Köşe Yazarları

DENETİM SORUNU BERDEVAM







Bilir misiniz? Evlerde kahvehanelerde, şurada burada bir araya gelip çene çalanlar.. Her hangi bir sorunla ilgili tartışanlar.. Yada kendi aralarında konuşan insanlar… Sanır mısınız ki bizim “Köşelerimizde” yazdıklarımız konuları konuşup tartışıyor yada yorumluyorlar? Hayır!

Mesela şu anda Cumhurbaşkanlığı seçimleri kaç kişiyi ilgilendirir ki adaylarından kendilerinden başka!

Yada yönetim kademelerinde Kurumların iyi çalışmamasından kaynaklı bozuk düzenlerin oluştuğunu kim ciddi ciddi tartışır ki? Veya DAÜ’deki rektörlük seçimleri kahvedeki Hüsrev efendiyi, bakkal İsmet’i neden ilgilendirsin ki?

FAKAT 6 aylık ikinci dilim hayat pahalılığının yüzdeliği çok ama çok ilgilendirir.. Çok konuşulur..

Keza etin pahası, kirazın fiyatı, karpuzun kırmızısı, dişinin sızısı, çocuğunun bir yıllık eğitimin “kayıp” olarak hayatına kazınmış olması, Sabri’nin Fatma hanımın yine işsiz kalması…

Çok ama çok konuşulur.. Ve çok ama çok merak edilirken çok sorulur: Kororanavirüs nereye koşuyor?

En çok da yediği içtiği ilgilendirir insanları. Çünkü can boğazdan gelir…

DEDİKTEN sonra hemen ekleyim. Şurada burada kendi toplulukları içinde sohbet edip konuşan, dertleşen insanlar koronavirüsün de dürtüklemesiyle olmalı, gıdaların pahalılığından yakınırlarken, “olmayan gıda denetimlerinden” de şikâyet ederler.. Özellikte ithal ürünler üzerinden oynanan oyunları anlatırlar birbirlerine.. Nasıl kazık yediklerini söylerler..

VE Dikkat edilmeyen hijyen kurallarına takılırlar… Evlere yapılan peket servislerin hazırlandığı lokantaların “güvenli olup olmadıklarını” gözleriyle görenler daha iyi anlatırlar! İşitenler kendi bildiklerini de eklerlerken yüzlerini kusacakmış gibi ekşitirler!

MESELA Mağusa belediyesinin haftada bir kurulan Açık Pazar’ı.. Tertemiz pırıl pırıl ama ya dışarıda satılan balıklar? Hijyen adına tırnak kadar tedbir olmaması yanı sıra akmayan çeşme sularına karşın kilolarca balık temizlerler! Yaz oldu mu sinekler kış oldu mu soğukta yağmurda bekleşen insanlar.

O güzelim “Çarşı Pazara” tüküren bir derberlik.. Kokuşmuş olduğu halde satılan balıklar da cabası!

İnsanlar bunları da konuşurlar ve yakınırlar:

“Hiç açıkta balık mı satılır?” Dondurucuları bile yok!”

EVET insanlar yaşadıkları hayatlarının günlüğünü konuşur günlüğünü yazarlar.. Tatar’ın “amacımız memlekete vatana hizmettir lafını gazete manşetlerinde değil, yaşadığı günlük hayatında görmek ister..

ÇOK kısaca bu ülkede “denetim sorununu” halledemedik! (Gerçekte “neyi hallettik ki” denecek de Eee var canım.. O kadar insafsız olunmamalı.. Zaten insanlar konuşurken hiç merak edilmesin, “iyinin başarının da verirler hakkını…”


KISACA TAKILDIKLARIM:

Bir iki günlük gazete manşetlerine şöyle bir baktım.. Kim ne dedi, hangi olaylar cereyan etti, neler oldu memlekette…

Ooo! İddia büyük! Bakın Sn: Cumhurbaşkanı Akıncı ne dedi? “Halktan yeniden yetki almadan adım atmam!”

Biliniyor: Halkın bu konuda tek yetkisi “seçimde kullandığı oyudur.” Çaresiz o seçime girilecek, oylanacak ki sonucu birlikte görelim: Bakalım halk yeniden o yetkiyi yeniden verdi mi vermedi mi? ***MAĞUSA’da galiba maske takan üç beş kişiden biri de ben kaldım. Ki bu kez de “neden maske taktığımı” soruyorlar!

BAKIN bu tedbirler laçkalığının, “bize bir şey olmaz” lafazanlığını yaparız da hani TC’deki Sağlık Bakanı Koca, “dünyada virüs bitmeden bizde bittiğini söyleyemeyiz dolayısıyla tedbiri elden bırakmamak gerekir” diyor ya.. Bu lafa bir mim koyun.. Uçak seferleri de başladıktan hele de sınır kapıları açıldıktan sonra “dünyada bitmeyen o virüs” bizi de  vurabilir, bitirir de! ***

VE Tatar Koalisyon hükümetinin gözü aydın olsun. Fısıltılar söylentilere, oradan da sesli sesli yakınmalara dönüştü..

Mesela Hükümet Casinolar açılsın dedi ama “Casinocular Birliği” ne dedi? “Bu şartlarda açmıyoruz” dedi! Şartlar da malum. Sınır kapılarının açılması…

Öte yandan Ötelciler Birliği de şikâyetçi. Hükümeti Turizm ve turizm çalışanlarına negatif ayrıcalık yapmakla suçluyor!”

Restorancılar bile Hükümetten Destek Paketinde eşitlik ve adalet istedi…

Bakkal ve Of Licence işletmelerinin çatı örgütleri kapanış saatlerine itiraz ettiler!..

…Üç toplum Formu Güney’e sınır kapıları ne zaman açılacak diye soruyor..

KISACA “Tarzan zorda!” Çünkü şikâyetler gitgide katmerleniyorlar..

Ve “ah ahhh” diyor Tatar-Özersay: “Bu kuruluşlar, müesseseler, oteller, okullar, bakkallar, kumarhaneler, üniversiteler falan olmasaydı KKTC’i ne güzel yönetecektik?

…Kısmet artık! Çünkü öte yandan ne diyor Sibel Siber: “Bakanlar Kurulu kararları eleştirildiklerinde ya yumuşatılıyorlar yada değiştiriliyorlar. Zayıf otorite güvensiz ortamı yaratır!…”

Yani ne? Sibel Siber “Popülizmin ne olduğunu merak edenler için yapıyor açıklamasını, “işte size tipik popülizm” diyor!








Başa dön tuşu