Öve öve bitiremediğimiz KKTC demokrasisi dün tamir edilemez bir yara almıştır…
Azınlık hükümeti, komitelerdeki azınlığını yasa, içtüzük ve teamülleri bypass ederek zorla çoğunluğa çevirmiştir.
Hukuk dışı…
Zorlamayla…
Dayatmayla…
Derdi seçimi ertelemek. Anlaşılan o ki, hodri meydan çekip, erken zamanda seçim isteyen Başbakan’ın bu görüşünü bir şekilde değiştirmesi sağlanmış. Artık partisi mi istemiş, başkası mı bilmiyoruz. Ama bu “U” dönüşün bir anlamı olsa gerek…
Meclis’i aylardır doğru dürüst çalıştırmamasının sebebi de budur. Yürütmenin varlığı ile yokluğu birdi zaten, yasamayı da seçim tarihi yüzünden kilitlediler, geriye bir tek, türlü müdahale denemelerine maruz kalan yargı kaldı ki, sıra ondadır…
Seçim için, kafalarına göre çoğunluk sağlayacakları bir Ad Hoc komite kuracaklar. Ama anlaşılan bunun da asıl yetkili komitenin onayından sonra yapılması gerekiyor. Onu da atladılar, bir öneri getirdiler, onaya sundular, dayatmayla o öneriyi onayladılar. Artık seçim tarihini canlarının çektiği kadar uzatacaklar. Söyledikleri Nisan 2022’ye de inanmayın, “U” dönüşü yapmaya alışkınlar…
İktidar için çok tehlikeli bir gündü. Bertan Zaroğlu bugün istifa edecekti. Saatlerce onu ikna etmeye çalıştılar, o da “Partimin komitede yer alacak tek vekili benim, onun için istifamı erteledim” gibi garip bir gerekçeyle destek verdi. Oysa aynı cümlenin içinde, Komitede temsil edeceği partiyle bir alakası kalmadığını da söylüyordu. Şimdi, bizzat kendisinin “suç örgütü gibi” dediği partiyi temsil etmeye devam edecek. Muhalefet milletvekilleri, “Etik ne demek” diye sorsalardı keşke.
Öylesine pişkin biri ki Ersan Saner, o partinin başına ne şaibelerle geldiği, nasıl başbakan yapıldığı herkesin malumu. Herhalde çok aramışlar. Çünkü zordur böyle işleri yapmak, herkes yapamaz. İçine de sindirmiş, yüzünde alaycı bir tebessümle ve keyifle konuşabiliyor…
Önceki gün azınlıkta oldukları komiteleri ortadan kaldırmak için gerekçelerini sıralarken öylesine rahattı; “Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi haricindeki diğer iki komitede bizim iyi niyetli yaklaşımımızla iktidar-muhalefet eşit sayıdaydık. Ancak gördük ki bu kimi durumlarda hükümetin aleyhine kullanılıyor. O nedenle bu sıkıntıyı aşmak ve çıkması gereken yasaları çıkarmak istiyoruz. Meclis çoğunluğuna dayalı bir hükümetimiz olduğuna göre buna hakkımız vardır”.
Yapma yahu… Demek istiyor ki, ‘ben bu Meclis’te en çok milletvekiline sahibim, Komitelerde çoğunluğu sağlamak da benim hakkım”…
Söylediğinin ne anlama geldiğini birden bire anlamış ki, bir ikinci açıklama yapmak zorunda kalmış. Özrü kabahatinden büyük, sanki okuyanlar ne demek istediğini anlamamış gibi, “Ben, ‘muhalefet komitelerde nisap sorunu yaratarak hükümet çalışmalarını engelliyor’ demiyorum” diyor.
Ne derse desin önemi yok. Önemli olan icraat… Sonuçta, ‘zorla çoğunluk sağlama’ yoluna gittiler.
Tek kelimeyle anti demokratik. Demokrasilerde bunu yapmaya bile cesaret edemezsiniz.
Muhalefet partileri, bir hukuk danışmanı gibi, bir yargıç gibi İç Tüzüğü mütalaa ettiler, “yapamazsınız yanlıştır” dediler. Oysa iktidar, yaptığının yanlış olduğunu zaten biliyordu. Onca hukuk danışmanı kendilerine yanlış olduğunu söylememiş midir sizce? Yine de tevessül etmekten çekinmediler…
Bu yapılan, ülkenin demokrasisine ihanettir.
Bu yapılanla, gidilecek köyün minareleri görünmüştür.
Bu tehlikeyi, en kısa sürede bertaraf edemezsek, o görünen köye varacağız. Hiç şakası yok.
Ha o varılacak yer var ya, onun da demokrasiyle falan alakası yok.
O zaman, bu durumla mücadelenin de, başka türlü olması gerekir diye düşünürüm…
YERİN KULAĞI VAR
KORKUNUN ECELE FAYDASI YOK:
Hiç kıvırmaya gerek yok. Dün bir kez daha gördüm ki Saner ve ortakları seçimden korkuyor. Adeta olası bir erken seçimi karabasan gibi görüyorlar. O nedenledir ki, “ne kadar ertelersek kardır” mantığıyla hareket eden, her Allahın günü, Devletimiz dedikleri yapının Anayasasını, Yasalarını, Meclis İç Tüzüğünü bile uygulamayacak kadar gözleri dönmüştür. Ama derler ya, “korkunun ecele faydası yok” diye. Nereye kaçarsanız kaçın, gün gelecek ve o sandık kurulacak. Yaptıklarınızın faturasını bu halk o gün size misliyle ödetecek…
MECLİS DEĞİL ÇADIR TİYATROSU:
Eminim dünkü Meclis oturumunu takip ettiniz. Saner ve ortaklarının oynadığı orta oyununu hayret ve ibretle izlediniz. Halkın Meclisini resmen çadır tiyatrosuna çevirdiler. “Ben yaptım oldu”, “Hukuk nasıl guguk oldu”… “Partimle bağım kalmadı, YDP bir suç örgütü niteliğindedir” dedikten sonra, partisi adına komiteye atanacak kahraman vekil. Ve daha fazlası bu oyunda, sakın kaçırmayın…
KİMSE BU KADAR İLERİ GİTMEDİ:
Hala “ülke çıkarından” bahsediyor Ersan Saner. Yaptıklarıyla ülkenin temellerini sallarken, onları bize ülke çıkarı diye yutturmaya çalışıyor. Bunlar bana hep, 1993 ve 2003 seçimlerini hatırlatıyor. Hani iktidarı korumak adına her şeyin mübah olduğu seçim öncelerini. İkisinin de sonu malum. Ne yalan söyleyelim, kamunun canına okunduğu o seçimlerde bile bu kadar ileri gidilmemişti…
TEK CÜMLEDE ÖZET:
Derviş Deniz, eski Maliye Bakanı, ama ülkenin yetiştirdiği aydın insanlardan. Siyasetin çirkefine bulaşmamış, objektif değerlendirmeler yapabilen bir kimliği var. Onun için de her zaman saygın. Diyor ki, “Öncelikle ‘Devletimiz var’ deyip mangalda kül bırakmayan kişilerin bu devletin yapmakla yükümlü olduğu şeylere ve halka verdiği hizmetin boyutuna bakmaları gerekir. Yoksa devlet sadece sağılacak bir inek olarak görülüp sadece sağanlar faydalanacaksa, devletin ne kadar etkin çalıştığı konusunda sorular sormamız gerekmektedir”. Bunca yıldır işte buna seyirci kaldığımız, hatta onay verdiğimiz için buralardayız…
HAKARET SAYARIM:
Birileri “Birlik, beraberlikten söz edin” demiş herhalde, iki lafın biri bu. Şu ülkeye yaptıkları kötülüklerin en büyüğü değil mi halkın birlik bütünlüğünü bozmak? Adaletsiz uygulamalarla ayrıcalıklı kesimler yaratıp, insanları birbirine düşüren kendileri değil mi? Ya basiretsizlikleriyle Türkiye halkının önünde Kıbrıs Türkünü küçük düşüren, kendi halkını ona buna şikayet eden kendileri değil mi? Bunlarla mı birlik beraberlik? Hakaret sayarım…
ANLAT DA AÇILIN:
Sabah katıldığı programda YDP’den istifa edeceğini açıklayan, Meclis’te Saner ile 3 saat görüştükten sonra bu kararını “ileri bir tarihe” erteleyen Bertan Zaroğlu’nun, Saner ile ne konuştuğu henüz bilinmiyor. Hükümetin AD-HOC komitesi kurulmasına neden onay verdiği, bunun karşılığında hangi pazarlıkların yapıldığını biz bilemeyiz. Zaroğlu hiçbir zaman bir beklenti ve talep içerisinde olmadığını, pazarlık yapmadığını söylese de, İstanbul Belediye Başkanlığı seçiminde AKP’li İhsan Yavuz’un dediği gibi, “hiçbir şey olmasa bile, kesin bir şey olmuştur…”
DAHA NEYİ BEKLİYORSUNUZ:
Sözüm, bunca rezilliğe rağmen, hükümetin yaptıklarına sadece itiraz ederek hala daha o çatı altında oturan muhalefet partilerinedir. Adam öyle veya böyle Meclis’te bir çoğunluğu yakaladı. Yasa, kural tanımıyor ve her istediğini de siz ne derseniz deyin hayata geçiriyor. O zaman yapmanız gereken, o koltukları terk edip sine-i millete dönmektir. Siz canınızı yeseniz de Meclis Başkanı dahil, bildiklerini okumaya devam edecekler. Bu saatten sonra Meclis’ten çekilip, ülkeyi erken bir seçime götürmek için zorlamaktan başka çareniz kalmadı…

































