yanlış kararlar alabiliyoruz.

Kanıtı, Turizm Bakanı Ataoğlu’nun sözlerinde; “Denetimlerin artırılmasıyla, İngiltere’den vatandaş olmayanların da karantinasız gelmesini bekliyoruz”…

Dişini tırnağına tak, başka iş yapma, denetimini yap. Kurtuluş aşıda falan değil, denetimde. Yapmamaya devam etmeleri de yeni bir felaketin kapıda olmasıdır. Herkes, özellikle kapanmanın cezasını çekenler bunu bilmeli.

YERİN KULAĞI VAR

KURULTAY ÖNCESİ SEÇİM Mİ?:

Afet hanımın son açıklamalarında bazı ipuçları var. O’na göre, Saner, tatil sonrasında Meclis’te nisap sorununun devam edeceğini ve erken seçime gitmek zorunda olduğunu biliyormuş. Ve ekliyor; “Kurultay tarihi aldılar ama demek ki Başbakan kurultayı yapmadan erken seçime gitmeyi de planlıyor”… Yani tercümesi şu; UBP Parti Meclisi’nde, Saner 24 Ekim tarihini onaylatarak “önce kurultay” diyenlerin gönlünü aldı da, aslında Meclis toplanamayacağı için kurultaydan önce erken erken seçime gidileceğini de biliyor. İlginç…

 

PES ARTIK:

“Bu bizim yasalarımızla ilgili değil. Bu her ülkede var” diyen UBP Genel Sekreteri Hasipoğlu, Türkiye’ye giriş yasağı koyulan Kıbrıslı Türklerin başvurabilecekleri adresi, Türkiye Cumhuriyeti’nin mahkemeleri olarak verdi. Gidin ve başınızın çaresine bakın! Kendi insanına sahip çıkmak yerine Türkiye’yi adres gösteren Hasipoğlu için söylenecek tek şey, pes artık…

 

ABARTMAYA BAYILIYORUZ: 

Pakistan’ın Ankara konsolosluğundan bir heyetin KKTC’ye geleceği haberi üzerine bazı hevesliler pek sevindiler, tanınma ha oldu ha oluyor noktasına taşıdılar. Oysa Dışişleri Bakanlığı “bu ziyaretlerin rutin ziyaretler olduğu ve ilk kez gelinmediğini” açıkladı. Meğer öyle abartılacak bir şey yokmuş. Bu iş “dilencinin sepetinde gaymak aramaya” benzedi resmen, utanmasak milli bayram ilan edeceğiz…

 

“EŞİTLİK KAVRAMI 1991 KARARINDA ZATEN VARDI”:

BM Genel Sekreteri Guterres’in, iyi niyet misyonu raporunun gayri resmî kopyasında “Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların doğul (demografi) eşit haklara sahip olduğu ve süreçte eşit olarak müzakerelere katıldıklarını” ifade etmesi bizde sevinç, güneyde üzüntü yaratmış. Eski Başbakanlardan Ferdi Sabit Soyer “Eşitlik BM’nin 1991 kararında vardır zaten kardeşim!” derken, Anastasiadis de “yeni bir şey değil, önceden de vardı” dedi. “Eşitlik isteriz, egemenlik isteriz” diyenlerin de boş konuştuğu bu karardan bellidir zaten.

 

GEÇMEZ:

Meclis Başkanı Sennaroğlu, Meclis’te nisap sorununu çözmenin yolunun Anayasa değişikliği olduğunu söylüyor. Ama insanlar da bir türlü Anayasa değişikliğine oy vermiyor. Hele de bugünlerde hazırlanacak bir değişikliğin geçeceğine asla inanmam. Ne muhalefet oy verip üçte iki çoğunluğu sağlar ne de halk onay verir. Ülkede güven diye bir şey kalmadı ki…

 

HELE BİR AKLAN:

“Partime ve ülkeme hizmet için” ilk seçimde aday olacağını açıklayan Hüseyin Özgürgün, “Geri dönmem konusunda tabandan çok büyük bir baskı var. Onlar için geri dönmeye karar verdim” demiş.  Hoş gelmiş sefalar getirmiş de keşke, “esas hakkımda açılan davalara cevap vermek, iddiaları çürütmek için geliyorum” da diyebilseydi…

 

GENÇLER, KUMARHANELER, EV HANIMLARI:

Yenidüzen ilginç bir dağılım yayınladı. Virüsün yaygın olduğu kitlelerin başında öğrenciler, otel ve kumarhane çalışanları, bunların ardından ev hanımları geliyor. Gençler işin ciddiyetinde değil, yapılan binlerce kişilik konserler bundan. Otel-kumarhane çalışanları da tahmin edilebilir bir sonuç. Özellikle kumarhanelerin durumu ortada. Bir de ev hanımları var ki, bu kesimden gelen duyumlar, ciddi sayıda kadının aşı olmayı reddettiği yönünde. Ev ziyaretleri aralıksız sürüyor. Görünen o ki, piyasaya yönelik ağır tedbirlerle, vakaların çıkış yerleri arasında bir uyum yok…







Başa dön tuşu