DEMEK DOĞRU YOLDAYIZ - Havadis Gazetesi | Kıbrıs Haber
Cumartesi, Aralık 10, 2022
Köşe Yazarları

DEMEK DOĞRU YOLDAYIZ

Eşref Çetinel

Kaç gündür Rum tarafı Hz. İsa’yı çarmıha germişler de nasıl kurtaracaklarını bilemediklerinin  çaresizliğinde kalmışlar misali toplumca çırpınıp duruyorlar! Lübnan’la İsrail arasındaki deniz yetki alanları anlaşmasının bir benzerinin de Kıbrıs’ta İsrail ve Lübnan ile Güney Kıbrıs arasında gerçekleşmesinden tutun da AB’nin müdahalesine varıncaya kadar abuk sabuk çareler öneriler yumurtluyorlar!

Durum vaziyetlerine baktıkça diyorum ki “demek doğru atılmış bir adımla doğru yolda ilerlemekteyiz..” Düşmanın tepkilerinin yoğunlaşması alınan kararın ne kadar isabetli oluğunu bir kez daha ispat etmektedir..


ŞU BİZİM “Türk Devletleri Teşkilatı’na” gözlemci olarak kabul görülmemizden söz ediyorum. Ki anında sadece Rum tarafı değil.. Şaşkınlık yaratacak bir acelecilikle AB de devreye girerek kararın Kıbrıs’ın bağımsızlık ve egemenliğine vurulan darbe olduğunu açıklayarak olayın tertipleyicisi Erdoğanlı TC’yi kınarken, kararı asla tanımayacaklarını beyan ettiler. “Çünkü hep birlikte diyorlar ki “bu kararla Kıbrıs’ın “bütünlüğüne darbe indirilmiştir!”

TÜM bu tepki ve gelişmelere baktığımızda “demek doğru yoldayız” diyebiliriz.. Ancak zor olan bundan sonrası politikadır..  Ki izlenecek yolun sonunda “siyasi yönden tanınmış bir Devlet oluşumuzun ispatı vücut bulsun.” Hazır mıyız buna? HAYIR! Çünkü ne siyasi kadrolarımız ne de Yönetim erkimizle Devlet dirayet ve irademiz, böylesi “dünyasallığı” içeren “organizasyona” adapte olup taşıyabileceğimiz kabiliyette değildir.. Şöyle ki:

***

ÖNCE öylesi bir dünyasallığı yüklenip sürdüreceğimiz kadrolarımız olduğunu sanmıyorum. 1974’lerden beridir bizim için çalışıp didinen, koşturup politika üreten, 3. ülkelerde hakkımızı savunan hep Ankara oldu! Son olay da zaten Erdoğan’lı TC’nin siyasi iradesi ile gerçekleşti..

BU KONUDA kusurlu olmamış da olsak..  Hatta sonuçta “parlamenter sistem ahkâmlarında dünyanın en demokratik teamülüyle “siyasi kadrolarımızı” seçme ve seçilme hakkında da oluştursak.. Sonuçta böylesi uluslararası örgütler için ne yetişmiş kadrolarımız vardır ne de çok deneyimli politikacılarımız vardır!

BURADA bir parantez açarak yeri ve sırası geldiği için yazayım ki bizim kuşak değerlendirmeleri ile anlamını iyi bilir. Şöyle:

***

İLK LİDERİMİZ  Fazıl Küçük’tü. Fakat “doktor”  demezseniz o adın telaffuzu her zaman eksik kalırdı dolayısıyla tarihe de kazanmışlığı ile rahmet ve saygı ile andığım liderimize “Dr. Fazıl Küçük” derdik. Hatta sadece “Doktor” demek yeterdi..

NE VAR Kİ Dr. Küçük  siyasi sorunların altına girdiğinde “doktorluk” niteliği ile mesleğinin bilgi ve tecrübelerinin  yetmediğini gördüğü yerde çok iyi bir hukukçu olan rahmetlik Rauf Raif Denktaş’ı da sağ kolu yaptıydı.. Ve uzun yıllar Kıbrıs siyasi davasını birlikte götürüp savundulardı.. FAKAT rahmetlik Denktaş siyasi iradenin öne çıkan ilk lideri olduğunda kendi kadrolarını kendisi gibi avukatlardan oluşturdu. Hatta uzun yıllar bu “lider kadroları” bir efsane haline getirdiğimizde “Dr. Küçük Rauf Denktaş, Osman Örek anlaştılar kardeş kardeş” tekerlemeleri bile yapıldıydı.. Devleti de kurarken, Aldıkaçtı, Mümtaz Soysal gibi büyük hukukçulardan yararlandıktı.. Tabi 1974 öncelerinden söz ediyorum.. Ve ekliyorum:

***

OYSA ŞİMDİLERDE nasıl bir siyasi arzu ise memleketin kaderini yüklenmek için politika sahnesine çıkanlar doktorlardan oluşmaktadırlar!

Ki artık “Başbakanlık” makamlarından Belediye başkanlıklarına kadar yeter ki adlarından önce sanları “başkan” olsun merakında yönetim kadrolarında yer alan doktorlarımız “politikanın politikacıları” oluyorlar.. Haklarıdır da..

FAKAT kadroları oluşturamıyorlar, kurumları disiplin altına alamıyorlar, dolayısıyla denetim mekanizmalarını çalıştıramıyor sonunda kendilerini (teşbihte hata olmaz) “Anavatanın müşfik ellerine ve emirlerine teslim ediyorlar!” Anavatanımız da “grak” dedik mi su, “gruk” dedik mi et verdi misali sürekli para pompalayarak ekonomik sıkıntıları izale etmeye çalışıyor ama işte mal meydanda: Ne ekonominin iki yakası bir yere geliyor ne istikrar sağlanıyor ne de sürekli bastıran sorunlara çare oluna biliniyor!  Nitekim:

***

İŞTE MEMLEKETİN HALİ! Dün KKTC’nin 39. Yıl dönümünü kutladıktı. Geçmiş yıllara göre en azından bir tık’lık ileri seviyede oluşumuzla.. Yani “Gözlemci” statüsünde de olsak TDT tarafından kabul gördük..

Fakat bundan sonra 39 yıldır kendi içimize kıvrık yapısallığımızı her halde “öyle geldi böyle gider biz buyuz” siyasetinde ne sürdürme hakkımız vardır ne de bu kararı fantastik bir siyasete dönüştürme hakkımız vardır..

Kısaca bahşedilen bu üyeliği iliğine kadar sömürerek değerlendirmek zorundayız.

***

NE DİYECEKTİM? Peki bu yeni siyasi açılım için kadrolarımız yeterli mi? Göreve hazırlar ml? Yoksa yine tutması bizi sürüklemesi için elimizi Türkiye’ye mi uzatacağız? Bakalım göreceğiz!

***

KISACA TAKILDIĞIM: (ARAMIZDAKİ YABANCILAR SORUNU!) Artık aramıza katılımları günden çoğalarak devam ediyor! Ve artık medyanın haberlerinde daha çok yer alıyorlar! Ancak olumlu misafirlikleri KKTC’ye yönelik katkı ve iyilikleri nedeniyle değil, “aksi büksü” çoğu kanunsuz davranışları ve yaşam biçimleriyle!

ZATEN sorun çözme konusunda ilgili yetkili kadrolarımız görevlilerimiz yetersiz kalıyorlar, aramızdaki “yabancılar” karşısında ise çok daha eli kolu bağlı durumlara düşüyoruz.. Ki artık hemen her gün olumsuzluklarla kanunsuzlukları çakan haberleriyle medyada yer almaktadırlar.

VE BU aramızdaki yabancılar ayni zamanda bizler tarafından da “kaçak çalıştırılarak, sosyal sigorta hakları gasp edilerek, yevmiyeleri asgari ücretin altında ödenerek istismar edilmektedirler!

YANİ artık aramızda hem yabancı ve kaçak sayılması gereken topluluklar vardır hem de “çalışma koşulları ile ücretleri istismar edildiği için” insanlık dışı ayıbımız olması gereken bize ait suçlarımız vardır!

NE VAR Kİ bu ülke Dingonun ahırı da değildir. Tüm organları ile Devlettir. Önemli olan da işte bu organları sosyal haklar da gözetilerek ilgili yasalarla perçinleyip dirlik düzenler sağlamaktır.. Maalesef KKTC’yi kurduk kuralı bu dirlik düzeni sağlamayadık! İnşallah başka bahara mı diyelim? İnşallah!

 

Tepki göster
Bayıldım
1
Bayıldım
Huzurlu
0
Huzurlu
Hahaha
0
Hahaha
Üzüldüm
0
Üzüldüm
Hayran Kaldım
0
Hayran Kaldım
Facia
0
Facia
Web tasarım ve geliştirme : Baba Bilgisayar